1 Ekim 2010 Cuma

Merhaba,

Siz buna ne ad veriyosunuz bilmiyorum ama ben acı çekiyorum.
İçimde tutamadım bak yazdım yine.
Hani seni özlediğimi de içimde tutamayıp söylediğim gibi işte.
Sonra sen öğretmiştin bana her şeyin söylenmemesi gerektiğini.
"Benden bişey bekleme, bi daha olmaz" dediğinde öğrendim içime atmayı.
Bigün yine benim olursan, işte o zaman devam edicem buraya yazmaya.
    Hoşçakal sevgilim, öp kendini benim için.

24 Ağustos 2010 Salı

Erkekler ne ister, Kadınlar ne ister.

Bugüne kadar kendime sordum durdum.
Hani hissettiklerimiz bu kadar aynıyken neden anlaşamıyoruz.
"Erkekler ne ister ?" sorusu. Bunu çoook önceden durum yapmıştım Face'te.
Yine oturdum oturdum düşündüm. Uyuyamıyodum ve beynim aptal bi C vitamini iğnesi yemişçesine, Oscar'lık senaryolar yaratıp, konudan konuya atlıyodu.

Hani şu "dış görünüşle ilgilenmiyorum, içe bakıyorum" tamamen yalan biliyosunuz dimi ?
Şu herkezin inandığı "kişilik tipi 5e katlarmış" lafı da yalan onu da biliyosunuz dimi ?
Yani iyi bi insan olmanın elbette muhteşem bi değeri var. Ve en değerlisi de bu.
Ama bu tamamen tamam değil. Ajdar çok iyi bi adam olsaydı, onunla çıkarmıydınız ?
-Şu an hayatım boyunca gördüğüm en berbat erkek profiline örnek arıyorum, bekle.-
Hıh! Recep İvedik, Dünyanın en müthiş, en iyi kalpli insanı olsa, onla çıkarmıydınız ?
Buna cevabın evetse hacı, bil ki kendini kandırıyosun. Kafanı kaldır da dünyaya bak.
Tamam tekrar ediyorum, tip hiçbi zaman herşey değil, hiçbi zaman da olamaz.
Ama kendine gel, eline yüzüne bakılır bi insan olmak lazım dimi ?
Yok ben kadere bırakıyorum bu işi diyosan, seni sen olarak görücek olan insanı ancak kendini senin gibi kadere bırakmış bulabilirsin, onun da bi erkek olma olasığı olsa olsa %0.05 falandır. Bulursan ne mutlu sana. Ama biliyorum, bulamıcaksın. Kusura bakma.

Hani konuşup duruyoruz ya, erkekler dış görünüşe bakıyolar bilmem ne diye.
Abi ben erkek olsam, bende bakardım. Hatta hepsinden çok bakardım.
Adriana Lima gelcek sana çıkma teklif etcek, sen gidip "yok hacı ben almıyım" diyip sınıfındaki avel kızlardan biriyle mi çıkcaksın ? Uyanmak lazım. Gerçek bu.
Güzel olmak şart yani. Hı ama seviyeleri olur. Az güzel, güzel, çok güzel kızlar.
O zaman erkeklere de seviye ekleriz bizde. Eh işte, idare eder, geçerli ?
Buda bize yakışabilir o zaman.

Hatta ve hatta bu gece ne istediklerini de kaptım. Valla billa anladım. Keşfettim yani.
Aydınlatıyım sizi. Güzel bi kız olmanızı istiyolar. Elinize yüzünüze bakılsın.
Muhabbetiniz iyi olsun istiyolar. Hani konuşulabilsin, baymasın.
Güvenilir olmanızı istiyolar. Arada duygusallaşırsa, bunu sır olarak saklamanız için.
Dürüst olmanızı istiyolar, yalanı hiçbi insan evladı sevmediği için.
Sadık olmanızı istiyolar, eh arkadan vurulmayı da kimse istemez.
Rahat olmanızı istiyolar, çünkü kasılmış insanla takılmak zordur.
Susmanızı istiyolar, 7/24 dırdır yapan kıza ben bile katlanamam.
Aptal kızsal mevzularınızı duymak istemiyolar, onları ilgilendirmediği için.
Azcık aptal olmanızı istiyolar çünkü zeki kızı kızlar bile sevmez.
Kıskançlığın dozunu abartmamanızı istiyolar.
Tamam biraz kıskanılmak iyi gelir ama aşırı kıskançlık yapıp boğmanızı istemiyolar.
Güvenilmek istiyolar, ama çokta değil.
Gerektiğinde çocuklaşıp, gerektiğinde olgunlaşmanızı istiyolar.
Çünkü kimse kız kardeşiyle yada annesiyle çıkıyomuş gibi hissetmek istemez.
Sanki ona muhteşem bişeymiş gibi davranıp, onsuz olamayacağınızı belirtmenizi,
Ama buna inandıkları an onları dünyaya indirip güçlü olduğunuzu göstermenizi istiyolar.
Sürekli aramanızı istiyolar, ama bazen aramayıp merak ettirmemenizi de istiyolar.
İstediklerinde size ulaşmak istiyolar, ama aslında ulaşamayınca sizi daha çok istiyolar.
Kaçmanızı istiyolar, ama çok kovalamak da istemiyolar.

Doğruyum dimi ?
Bunu bugüne dek olan ilişkilerinizi düşünüp okursanız daha çok hak verceksiniz.
Aslında o kadar da zor değilmiş yani daha çok "yapıyormuş gibi yapmak"la ilgili.

Ama oturdum düşündüm de.
"Madem bu kadar basit, neden anlaşamıyoruz ? O zaman kadınlar ne istiyor?"
Ve şuanda bunu yazabilmem için , daha 8608496849 fırın ekmek yemem lazım.
Çünkü ben ne istediğimi hayatım boyunca hiç bilmedim.
Ama en basit şekilde hiç uzatmadan buna şöyle cevap verebilirim.
A) Herşeyi. B) Sahip olduklarından daha fazlasını.
Sanırım burda da haklı olabilitem var. İşte böyle. İyi geceler.

22 Ağustos 2010 Pazar

Bunun başlığı yok sevgilim.

Parlak yıldızlar karanlık yalnızlıklara ışık yakmış bekliyor.
Bir gece daha gündüze özenip bitiyor.
Minik balkonumdan izliyorum karanlığın şehre olan hakimiyetini.
İçten ve masum bir sesle şarkı mırıldanıyorum hafifçe.
Sözlerin ritmiyle senfoni oluşturan hıçkırıklarımı,
Gecenin koyu karanlığına karıştırıyorum.
Söylenilenlerin kalıp ölçülerine farklı anlamlar yükleyip,
Umutlarımı birkez daha yaralıyorum.
Sonra bitti deyişin geliyor aklıma.
Bende nelerin başladığını bilmeden "bitti" diyorsun.
Yaşananları rahatça sindirebilen tavırların kırbaçlıyor içimdeki aşkı.
Giderken sadece kırık bi kalp ve birazda gözyaşı bırakıyorsun bana.
Şehir de sakin ve suskun. Sanki acımı hissediyor gibi.
Ama perdeler inmiş senin gözlerine.
Görmüyor musun ? Yarım kalmış aşklar var biyerlerde.
Bu hikayenin kahramanı tek değil.
Başaramıyorum yalnızlığı. Panzehir ol zehrime.
Gitme.
Hadi anla artık. Sensizliği içime gömmek bana göre değil.
Ömrümün kıyılarında gelip gidişlerinle,
Aklımdan silip atamadığım senli hayaller gözümün önünde.
Sen hayatımın kesip atamadığım kangren yanı. Gitme.
Gidersen bi yanımı toprağa gömmüş olucam senle.
Benden de gitmemi isteme.
İsmini anmadan gitmek çok zor.
Ayrılıklar gitsin sen kal benimle .

.                  selintopçuoğlukalpmehmetcanakkankalp.*

17 Ağustos 2010 Salı

Hepinizinağzınasıçayım.

