Ordada görünüyor zaten. İsmim Selin Topçuoğlu.
Bu siteye neden üye olduğumu bilmiyorum.
Belkide herzaman içimi boşaltabilicek bi yer olsun istediğimdendir.
28 temmuzda dünyaya gelmişim. 2 gün erken.Bu siteye neden üye olduğumu bilmiyorum.
Belkide herzaman içimi boşaltabilicek bi yer olsun istediğimdendir.
(bence iyiki de erken olmuş 30u sevmem)
Boyum 1.60 civarında. Elbet bi gün uzıcak. İnanıyorum
44-45 kilo kadarlardayım. Ne kadar yesemde boyutlarımı değiştiremiyorum.
(ki şu aralar küçük bir öküz kadar yiyorum)
Kumralım, gözlerim koyu kahve. Tam kahverengi yani.
Burnumu pek sevmem. Ama kendimle barışığımdır.
Coğrafyayı anlamam. Biyolojiyi anlamam. Fiziği hiç anlamam.
Yanımdan giden adamın nasıl bir hareket sergilediğini,
düzgün mü hızlanır yoksa yavaşlar mı, merak etmiyorum.
Fizik hocaları kusuruma bakmayın ama bence hayatınız boş.
İngilizceyi severim. Nedense son zamanlarda çok iyi anlıyorum.
Kitap okumayı severim, beni bi kenara bırak kitapla, unut sonra.
Film izlemeyi çok severim, filmin içinde kendimi kaybederim.
Fotoğraf çekmeyi aşırı severim. Saatlerce kendi kendime foto çekinebilirim.
Daha sonra üzerinde çalışmayı dönüp dönüp bakmayı severim.
Müzik dinlemeyi aşırı severim, çok dinlerim.
Hayko Cepkinden girer Şanışer'den çıkarım.
Twisted Sister'ın üstüne Akon onunda üstüne Ferdi bile dinlerim. Moduma göre yani .)
"Ay ben hiç Yıldız Tilbe dinlemem ben Simple Plan’dan başka bişey dinlemem!"
diye viyaklayan sevgili hemcinslerimi de dar perspektifli olarak görürüm,
üstüne bide gülerim onlara .) Zavallıların dünyası küçük, kusura bakmasın kimse.
Bu arada Galatasaray aile takımımdır.
Küçüklüğümden beri dedemin türlü Fenerbahçe’ye kaydırma tekliflerine rağmen,
hala Galatasaraylıyım.
Bi ara futbolla felaket bozmuştum.
Kezman’ın Fener’de olduğu zamanlarda, ama şimdi pek takip edemiyorum.
Ama bence dünyanın en iyi şut çeken adamı Roberto Carlos’tur.
Dünyanın en yakışıklı futbolcusuysa Mateja Kezman’dır.
Kezman’la Kezban diyerek dalga geçenleri çok antipatik bulurum.
Sanki kendi isimleri veya soyisimleri yada annesinin babasının ismi çok düzgünmüş gibi.
Bu tip insanlara aynaya bakıp sonra karşıma gelmeleri tavsiye ederim.
Kezman’ın futbolunu pek desteklediğimi de söyleyemem kusura bakmasın.
İnsan mevzularına gelince;
İnsanlardan çok çabuk sıkılırım.
İnsanlarla pek iletişim kurma uğraşında değilimdir.
Beni ıssız adaya at, bırak, kaç, ben orda tek başıma kafa dinlerim.
Gayet güzel güler eğlenir, mutlu mesut yaşarım.
"Komşu komşunun külüne muhtaçtır" derler ama ben komşunun külünü bile istemem.
Tek başıma kalmaya bayılırım.
Üstüme gelen insanlardan itinayla kaçarım.
Kimsenin üstüne çok gitmem.
Eskiden sanırım öyle huylarım vardı, ama son bir senede milat geçirdim.
Bazen çok sevdiğim insanları hiç göresim gelmez.
Bazen çok nefret ettiğim insanlarla muhabbet edesim gelir.
Bazen en sevdiğim insan, bana en uzak olandır.
Bazen en nefret ettiğim insansa bana en yakın olan.
Doğru-yanlış kavramım yok. Bana göre her şey doğrudur.
İnsanların birbirini üstünde yaptığı yorumların hiçbir değeri olmadığını,
şu son 1 senede çok iyi anladım. Dolayısıyla ne kimse hakkında yorum yaparım, .
ne de hakkımda yapılan yorumları takarım.
Eskiden oturur saatlerce insanları ve hakkımda konuştuklarını düşünürdüm.
Sonra dediğim gibi bir milat geçirdim,
Ve bu sefer en sevdiğim insanların ne konuştuğunu bile duymaz hale geldim.
Hani desen Selin ben sana az önce ne dedim diye, bilmiyorum derim.
Umrumda olan neredeyse hiçbir şey kalmadı .)
Aslan burcuyum.
Ve burcumu çok severim.
Ukala, inatçı, çocuksu ve dengesiz olduğumu kabul de ederim.
Kusura bakmayın burcumun özelliği .)
İnsanları pek özlemem.
Kendi çapımda özlediğim insanların yerini doldurmayı öğrendim.
Özlemi geçiştirmeyi öğrendim.
Uzun zamandan beri, özlemler bi türlü geçiştirilirler benim için.
Özlem de çok şey ifade etmez bana.
Hevesperest bir insanım.
Bir kaç sene yüzücülükle uğraştım.
Daha sonra yan flüt merakı aldı beni.
Birkaç zaman flüt çalıştım ama sonra flüt beni sıktı, gitara merak sardım.
Notaları ve yerlerini öğrendikten sonra bıraktım.
Ve piyanoyla ilgilenmeye başladım.
Yazdıklarımı beğenirler.
Eğer bir metin olarak birine cevap yazmam gerekirse,
kalemimle yerden yere vururum, bi daha konuşmamak üzere susturabilirim.
Kelimeler, cümleler ve paragraflar daha çok konuşurken değil de yazarken aklıma gelir, süslenir ve yer bulurlar.
18’ime girdiğimde her şeyin yeniden bir milat olacağını düşünüyorum.
Yani bütün dünyanın değişeceğini…
Dünyanın öbür ucuna gitme hayalleri taşıyorum.
Aslında gittiğim yer, Bursa’nın öbür ucu da olabilir beni entrese etmez.
Önemli olan sil-baştan bir çevre de tanıdıkların ve ailemin kapsama alanı dışında,
biraz sessiz ve yalnız bir hayat yaşamak.
Benimsediğim felsefeler, bugüne dek yaşadıklarımın resmidir.
Yani yaşadıklarıma göre hayatımı şekillendirdim.
Bazen düşünürüm, bir sonuca varamam.
Gelecekle ilgili pek planım yoktur.
Genelde büyüyünce farklı şeyler hayal ederim.
Ve genelde absürt şeylerdir. Gerçekten gelecekte ne olacağımı bilmiyorum.
Ama tek istediğim, ne babama, ne anneme, kimseye benzememek.
Aslında iyilerdir. Onları seviyorum.
Ama bu onlar gibi olmak istediğim anlamına gelmez.
Babam iyidir anlayışlıdır, üstüme gelmez.
Annem, biraz yanardönerdir. Bazen severim, bazen sinir olurum.
Esasında iyi kadındır ama hafta sonu planlarımı mahvetmekte üstüne yoktur.
Beni çok sever ve ne yazık ki kimseyle paylaşamaz.
Bu yüzden hafta sonu planlarım genelde hep yolda kalır.
Abimse, yaptığı uyuzluklara rağmen abimdir.
Sürekli beni sinir etme çabaları içinde olmasına rağmen onu seviyorum.
Oturur abuk sabuk gerizekalıca şeylere kafa yorarım.
Asıl düşünmem gereken şeyleri ise genelde pek düşünmem tarzım değil .)
Büyüyünce ne olacağımı bir an önce bulmalıyım.
ÖSS yada yeni adıyla her neyse işte,
nefret ettiğim düşüncelerin başında geliyor.
Kimsenin doğru bulmadığı bir sınav sistemi,
neden hala yürürlükte duruyor anlayamıyorum.
Ayrıca ben okumadan ne olacağıma karar veremem.
Büyük ihtimalle ben üniversiteyi bitirdiğimde hala ne olacağımı arıyor olacağım.
Dedikodu ve iki yüzlülük yaka silktiğim ve tiksindiğim şeylerin başında gelir.
Allah öyle insanlarla karşılaştırmasın beni.
Dürüst insanlara saygı duyarım. Değişik insanları severim.
İnterneti çok kullanırım. Nedeni; takılacak insan aramam değil,
insanların basitliğine daha iyi şahit olup gülüp geçmemdir.
Etrafta mal insanların çoğaldığını fark etmekteyim.
Gittikçe Malistan’a dönüştüğümüzü düşünürüm.
Atatürk’e saygım vardır. Laf eden insanı hiç sevmem.
Perspektif darlığı ve sabit görüşlülük, bence bir insanı küçük düşüren şeylerdir.
Tanrı’ya inanırım. Müslüman’ım. Din bence sübjektiftir.
Bu yüzden benim dinim kendime. Tanrı’ma oturur arada dua ederim,
Türkçe konuşuruz. Beni sever, korur kollar. Sevdiği bir kuluyum bilirim.
O yüzden saygımda kusur etmem. Beni izler güler bilirim .)
Genelde nerde olmayacak ortam nerede olmayacak olay varsa Tanrı’m beni dener .)
Ben buradan gülerim, o yukardan güler. İyi ki var.
Biz Tanrı-kul ilişkisinden çok dost gibiyiz. Beni anladığını biliyorum.
Bir cümle, bir şarkı, bir kelime beni ifade edebilir.
Uzun uzun yazarım, okumayı bilmeyenin içini bayarım, konudan konuya atlarım.
Kendim okurken yazdıklarıma gülerim.
Büyük ihtimalle ben bu özgeçmişi yazarken pek çok insan yarıda bıraktı.
Bende onlar okusun diye yazmadım zaten.
İnsanların söyledikleri benim için bişey ifade etmez.
Hakkımda konuşulanları iletenlerden duyar, gülmekten yarılırım.
Aylin'le Gizem'e anlatırım, onlarda yarılır. Topluca yarılırız.
Durup durup yemek yerim. Evde kendi kendime oynadığım da oluyor.
Hadi deli oğlan, şekline girerim. Tabi keyfim yerindeyse.
Telefonumu çok severim.
Aramızda telefon ve sahibi ilişkisinden çok daha duygusal bir ilişki vardır.
Bana telefon pek dayanmaz, ama şu 2-3 aydır falan bende.
Geçenlerde yataktan fırlattım ekranı çizildi, çok üzüldüm uyuyamadım .(
Öyleyiz biz.
İnadımı sevmezler. Ben çok severim.
Deli inadım vardır.
İnat uğruna her şeyi yaparım.
Kolay kolay küsmem.
Kolay kırılırım.
Yarım kalanlara rağmen, ben yarım kalmadım çok şükür.
Atar yapan, tavır yapan insanlara bazen tahammül edebilirim,
bazense hiç çekemem, kırıcı olabilirim.
Bu kadar özgeçmiş yazdım ve hala yazacaklarım bitmedi diye düşünüyorum.
Ama burada bitiricem peki.
Ben benim işte.
Yeter.
Hadi by.

0 yorum:
Yorum Gönder