Benim asıl sinirimi bozan şey,
Herkesin herşeyi çok bilmişlik edasıyla kendini nazik olmaya zorlaması.
Nasıl yapabiliyosunuz bunu ? Ya da neden yapıyosunuz ?
Evet gençler sorumuz buydu. Yani SORUNUMUZ.
Baksanıza hepiniz derin bi bok çukuru içinde hapsolup kalmışsınız.
Ve hala nazik davranıyosunuz mınakoduğum insanları. Hala !
Kabalaştım. Çünkü beni siz böyle yapıyosunuz sikko beyinliler.
Ben onyedi yaşıma daha yeni girdim.
Bazı şeylerin farkına yeni yeni varıyorum.
Bazen eksik, yalnız ve çaresiz hissediyosun.
Sonra ne mi oluyo ? Yazıyosun.
Peki sonra noluyo ? Bazı insanlar sana hak veriyo, seni anlıyo.
Ben onyedi yıldır kendimleyim. -tamam bazen kendimi kaybettiğimde oldu ama-
Onyedi yıldır lan onyedi yıldır ! Ben onyedi yıldır kendimi anlamış değilim.
Benim annem babam beni anlıyamıyo, sevdiğim insanlar beni anlıyamıyo.
Peki siz orda gavuramı gibi oturup götünüzü yayarak beni nasıl anlıyabiliyosunuz ?
Ne sanıyosunuz lan kendinizi !
Gerizekalı bi psikolog havasında "anlıyorum" diye bızıklayıp duruyosunuz.
Anlamıyosunuz. Anlamıyolar. Kimsenin bi sik anladığı yok.
Ben de sizi anlamıyorum. Anlayamamda.
Zaten ben buraya beni anlayın diye yazı yazmıyorum bebeler.
Sadece lağıma dönen beynimdeki fareleri salıyorum.
Beynimi kemiriyolar. O kadar.
Ben her an bu nazikliğiniz ve yapmacıklığınız için biraz daha kusuyorum.
Midem ekşiyor. Daha fena oluyorum.

Sadece 5 dakikalığına gelecek için neler hayal ettiğinizi düşünün.
O adamı, evinizi, çocuklarınızı, işinizi, mutlusunuz. Pembe bi klozetiniz bile var.
Ve hemen gidin sıçın, kusun, işeyin.
Bakın bu kadardı.
5 dakika bile sürmedi dimi ?
Sizin o hayallerinizi süslediğiniz gelecek NAH gelecek.
Başkalarını anlamayı kesin.
Ve şimdi siktir olun.

14 Ağustos 2010 Cumartesi

O bir daha geri gelmiycek..

Siz hiç herşeyinizi kaybettinizmi ? -Ben kaybettim. Birkaç yıl önce.
Annem, babam, arkadaşım, dostum, kankam. Hepsi oydu. Herşeydi o.
Uğursuz gün. 4 Ekim 2007 Perşembe.
Sonun sonunun sonununa gelmiştim.
Çok mutsuzdum. Çünkü o hastanedeydi. O, dedem.
Ama biliyordum. İyileşicekti. İyileşmek zorundaydı. Beni bırakıp gitmezdi o.
Annem hastanede onun yanında kalıyordu.
Yarım saatte bi arayıp dedemin durumunu soruyordum. İyi diyordu bana, iyi.
Babama ısrarla beni hastaneye götürmesini söylüyordum.
Çünkü dedemi mutlaka görmem gerekiyordu. İçim hiç rahat değildi.
Yarın gidicez, söz, dedi. Ama o yarın hiç olmadı.
Sonra telefonuma bi mesaj "başın sağolsun."
Hayır dedim. Hayır olamaz. Ölmedi o. Ölemez. Ölmez. Gitmez beni bırakıp.
Annemi aradım hemen. Dedem nasıl dedim.
Sustu önce. Sonra derin bi nefes aldı. İyi dedi, iyi.
İnandım. Belkide inanmaktan başka çarem yoktu o an.
Sonra babam geldi. Konuşmamız gerekiyor diyerek abimi ve beni odaya çağırdı.
Söyledi işte. O lanet cümleyi söyledi. Öldü dedi. Öldü !
O cümleden sonra hatırladığım tek şey, yere yığılışım ve kulaklarımdaki korkunç uğultu.
Öldü o. Bidaha gelmiycek. Hiç. Kelimeler o kadar anlamsız ki..
Bidaha onun maviş gözlerini hiç göremiycem.
Bidaha sabahları gıdıklayarak uyandıramıycam onu.
Bidaha sigara içtiği için kızamıycam.
Anlatamam şuan hissettiklerimi.
Unutmıycam seni hiç. Dünyanın en iyi insanı olduğunu hiç unutmıycam söz.
Beni böyle bırakıp gittiğinide unutmıycam. Daha son kez sarılamamıştım bile.
Neden beklemedin ?
Şimdi kim hergün kurabiye alıcak bana ? Kiminle yiycem jelibonlarımı ?
Kışın ortasında dondurma istiyorum diye tutturduğumda,
senden başka kim simit yemeğe ikna edebilirki beni ?
Kimin omzuna çıkıp dut toplıycam ?
Kiminle kedilere mama hazırlıycaz ?
Köpeğimizi kiminle birlikte yıkıycam ?
Kimin dizine yatıp film izliycem ben ?
Tatillerimi kiminle geçiricem ?
Senin o küçük yastığına kim yatıcak şimdi ?
Böyle zamansız gidilir mi ?
Daha ektiğimiz şeftaliler bile meyve vermemişti.
Hani ilk şeftalimizi birlikte yiycektik ? Söz vermiştin.
Daha salıncak kurucaktık bahçemize.
Neden gittin beni böyle yalnız bırakıp ? Söylesene neden, neden !

O rüyamdaydı bugün. Gerçek gibiydi aynı.
Geldi. Biliyorum.
Dizlerinin üzerindeydi kapıdan içeriye girerken.
Sonra odanın ortasına oturdu.
Titreyerek bana baktı o masmavi gözleriyle.
Ama gözleri ışık saçmıyodu artık.
Burda çok yakıyolar dedi, çok yakıyolar..

.

29 Temmuz 2010 Perşembe

OnyediOnyedi.*

Bugün benim 17min ilk günü.
İçim kıpır kıpır ama bi yandan da büyüyor olmanın verdiği burukluk var.
Kabul etmek gerek güzel bi 16 yaş geçirdim.
Tüm aksiliklere rağmen, baktığımda mükemmel bi dost var elimde.
16'mda buldum onu. Gizem Aşık. kalp.
Hep uğur getirdi bana, hep güldük birlikte.
Ve Tanrı en büyük mutluluğu 16mın sonuna saklamış sanırım.
Evet son 4 ay..
Sevgilim, seni seviyorum.
Bak 16m bitti, 17 oluyorum. Büyüyorum, olgunlaşıyorum.
Seni dünyadaki kötü olan herşeyden uzak tutmak istiyorum.
Ben bizi korurum. Çünkü sen korkarsın tamam mı ?
Hayatım boyunca hiçbişeyden korkmadım ben.
Ama sen kendin söyledin. Sen safsın sevgilim, kanarsın. Canın yanar.
Ben varım. Bize zarar gelmesin diye herşeyi yapabilirim.
Sen bunu bilmezsin, ama yapabilirim işte.
Hem zaten büyüyorumda.
Gerçi ben ne kadar büyürsem büyüyim hep senin miniğin olarak kalıcam.
Bu değişmicek unutma. Değiştirmeyede çalışma.
16'ma dek yoktun. Ama bundan sonra hep ol istiyorum.
Ben her doğumgünümde yalnızdım.
İzin verirsen artık bundan sonrakilerin hepsinde seninle olmak istiyorum.
Bugün eğer bu kadar huzurluysam, sen benimle olduğun için.
Seninle iyileşmeyi seviyorum. Seninle büyümeyide. Hayat anlamlandı seninle..
Yüzün yüzüme yakın olduğunda sanki mıknatıs gibi sana çekildiğimi hissediyorum.
Senin omzunun üstünden gördüğüm dünya muhteşem.
Sen yanımdayken işte şimdi tamamlandım diye düşünüyorum.
Şuan dünyanın ikimizin dışındaki geri kalanı zerre kadar umrumda değil.
Kıyametler kopsun, dünya isterse yuvarlak şeklinden tepsi şekline bürünsün.
Denizler yansın, güneş gidip bi daha hiç gelmesin. Hiçbiri umrumda değil.
Ben iyiki doğmuşum. Ve sen iyiki beni bulmuşsun.
Kaybetmemek dileğiyle, 17ime hoşgeldin benimle birlikte :)

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Bigün geleceğimiz gelicek.

Az önce yatıyordum. Tavanı izliyordum. Sonra gözlerim elime gitti.
Tırnaklarıma, ojelerime. Beyaz.. Sen çok beğenmiştin.
Ellerimi ellerine alıp tırnaklarıma dokunmuştun. Çok güzeller demiştin.
Şimdi hatırladımda ilk buluşmamızda da pembe oje sürmüştüm.
Dur dur geçmişi bırakıp geleceği düşünelim birazda.
En baştan alalım şimdi bekle.
Ben her sabah uyandığımda senin yanına gelmeliyim aslında.
Sen yatağında mışıl mışıl uyuyo olucaksın.
Ben seni öyle görünce gülümsiycem. İyiki var diycem senin için..
İyiki var, iyiki benim, iyiki sevmişim onu.
Sonra biraz daha yaklaşıcam, saçlarını okşayıp battaniyeni düzelticem.
Yerin varsada yanına kıvrılırım biraz zaman geçirip kahvaltı hazırlamaya giderim.
Krep yapıcam bazen, bazen omlet. Bide çay demlerim sana, sevdiğin gibi.
Bahçemize kurarım kahvaltı soframızı, herşey hazır olunca gelip uyandırırım seni.
Geldiğimde sana 'aşkıım' diye seslenip öpücüklere boğucam.
Sende o dünyalar güzeli gözlerini açıp gülümsiyceksin bana.
Sonra tekrar kapatıp 'beş dakika daha yaa' diye mırıldanıp şımarıklık yapıcaksın.
Bende beş dakika daha uyuyuşunu izleyip tekrar uyandırıcam seni.
Şakalaşıcaz falan. Sen beni uyumaya ikna etmeye çalışcaksın.
Bende 'hadi kalk kalk kahvaltı' hazır diycem. Birlikte kahvaltımızı edicez.
Sen gazetelerin spor sayfalarına bakıcaksın. Ben sana yeni çay koyucam.
Kahvaltımız bitincede tabaklarımızı birlikte mutfağa taşırız.
Ben bulaşıkları yıkarken yüzüğümü çıkardığımda,
'O yüzüğü hemen tak parmağına, hiç çıkmıycak demedim mi?' diye azarlıcaksın beni.
Sonra bende sana sarılıcam. Ben bulaşıkları yıkarken sende müzik açıcaksın.
'Aşkım değiştir bu şarkıyı hiç sevmiyorum' diycem ben.
Sende bizimle ilgili bi şarkı açıp 'pekii bu sana ne hatırlatıyor?' diceksin.
Duyar duymaz gülümsiycem. Sonra sende dudağıma bi öpücük kondurcaksın.
'Bidaha' diyip şımarıklık yapıcam. Sonra tekrar öpüceksin.
Bazen alışverişe falan çıkıcaz.
Ay sonunda kredi kartı ekstresi geldiğinde sen bana söyleniceksin.
Bende 'sen arabanın jantlarını değiştirdin yaa' diyip üste çıkmaya çalışıcam.
Ama hiç küskünlük olmıycak bu tartışmaların sonu.
Gezmelere gidicez birlikte. Ben hazırlanırken sen odanın kapısını çalıcaksın.
Bende 'gel' diycem. İçeri giriceksin ve senin o muhteşem kokun dolucak odaya.
Sonra 'çok güzel olmuşsun' diyceksin bana.
Bende içime senin kokunu çekicem derin derin. Sımsıkı sarılcam.
Akşam eve döndüğümüzde televizyon izliycez birlikte.
Sen maç izlerken, ben 'birazda dizilere bakalım' diye söylenicem.
Kumandayı ele geçirme konusunda tatlı tatlı tartışıcaz.
Sonra ben kanepeye uzanıcam. Sende gelip 'aşkım yatağına git' diceksin.
Ben huysuzluk yapıp 'ben böyle iyiyim aşkım' dicem.
Senin için rahat etmicek, beni yatağıma taşıcaksın.
Tokalarımı çıkarıp saçlarımı okşıcaksın. Sonra ben biraz uyuyup uyanıcam.
Yatakta olduğumu görünce şaşırıcam. Beni taşıdığını hatırlayıp, seni uyandırıcam.
Sonra 'seni öpmeyi unuttum, öpmezsem kabus görürüz' diye fısıldaycam.
Uzun uzun öpücem. Ve huzur içinde uyuycaz..
Biz birlikte uyuyup uyanmalı, ay sonunu nasıl denk getiriceğimizi birlikte düşünmeliyiz.
Seneler sonra kızımız bana 'anne sen en çok kimi sevdin' demeye gerek duymamalı.
Babasına hep çok aşık olduğumu bilmeli.
Ve biz ömürlerimizi böyle bitirmeliyiz..

10 Temmuz 2010 Cumartesi

M.*

Çünkü onun gözlerinde kendimi hiç bi yerde göremediğim kadar net görebiliyorum.
Çünkü onun kirpikleri çok güzel.
Çünkü o pizza yapabiliyor.
Çünkü o ben yemek yapamıyo olsam bile beni çok seviyor.
Çünkü o mercimek de yapabiliyor.
Çünkü o çayı 2 şekerli içer. Bardak büyükse 4
Çünkü ellerim üşürken beni yalnızca o ısıtır.
Çünkü o benim göğsüne yatıp uyumayı istediğim tek insan.
Çünkü bi tek onun yanında ateşim çıkıyor.
Çünkü ben onu çok seviyorum.
Çünkü o saçlarımı okşamasını sevdiğim tek insan.
Çünkü battaniyelerimizi paylaşacağımız günleri bekliyoruz.
Çünkü bizim pempe vosvosumuz olucak.
Çünkü biz birbirimizin herkesten çok herşeyiyiz.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Saçmalamayıseviyorum* ihi mihi ^^

Selam ben gerizekalı.
7 buçuk yaşındayım. Burcum aslan.
Kolayı çok severim. Bide çok güzel omlet yaparım.
Aslında yapmak isteyince herşeyi çok güzel yaparım.
Biberle bamyayı ayırt edemezken şmdi usta aşçı olma yolundayım.
Bişeyi kafama koyarsam yapana kadar her yolu denerim.
Bişeyi yapmamakta direniyosamda onu kimse yaptıramaz bana.
Hep canım sıkılır. Dünyaya karşı gayet relax ve vurdumduymazım.
Bitek sevgilime karşı öyle değilim. Çünkü ona aşığım.
Sürekli konuşurum. Mesela saniyede 155 kelime söyleyebilirim.
Neden 155 ? Bi sebebi yok.
Mesela demeyi severim. Mesela şimdi bi kez daha mesela demiş oldum.
Burak'ın mesela'ya besele deyişine hastayım çküper.
Bide o öküzün sesi çok güzel. Ulusoyfun açalım ona. Albüm yapalım.
Hayvanları severim. Bu durumda Gizem Aşık'ıda sevmiş oluyorum.
Sevgilim kedileri çok sever.
Kedileri bende severim. Ama olsun Gizem Aşık kalp.
İğrenç espri yaparım. Bide sonra gülerim.
Ben gülerken işeriz hep beraber.
Konuşurken istemsiz olarak kaşlarımı çok hareket ettiririm.
Mimiklerime çok gülerler. En çokta Gizem salağı güler.
Bide benim annem var bitane. Çok uyuz ama çok seviyorum onu.
Annem. Annem işte o benim. Bitanecik annem.
Şey. O burayı okuyor galba.
ANNE SENİ SEVİYAĞĞMM.
Lüften bidaha sinirlenip pc'yi kapama tamam mı.
Bide artık twitter'a geçtim buraya fazla yazmıyorum biliyosun şdkfşl
Hadi öptüm .d

16 Haziran 2010 Çarşamba

Merhaba sevgilim..

Merhaba meşgul çocuk. Uzun zamandır görüşemüyoruz.
Nasılsın ? - Ben iyiyim. Yani iyi gibi yapma konusunda iyiyim.
Şimdi dur lütfen.
Ellerime son dokunuşunu düşünüyorum.
Son bakışın aklımda ama gözlerini tarif et deseler edemem.
Sonra bide gülüşünü hatırlıyorum ama dudaklarını anlatamam.
Çayı karıştırışını hatırlıyorum. Ama ellerini, parmaklarını anlatamam.
Ses tonunuda tarif edemem ama şarkı söyleyişin hala kulağımda.
Merhaba birlikte hayaller kurduğum çocuk.
Kafamda o kadar çok fotoğrafımızı çekmişimki, aklımdan silinmiyor.
Ellerin, yüzün, saçların, sakalların, gözlerin, dudakların nasıllar ?
Özledim onları. Ama epeydir yoklar.
Sende yoksun. Senide özledim.
Merhaba içimde özlemi hiç tükenmeyen çocuk.
Dün gece gökyüzü senin kokunu getirdi bana.
Rüzgar saçlarımı okşadı ama seninki gibi değil.
Sen saçlarımı okşarken ellerinin sıcaklığını hissederdim.
Merhaba sıcaklığıyla içimi eriten çocuk.
Gözlerinde dalıp boğulmayı özledim.
Düşünüyorumda seninle aynı şehirde olmak yetebiliyor bazen.
En azından senin verdiğin karbondioksiti içime çekiyorum.
İçin, içime geçiyor. Mutlu oluyorum.
En azından'lı cümleler kurarak doyurmaya çalışıyorum sana aç olan kalbimi.
Ama bazende bunların hiçbiri yetmiyor.
Nefesin sadece benim olsun, gözlerin sadece bana baksın istiyorum.
Merhaba herkesten deli gibi kıskandığım çocuk.
Her gece benimle uyuyup, yeni güne benimle merhaba demeni istiyorum.
Merhaba, şimdi merhabalarımdan sıkılan çocuk.
Merhaba sevgilim. Seni özledim.
Zamanın olunca görüşürüz elbette. Yani istersen eğer ..

14 Haziran 2010 Pazartesi

Ölün lan banane.

Az önce uzun zamandır kızgın olduğum bi arkadaşım aradı.
Aslında bi nevi aynı durumlardayız.
Hakkını helal et dedi.
Sinirlenip "neden" diye sordum.

Benim arkadaşlarımda bişey var abi.
Kim intihar etmeye niyetlense ya beni arar ya bana mesaj atar.
2009 boyunca 4 kişi intihara teşebbüs etmeden önce beni aradı.
Hemde abuk subuk saatlerde.
Emanetleri varmış sevgilisine götürülcek, yada sadece haber vermek için.
Aramayın kardeşim !
Aptalsanız kendi kendinize aptal aptal ölün.
Burdakide kalp bi yerde.
İçlerinden biri bile ölmedi üstelik.
Sadece beni "acaba bişey olmuş mudur" diye korkuta korkuta
Sabaha dek evin içinde volta attırdılar.
Herneyse. Bu ondan değilmiş.
Benim gibi olma durumu.
"Herkesin ahını aldım, hakkını helal et de iki yakam bi araya gelsin" dedi.
Hı şimdi sen öyle dedin bende helal ettim oldu da bitti maşallah mı dedim.
Olur diye ummuştum olmaz mı gibi bişey dedi.
İkimizinde çok ortak yönü varmış.
O benim kalbimi kırdı diye ben kızgındım ona.
Halbuki ikimizin iki yakası bi araya gelmiyormuş.
Bana ilginç geldi.
Dertleştik falan.
Sustuk sonra.

Hı bide not : Hakkımı falan helal etmedim.
Kızım banane aq yakan bi araya gelmiyosa?
Böyle de duygusuz öküz bi insanım.
Haklıydınız evet , kalpsizim ben.
Oh , gurur duyuyorum.
Banane lan başkası acısın size !

12 Haziran 2010 Cumartesi

Gizeeeem ":)" dfjkldfj

Bakın şimdi.
Akşam olmuş ve biz Gizem'le sıkıntıdan patlıyoruz tamam mı.
Sıkıntımızı geçircek bişeyler düşünürken kendimizi derin mevzular içinde bulduk.
Gizemin bi sevgili adayı var. Sayın xXx. Yanlız abimiz taş.
Ama hep ":)" yapıyo. Biz buna "müslüman smiley" diyoruz.
Alışkın değiliz biz hep kljfsldjdlsklfk diye güleriz.
Üstüne bide müslüman smileyle gülenleride dışlarız. Neyse.
Gizemde çocuğun bunu yapmasından ve kibarlığından yakınıyo bana.
Şimdi diyoloğa bakın:

S : Noldu da soğudun birden. dengesizmisin ?
G : Ya hiç rahat değilim onunla konuşurken.
S : Niye kasıyosun relax olsana.
G : Abi kasmıyom ya herşeyi yanlış anlıyo. Stres oluyorum resmen.
      Bende ona "fsşdlkfsşdlkfşkf" şeklinde gülmek istiyorum.
      Ama gülemiyorum. en fazla bu ":):):)"
S : Gül aq nolcak niye gülemiyon malmısın şlkdfsşdllş
G : Hayır çünkü o mal. herşeyi yanlış anlıyo.
S : Bak abi  bence niye böyle biliyomusun
G : Niye ?
S : O bi insan.
G : Biz hayvanız aq evet bu yüzden işte :(
S : Biz insanlarla diyalog kurmaya alışkın değiliz kdfjlkj
G : Evet aynen şlsdkflşsf. Açık açık konuşcam onunla.
S : Kolla arkanı yavrum ben hayvanım desen yeter dfkldsflş
G : Hayır bak açık açık diyimki,
     Bak xXx, sen bi insansın. ve ben insanlarla konusamam. yanı anlasamam.
     bana ancak selin gibi bi hayvan lazım. ben ancak selin gibilerle konusurum.
     yanı onlarla anlasabiliriz. aramızda özel bi dilimiz var.
     git ve biraz öküz ol gel. belki o zaman bi şansın olur.

Bu paragraftan sonra ikimizde iptal olduk.
O yazarken ağladı, ben okuyunca ağladım. Süründük resmen.
Karnım hala ağrıyo o derece koptum.
Görüyosunuz dimi beni ne kadar çok seviyo dklfjsdfl
Neyse konuşmanın devamına geçelim şimdi:

S : dskfsjdklsdjflsjflksdlsdl ölüyom
G : işiyom gülmekten şlksdşlksdşlffş
S : bende aq kklsdjfsldkfjsdlfksdfll
G : Yada ne biliyomusun
     Bak xXx, aynen bu kibarlığınla 10 yıl sonra çık karşıma ":)"
     kjlkdsjlkfjdslkjlfdllkd
S : Bana bi daha ":)" yaparsanda ç**** düşsün de.
G : ahaaahahahaaaa ksdjljdldk koptum
S : selam ben yine işiyom kldjfsdkldjlkfls
G : selam bende işiyom kljdsfsdlkjdslkfj
S : of karnım ağrıdı olm yeter yaa lşdklşdf
G : xXx'e işiyom dediğimi düşünsene bi
S : aa çok ayıp gizemciğim. bu sarfettiğin sözleri,
     senin gibi narin bir hanımefendinin ağzına hiç yakıştıramadım ":)"
G : Aha yemin ederim öyle der.

Ve yine kopuşlardayız.
Lövem yaaa.
Allah'm akıl fikir ver noluuur. kldfjsdlf

9 Haziran 2010 Çarşamba

mod: Biri beni gözetliyor.

Bu bloga bişeyler yazarken artık hiç özgür değilim sevgili dostlar.
Ordan burdan tanıdıklar okuyor, eş dost, o bu şu vs vs.
En önemliside annem okuyor arada.
Küfürlü yazmışsın sana hiç yakışıyormu diyor.
Nokta nokta koy argo kelimeler kullanma diyor. dfldkj
Haliyle bende bi paranoyaklık başladı.
Acaba falanfilan kişi hakkında bişey yazsam gelip okurmu diye düşündüm.
Kurdum kafamda bişeyler. Sonra vazgeçtim.
Yok yani ben burda da özgür değilim.
Mesela komşuyla ilgili bişey düşünüyorum yada anneme küsüyorum flan.
Ama gelip buraya yazamıyorum.
Çünkü o yazıyı annemin okuma ihtimali çok yüksek.
Bi okursa sonra al başına belayı.
Sonra bide mesela bi arkadaşıma ben yatıyorum iyi geceler diyorum.
Sonra ilham geliyo buraya bişeyler yazmak istiyorum ama yapamıyorum.
Neden ? Çünkü, Aaa bak bak yatmamış beni kandırmış dicek.
Lan ister yatarım ister yatmam demek var ama öyle olmuyo işte.
Belki bugün kafam attı birilerine sövmek istiyorum.
Ama yok yapamıyorum çünkü o kişiyle mahkemelik olma ihtimalim var.
Biri beni gözetliyor moduna girdim resmen.
Ama nası çıkıcağımı bilmiyorum.
Kendi blogumda ağız tadıyla yazamıyorum. ** (burda küfür ettim içimden)
İşe bak ya hayret bişey.
Neyse hadi by.

4 Haziran 2010 Cuma

Deniz Gezmiş hayranısınız, ama Filistin'e giden gemilere terörist muamelesi yapıyosunuz. Ne iş ?

Bu ne ya ? Nası bi toplum olduk biz böyle ?
İşte böyle :
Öğrencilik hayatımız sürünmekle geçiyo.
Ama bu durumu protesto etmeyi bırak, destekliyoruz bide.
Siyasetin içinde ama siyasetten uzak bi toplumuz biz.
Aman kızım sakın siyasete karışma diyen bir toplumuz.
Dinci bi toplumuz, din için herşeyimizi vermeye hazırız güya.
Günde 14-15 saat çalışıp yinede ses çıkarmayan bi toplumuz.
Koyun gibi bir toplumuz biz.
Sikseler evet devam et ohh yeah demeyiz ama karşıda çıkmayız.
Hakkını hiçbi zaman aramayan ve aramaya gerek duymayan bir toplumuz.
Adaletin olmadığı bi toplumuz.
Her gün etrafa bakıp belediyenin çalışmadığından yakınan,
Ama yinede aynı adama oy veren bir toplumuz.
Mutlu bi toplumuz biz.
O kadar mutluyuzki mutsuzluğumuzun farkında bile degiliz !

Son günlerdeki olaydan herkezin haberi vardır.
Bu olaydan sonra Türkiye'de 2 türlü görüş ortaya çıktı.
Politikacılardan söz etmiyorum. Halktan bahsediyorum, yani bizden.
1. görüş, "İsrail'in yaptıklarının haksız olduğu"
2. görüş, "yapılan yardımların terörist bi faaliyet olduğu"
İlk düşünceden yanayım ben.
Yapılanların Gazze'ye bi yardım götürme çabası olduğunu düşünüyorum.
Bana şimdi kendi ülken bittide bi orasımı kaldı edebiyatı yapmayın.
Bide ben bunu desteklediğim için,
beni ve benim gibi düşünenleri faşist olarak nitelendiren salaklar var.
Bunu yapanlarda içten içe Deniz Gezmiş'e sevgi besleyen insanlar.
Deniz Gezmiş, Türkiye'de onca sosyal sıkıntı varken Filistin'e gidip mücadele etmiştir.
Bana Filistin'e yapılan desteği savunduğum için faşist diyen aklını siktiğim varlık,
Şimdi söyle bakalım,
Deniz Gezmiş'e hangi sıfatları yakıştırdığın için bu kadar saygı duyuyosun ?
Deniz Gezmiş Filistin'ine sen daha sperm bile değilken destek veriyordu.
Maşallah Deniz Gezmiş'i dilinden hiç düşürmüyorsun
Ama bugün yapılan desteği yanlış buluyosun.
Bu iki yüzlülüğünün sebebi nedir aptal ?
Filotilla'ya dahil olan gemilerden birinin adı Rachel Corrie'ydi.
Gemi İrlanda'dan insani yardımları yükleyerek Akdeniz'e geldi.
Peki Rachel Corrie'yi kaçınız tanıyosunuz ?
Nerdeyse bu gemininde İrlanda ülkü ocaklarından olduğunu falan söyliceksiniz.
Bu kadar mal insanlarla aynı coğrafyayı paylaştığım için utanıyorum lan.
Hala ABD'yi desteklediği zaman daha marjinal olucağını sanan aptallar var.
Bi avuç Arap için kendimizi niye parçalıyoruz diyenler var.
O küçük beyinciklerinize bunun Arap meselesi olmadığını ne zaman sokucaksınız.
Bu bi Arap meselesi değil, sıra meselesi.
Sıra sesini çıkarmayanlara gelicek gerizekalıcıklarım.
Ama tabi sizin o sikko zihniyetinizle beni anlıyabiliceğinizi düşünmüyorum.
Bu kadar aptal olmamalısınız.
Kafanızın içinde beyin denilen bişey var.
Onu çalıştırmanızı diliyorum, hadi selametle.

1 Haziran 2010 Salı

Gözlerim ekranda..

Ellerim telefona gidiyor ve ben ellerimi tutamıyorum.
Gözlerim telefonun ekranında. Bi mesaj bekliyorum.
Ben atıyorum ve yine cevap bekliyorum.
Gözlerim hala ekranda, nefesim tutulu.
Dudaklarımı ısırıyorum ve bir parça koparıyorum. Kanıyor.
Ellerim bi anlık dudaklarıma gidiyor. Ama gözlerim hala ekranda.
Bişeyler olmalı, bi işaret. Ama yok.
Dudağımı yalıyorum, o sızlıyor. Bense hala telefonun ekranına bakıyorum.
Hala bekliyorum ama hiçbir şey olmuyor.
Ellerim yine telefona gidiyor ve ben yine gözlerimi ekrandan ayırmıyorum.
İşte böyle bir gece..
İçimdeki his bu gece beni uyutmıycak.
by.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Bence. ^^

Yine ekşi sözlükte gördüm. Bence yazıları.
Ve bende bir bence yazısı yazmalıyım dedim.
Bakın bencelerime ;

- Bence kara kediler uğursuzluk falan getirmiyor.
- Bence belediye parklarındaki çiçeklerin resmini çekmek çok saçma.
- Bence otobüste yer vericeğimiz kişi bizden en az 20 yaş büyük olmalı.
- Bence etrafımızda 155 kişilikli olan bi çok insan var.
- Bence bazen söylenilenleri başka tarafımızdan anlamak güzel olur. Eğleniriz.
- Bence saç kurutma makinesi sadece saç kurutmaz. Isınmayada yarar.
- Bence bir şarkı insanın ruh halini deiştirebilir.
- Bence hayattaki en kolay şey kusur bulmak.
- Bence bir insanın ne kadar dürüst olduğunu asla bilemeyiz.
Hatta bir insan kendisinin ne kadar dürüst olduğunu bile asla bilemez.
- Bence "seviyorum seni" demek, "seni seviyorum" demekten daha kolay.
- Bence Serdar Ortaç'ı sevmeyen biri bile hayatı boyunca en az 1 kez,
 "hayaat beni neden yoruyosuun" demiştir, yada içinden geçirmiştir.
- Bence birine güzel deyince iltifat, çirkin deyince hakaret olmasının nedeni,
insanların kompleksli yapısından kaynaklanıyor.
- Bence insanlar birbirlerine benzemekten korktukları için,
sürekli farklarından bahsediyorlar.
- Bence tanımadığı kişiler hakkında boş konuşan insanlar, boş insanlardır.
- Bence sabahları mutlu olan kadın,
bi önceki akşamdan ne giyiceğini hazırlamış olandır.
- Bence bir ojenin kuruma süresi ömrümüzden epeyce vakit çalıyor.
- Bence birşey olması gerektiğinden ucuzsa, mutlaka bi bit yeniği vardır.
- Bence tükenmez kalem tükenmez değildir, tükenir.
- Bence hevesli hevesli yoğurt kaymağı yiyen insan bizden değildir şldkdfşl
- Bence şarj'a şarz diyenleri dövelim. skşlfkjd
- Bence tenceredeki fazla suyu delikli kepçeyle almaya çalışmak,
hiç mantıklı değil. (bunu geçen gün yaptım lkdjf)
- Bence Google'ın "Kendimi Şanslı Hissediyorum" butonunu kullananların
sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır.
- Bence benim annem 7/24 bilgisayarda oyun oynayan tek anne değil.
- Bence trip atmaya bu kadar meilli olmam iyi bişey değil.
- Bence her insanın içinde bi öküz var.
- Bence 2 hafta nette takılmasam başıma bişey geldiğini düşünenler olur.
- Bence ben gereksiz işlerle uğraşmaya çok meilliyim.
by.

28 Mayıs 2010 Cuma

Güvenmiyorum lan.

Son zamanlarda ilk kez naptın sen Selin deme şansı buldum kendimde.
Naptın kızım sen harbici ? Hatan var mı bilader ?
Varsa aslan gibi çık kusura bakma hatalıyım de.
Ama yok aq yok ben göremiyorum.
Yaptıklarımdan pişman olmuyorum hiçbi zaman.
Birine bi laf edip kırıyorum. Yine pişman olmuyorum.
Herkesi kendimden uzak tutuyorum ve bi gram içim sızlamıyor.
Nedir benim bu hallerim ?
Eskiden böyle değildim. Eskiden şikayetciydim hallerimden.
Gidenlerin arkasından uzun süre bakardım.
Şimdi dönüp bakmamakla kalmıyorum, kendim gidiyorum artık.
Eskiden üzülürdüm bütün bu kavgalara, gürültüye, anlayışsızlığa.
Şimdi çıt çıkarmıyorum.
Bu yeni hallerim bazılarını oldukça sevdirdi.
Bazılarınıysa nedenini bilmediğim atarlara sürükledi.
Ya bilader ben çok değer vermiştim ? Nerde değer verdiklerim ?
Nerde "hiç bırakmayacağız"lar? Nerde ?
Biliyodum ben hep söyledim. Şimdi çok bağlıyız ama biter dedim.
Yok o senin soğukluğun dedi bana herkes. Hani yine ben haklıyım ?
Güvenmemekte de haklıymışım dimi ?
Tanrı'm.. Tanrı'm çok teşekkürler.
Bana öyle bir hal verdin ki. Hani gamsız derler ya aynı o hesap.
Evde yangın çıksa kaçmadan önce oturup yemek yermişim.
Aynen bilader teşekkür ederim bunun için.
Hepiniz için söylüyorum silkelenin ve kendinize gelin !
Hani uğruna ölüp bittikleriniz ? Hani en yakın dostlarınız, kankalarınız ?
Hani size hep yanında olucam diye söz verenler ?
Bugüne dek hep bana kızdınız kimseyi kendime yakın tutmuyorum diye.
Harbiden de öyledir bildik bikaç arkadaşım dışında kimsem yoktur benim.
O kadar gamsız hallerdeyim ki bilemezsiniz.
Her gün aynı saatte aynı şeyleri yaparım. Aynı kişilerle mesajlaşırım.
Benim hayatım böyle.
Kimse içimde neler koptuğunu bilemez. İnanın anlatamam bile.
Ama benimde çok kırıldığım zamanlar oluyor.
Çok yanlız kalıyorum ama kimse şikayetçi olduğumu sanmasın !
Etrafımda bir sürü samimiyetsiz, boş, aptal, ikiyüzlü insan olacağına,
heryerde her şartta yapayanlız olıyım bi gram içim sızlamaz !
Eskiden sızlardı ama artık değil. Bu değişikliği sevdim.
Ama tek kötü yanı şu oldu;
Eskiden insanlara güvenmekte zorlanırdım. Şimdi kimseye güvenmiyorum !
Ve hiçde şikayetçi değilim.
by.

27 Mayıs 2010 Perşembe

Sıcağın yan etkileri.

Daha yaz tam anlamıyla gelmeden havalar çok sıcaaaaak.
E şimdiden böyleyse yazın eririz ?
Zaten sıcak başımıza vurdu.
Bakın halimize -,-

Tenefüs.*
Gizem : Oy bahçenize ben giremedim.
Topluca : Kopekten oyy oyyy kopekten oyy. kldsjf
Selin : Ama benim adım Elvan Daltoon, ben gezerim balkon balkoon.
Topluca : Gelirde goynuna girerim aman, gobrayı dolarım boynuuna. kldsfj
Gizem : Karanfil deste gideeer.
Topluca : Ha ha ha, haaa haaaaa. kdsjflsdf

Şarkılara geeel.
Sanat yapıyoruz gençler. kldfkld
Bide bunları söylerken bi yandan da oynuyoruz falan.
Sonra zil çalar ve sıramıza geçeriz.
Ayşenur : Of lan ne çabuk zil çaldı.
Gizem ve Ben : Zile koyam sana bişey olmasın. lgşlkfdlşfd

Tarih dersi.*
Hoca : Rokoko desenlerinin tarihçesii...^^
Gizem : Ne ? Mokoko mu ?
Selin : Hayır lan Robokop dedi galba.

Geometri dersi.*
(Ben sağa sola sataşıyorum) ~
(Gizem tiyatro kitabındaki salak tekerlemeleri okuyo) ~
(Ayşenur tahtadakileri geçiriyo) ~
Gizem : Ben bu kitabı hatim etcem.
Ayşenur : Et allahın cezası et.
Selin : Ne ? Et mi dediniz ?
Ayşenur : Evet. Et. Noldu ?
Selin : Et ete değcek aga.
Gizem : Ne ? Lady Gaga mı ?

Bu diyaloglardan sonra iptal olduk resmen süründük gülmekten lşfkdlşfs
Yadırgamayın, hepsi sıcaktan.
Beynimiz kaynıyo. Ve kanımızda öyle ^^
Fokur fokur hesabı humko.O
Hala gülesim var Allahım sana geliyorumm devamını yazamıcam by. dkjfds

25 Mayıs 2010 Salı

Eskileer ^

Nostalji durumları.
Günlüğümü açtım.
En başından itibaren bugüne dek ne yazdıysam okudum.
Mesela Ezgiler vardı. Sonra Recepler falan.
Topluca dışarı çıkmıştık.
Burger King'in tuvaleti tek kişilikti. Kapıda beklerken kızlarla konuşuyoduk.
-Aq tükürsem daha çok su gelir yemin ediyorum -.-
-Aq kızım burda birbirimizle bütünleştik -,-
Ne güzel gündü. 4'te gelicem demiştim, 7'de eve gitmiştim.

Bi ara takmışım Second dinliyomuşum.
Bi ara salağın tekine aşık olmuşum. -Ki aşk değilmiş o.
Bilirsiniz klasik genç ergen takıntıları.
Birileri girmiş hayatıma, içine edip çıkmışlar.
Kalbim sağ olsun demişim, ses etmemişim.
Kardeşlerim olmuş. Hiç gitmicem diye söz vermişler.
Ve daha kavşağı dönemden yavşaklık yapıp gitmişler.
Üzülmemiş gibi yoluma devam etmişim.
"O kıskandı o yüzden arkadan vurdu" demişim.
"Onu çok tersledim o yüzden gitti" demişim.
"O yalnızlığı seviyor gitmesi lazım" demişim.
Herkese bi şekilde bi kalıp uydurmuşum.
Kızmamışım. Arayıp sen nası bi insansın diye sormamışım.
Sadece sessizce yazmışım hepsini.

Eskiyi özlüyor muyum ? Tanrı'm o günleri aratıyor mu ? -Hayır, asla.
Hiçbi zaman hiçbi şekilde aramıyorum ve özlemiyorum o günleri.
Sadece döndüm ve güldüm.
Değer verdiklerimi gördüm ve güldüm.
Hissettiklerimi okuyorum şuan. Ve anlıyorumda.
Ama kesinlikle özlemiyorum.

Şimdi herşeye rağmen çok mutluyum sevgili okuyucu.
Beni mutlu eden çok değerli bi insana sahibim.
Ve o da benimle olduğu için mutlu, biliyorum.
Tanrı'm mutluluğumda gözü olanların mutluluklarına göz diksin.
Mutluluğumu bozmaya çalışanların bi tarafına bizim evi soksun.
Tahtaya vurup maşallah demenizi rica ederek bitiririm bu blogu.
Saygılar. klsdjf
Hadi by.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Neveser'im küçüktür3

Bu evdeki odamı seviyorum.
Hiç değilse diğerinden daha sessiz ve huzurlu.
Evet şimdi bugünümü anlatayım sizlere.
Çünkü aklıma yapıcak başka bişey gelmiyo şuan.

Evden çıktım ve otobüs durağına gittim.
Gider gitmez otobüs geldi.
Otobüs beklemek zorunda kalmadığım için kendimi çok şanslı hissettim.
Ama pek değilmişim. -Neden mi ?
İniceğim durağı kaçırdım.
Hiç bilmediğim bi yerde otobüsten inmek zorunda kaldım.
Geri doğru yürümeye başladım.
3 şeritli bi yolda ters yöne yürüyordum ve arabalar üzerime üzerime geliyordu.
Etrafıma baktım, kimsecikler yoktu.
Sanırım o ıssız yerde otobüsten inip yolunu kaybeden tek gerizekalı bendim.
Kaldırımsız bir yolda yürümeye devam ediyordum.
Ezilmemek için çimenlerin üzerinden yürüme fikri cazip geldi.
Ama lanet olası yağmur yağdığı için çimenler çamur olmuş.
Adımımı attığım gibi battım.
O an oraya oturup anıra anıra ağlamak istedim.
Ama bunu yapamazdım çünkü Lövemin gösterisine yetişmem gerekiyordu.
Çamurdan çıkabildikten sonra yol kenarından yürümeye devam ettim.
Tam o sırada gerizekalı şöförün biri yolda minik bi serçeyi ezdi.
Allah belasını versin onun. Evi barkı yıkılsında altında kalsın inşallah.
Ağzına kumanda giresice. Nasılda kıydı o tatlı şeye.
Sonra ben serçeyi aldım. Baktım ona. Acı çekiyordu.
Yardıma muhtaçtı. Onu sahiplendim ve yola devam ettim.

Bi süre daha yürüdükten sonra buraya geldim.
Çantamı bıraktım ve evden çıktık.
Lövemin gösterisine yetişebildim nihayet tam vaktinde.
En ön koltukta yerimi aldım ve en yakından izledim onu.
Muhteşemdi.

Neveser Hanım ile Rasim Bey'in buluşma sahnesinde çalan müzik !
Löve biliyorum orda gülmemek için kendini zor tuttun :D
Hatta bi ara tutamayıp güldün. Gülüşünü yediminin. <3
He bide Nilay Yedibuçuk bu fasulya 7 buçuk lira şarkısını söylerkeeen;
Aklıma seninle olan diyaloğumuz geldi.
Hatırlıyosun biliyorum. şlkfdsşl
-Verdikle mercimeği fırına verdik olooom.
-Ama bu fasulya yedi buçuk lira gizem. kdlfkldslsdjf :D

Evet tamam burda bitiriyorum.
Seni seviyorum Neveser.
Bilirim Neveser'de beni sever.
Saygılar muçmuç. kldfjsdlkf

Rüyaymış. Ama gerçekti..

Yazmazsam unuturum..
Yazmalıyım.
22 Mayıs 2010.

Sabah uyuyordum..
Yatakta bi kıpırdanma oldu sanki.
Bi rüya görüyordum ve rüya gitti, karanlık geldi.
Güneş kapalı perdelerin arkasından odayı hafifçe aydınlatıyordu.
Gözlerimi aralayıp odayı kontrol ettim. Ve başucumda onu gördüm.
Rüya olmadığına yemin bile edebilirim.
Ellerim elindeydi, dudaklarına götürdü, öptü ve sonra örtünün altına geri koydu.
Üstümdeki örtüyü düzeltti, saçlarımı okşadı ve gitti.

Gözlerimi tekrar kapadım. Sesleri dinledim.
Odanın önünden biri geçti.
Sonra kapı açıldı. Annem geldi beni dürttü.
"5 dakika daha." dedim. Gitti.

Tamam anladım rüyaydı.
Gereğinden fazla güzel olan bi rüya.
Ama bütün benliğim gerçek olduğuna inanmak istiyor.
Çünkü bakışları çok gerçekçiydi. Yemin edebilirim.

Kalkıp yatağın yanına yere oturdum.
Sırtımı yatağa yasladım.
Gözlerim doldu.
Hala odanın içinde onun kokusunu alabiliyordum.
Ve sadece saçlarımı okşayıp üstümü örtmesine bile deli gibi ihtiyacım vardı.
Sanırım ona aşık oldum.
by.

21 Mayıs 2010 Cuma

21 mayıs 2010 ^

Sıkılmaktan sıkıldım bari bi blog yazayım dimi ? -Evet.
Aslında kayda değer bişey yok. İlhamda gelmiyo zaten.

Az önce bilgisayarın başında yemek yerken,
Bi yandan yiyip bi yandan da tek elle kola dökeyim dedim.
Kolayı bardağa değil bilgisayarın prizine döktüm kldfjlsdf :D
Ama patlamadık, havluyla sildim hemen.
Öldürmeyen Allah öldürmüyor bilader :D

Bide telefonumun şarjı bitti. Taktım ve saatlerce şarj olmadı.
Sonra telefona taktığım şarj makinesini boşta bırakıp,
prize başka şarj makinesi taktığımı anladım.
Yani 2 tane olan şarjdan birini telefona, diğerini prize takmışım.
Bu kadar salak olduğum için ağlamak istedim şldskfşldf :D

Bu arada bugün çok arabeskim.
Coğrafya dersinde Ahmet Kaya ve Arap Şükrü falan dinledik.
Şimdide beyin hücrelerimin içinde Sezen Aksu şarkıları dolanıyor.
Bir kedim bile yok anlıyormusun hadi gülümsee..
Ben sende tutukluuu kaldıııımmm. dırırırııımmm..
Hediyee giibii geeldin hoşgeldiin..
Ve tabi bide Kurşuni renkler.. sevgilim bunu sever bilirim :)
Mehmetcan Akkan'm


Ben bunları yazarken annem odanın kapısını çaldı ve içeriye girdi.
Tralaylaylayy. Kahve yapmış bana.
Keyfim keyiflensin diye.
Ohalardayım. Vay be oldum. Vay be.
"Selin kalk kahve yap, kalk çay demle" devirleri sona mı erdi yoksa ?
Duygulandım devamını yazamıcam by lşdkflşdskdşf :D

16 Mayıs 2010 Pazar

Akıllı takıl kaşarcan.

Sevgili insanlar ;
Bi kısmınızla hiç sorunum yok, hatta saygı bile duyuyorum.
Ne kadar şaşırtıcı değilmi ? - Evet bende öyle düşünmüştüm zaten lşdfkgdfşgl
Herneyse.
Ama bi kısmınıza felaket taktım. Belkide sadece birinize.
Ve aşağıda yazıcaklarımın hepsi onu hedef alıcak.
Onu blog konusu yaptığım için havalansın istemiyorum.
Onun salaklıklarını görmekten çok yoruldum.
İki dakka sevaba girmek açısından yazıyorum bunları.

Bak yavrum, bak güzelim. Kendinle gurur duyma.
Zırt pırt sevgilinle ayrılıp barışmaktan ve aşkını ilan etmektende vazgeç.
Artık face'te " falanfeşman ile falanfilancan bi ilişkisi içerisindeler "
Yazsını görmekten kusmak geldi.
Ve kuscam diyosam kusarım. -Anlatabildim mi ?
Tipin yok, bari biraz gururun olsun.
Acı gerçek ama üzgünüm. Dost acı söylermiş.
Hı şimdi bu lafı söyledim diye sakın kanka olduğumuzu falan düşünme.
Çünkü bana "aşkoş" gibi gerizekalıca lezbiyen muhabbetlerinden öyk geliyo.
Bu arada lezbiyen olsaydınız saygı duyup bağrıma basardım sizi.
Ama arada kalışınız rahatsız ediyor beni. şkldflkdsfjs
Herneyse ne diyodum ?
Hı tipin yok. Ama günde 155 tane resim yüklüyosun be ablacım.
Ben mecburmuyum senin çirkin yüzünü görmeye ?
Resim çekinirken Allah aşkına uzak dur şu aynalardan.
Allahın adını verdim bak gözünü seveyim yapma etme eyleme.
Zaten dudakların yüzünün 3te 1 ini kapladığı için bi bok gözükmüyor.
Teninde abeci rengi be ablacım.
Napsak çamaşır suyuna mı yatırsak seni ?
Bide "Bugün Şanzimentim çok üzgün o yüzden hiçbişey yapasım yok."
Ne biçim durum lan bu ?
Banane aq senin Şanzimetinden ?
Vah vah Şanziment üzgünmüş lan iştahım kesildi napıcaz şimdi ? dlfdslş
Salakmısınız yoksa tipinizmi öyle gösteriyo aq ?
Son olarakda şunu dicem. Gözünü seveyim Türkçe yaz ablacım.
"z"leri "s" , "c"leri "j" yapmaktan vazgeç Allah aşkına.
Yemin ederim face'te "iİİii qejeLeeeyy" yazdığını her gördüğümde
"Ocağına incir ağacı dikilsin aq" diyorum lan.
Neyse ablacım diceklerim bu kadar.
Topla kendini.
Belki o zaman hakkımda konuşabilcek seviyeye gelirsin.
Rakip ol bana. Eğlenceli olur.
Aslında rekabet hoş şey ama;
Şuanki halinle benimle muhatap bile olamıcağını belirtmek istedim.
Arkamdan konuşurkende dikkat et.
Zira bigün o dilini götüne sokabilirim.
Sonra belki çıkarman için o avel arkadaşın yardımcı olur sana.
Herneyse. Bana uzak, Allaha yakın olmanızı diliyorum.
O zavallı küçük hayatlarınızda size başarılar.
Bidaha adımı sizin ağzınızda duyarsam,
O yamuk kafalarınızı birbirine tokuşturup kıvılcım çıkartırım.
Tamam mı ablacım ? Şimdi siktir olup gidebilirsin.
Hadi by. Selametle.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Birinci ayımız kutlu olsun sevgilim

Şuan oturdum ve düşündüm.
Hayatımda hiçbir eksik yok.
1 aydır benimlesin.
Her zaman yanımda olamasanda her saniye içimdeydin.
Biliyorum sende özlüyorsun, tıpkı benim gibi.
Doğal olanda bu, özlemeliyiz birbirimizi.
Çünkü ne sen bana tat verebilecek kadar yakınsın,
Nede ben seni tadabilecek kadar yakınım.
Ama günden güne seni daha çok sevdiğimin farkındayım.
Arkanı dönüp gittiğinde tek başıma kaldım.
Aslında ben senin çekip gidişini bile sevdim.
Çünkü "gidiyorum" derken daha çok geldin.
Gitmenin adını, kalmanın tadını değiştirdin.
Bazı insanların verdiklerinin çok daha fazlasını,
Sen bana uzaktayken verebildin.
Belki farkında değilsin ama 1 aydır hayatımın en önemli yerindesin.
Kızsanda, kızsamda, hafiften yabancı olsakta, olmasakta
Göz göze geldiğimizde aynı anda susuşlarımızı seviyorum.
Üşüyen ellerimi avucunun içine alıp ısıtmanı seviyorum.
Kurduğumuz hayalleri ve bana "seni seviyorum" deyişlerinide..
Sen ile beni bi kenara bırakıp "biz" olmayı seviyorum.
Seni seviyorum. Ama Biz'i daha çok seviyorum.
Dünüm, bugünüm, yarınım oldun benim.
Dünü geride bırakıp, bugünü yaşamayı öğrettin.
Seni bilmem ama, ben ilk görüştüğümüz güne,
Yada daha önceki buluşmamıza geri dönmek istemem.
Evet, fazlasıyla güzeldi. Ama geleceği daha çok özlüyorum.
Bugün günlerden sen. Avucumda sakladığımsa aşk.
Ve bu sabah gözlerimi yine senin için açtım bak.
Gözlerimizi kapadığımızda da birbirimizi görmeyi dileyelim.
Yanımda olduğun için çok teşekkür ederim.
Hayatıma ve geleceğime hoşgeldin.
İlk ayımız kutlu olsun sevgilim.
"Sevgilim" ne demek, ben senle öğrendim.

* MEHMETCAN AKKAN   

başlangıcımız 12.04.2010 ~ ama geleceğimiz uzun.. :)

By.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Bana bi liste yapın.

Günlerdir aklımdan çıkmayan bi konu var.
Yazmıcam yazmıcam diyorum ama yazmadan duramıyorum bilader.
Bakın şimdi.
Birkaç yazı okudum nette. Ve sonra düşündüm.
Gerçekten mantıklı.
İnsan sevdikleri için kendinden ödün verebilmeliymiş. -Doğru.
Bişeylerden vazgeçebilmeli.
Sırf sevdiği mutlu olsun diye bişeyleri arkasında bırakabilmeli.
O istedi diye böyle yaptım diyebilmeli.
Buraya kadar sorun yok dimi ? -Evet.
Ama gel gelelim benim kafama yatmayan bi olay var.
Şimdi bi ricam olucak.
Bi liste yapın bana.
Deyinki, sen istedin diye şunu şöyle yaptım.
Senin için şundan bundan vazgeçtim.
Sırf sen mutlu ol diye bunu böyle yaptım.
Yapabilirmisiniz böyle bi liste ?
Sırf ben mutlu olayım diye fedakarlık yaptınız mı hiç ?
Merak ediyorum benim mutluluğumu düşünen var mı ?
Hatta düşünmekle kalmayıp mutlu olmam için çabalayan ??
Ben istiyorum diye bişeyler yaptınız mı hiç ?
Hiç kendi çıkarlarınız olmadan benim için bişeylerden vazgeçebildiniz mi ?
Bunu bi sorun kendinize .
Ve sonra gelip benim için yaptıklarınızı söyleyin.
Tabi bugüne kadar benim için bişey yaptıysanız ..

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Ne kadar büyürsen büyü benim kalmanı, ve büyüdükçe beni daha çok sevmeni diliyorum sevgilim.

1 Mayıs..
Bugün senin doğum günün sevgilim.
Bazen yazamam. Ne halt ediceğimide bilemem.
İşte şuan tam o hallerdeyim.
Ve buram buram kararsızlık kokuyor cümlelerim.
Ne yazıcağıma karar veremiyorum.
Üzerine yakışan açık pembe t-shirt'lü resmin bana hala ilham verebiliyoken,
Benim böyle susmam olmaz.
Aslında çokta şey yazmak istemiyorum.
Herkezin bilmesini istemediklerimde var.
Mesela her sabah ekmeğimin üzerine baş harfini çizerim ketçapla.
Akşamları batan güneşin ardından yeni günü özlediğim gibi özlerim seni.
Güneş asıl o zaman batar bana işte. Seni özlediğim zaman..
Başkalarıyla güldüğün her saniyeyi kıskanmamı anlıyor olabilirmisin ?
Yada anlatsam anlarmısın ?
Üzüldüğün veya sinirlendiğin anlarda bana uzak olmamalısın.
Beni ihmal ettiğin zamanlarda mutlu olabiliyormusun ?
Olumsuzlukların bana koşarak geldiği anlar var.
Öyle zamanlarda senin bakışlarını hatırlıyorum. İşe yarıyorlar.
Gözlerini hatırladığımda, içimdeki tüm duygular yerini aşka bırakıyorlar.
Ben seni her düşündüğümde tekrar aşık oluyorum sana.
Tekrar, tekrar.. Ve tekrar..
En heycan verici şeyse, sırt üstü yatıp tavanda seni çizmeye çalışmak.
Yastığa başımı koyduğumda sadece seni düşünüyorum.
Elimi tutuşunu, koluma girişini.
Ve bir sonraki adımımızın hayalini kuruyorum.
O umduğumuz günler, umarım gerçekten vardır.
Bir şey daha var. O da senin hiçbir şeye benzemeyişin.
Bu da seni daha çok özlememe neden oluyor.
Şimdi uyuycam.
Uyandığımda hiç ayrılmayacağımız o güne bi adım daha yaklaşmış olucaz.
Ama sana seni seviyorum demeden uyumaya çalışınca çabalarım sonuç vermiyor.
Aynı şekilde sen bana iyi uykular sevgilim demezsen ben yine uyuyamıyorum.
Ve en çokta gözümü kapattığımda seni yanımda hissediyor olmayı seviyorum.
Fotoğralarına yaklaşmak demek, sana yaklaşmak olsa keşke.
Gelsen, sarılsan, başımı omzuna yaslandırsan da gözlerim kapansa.
Kabus gördükten sonra annesinin yanına koşan çocuklar gibi
güvende hissetsem kendimi.
Bazen aslında sen yokmuşsunda,
ben seni zorla bugünüme davet ediyormuşum gibime geliyor.
Ama iç sesime kulak verdiğim an burada olduğunu hissediyorum.
Hani kalplerimiz çarpışıyormuşta sonra etrafa kıvılcımlar dağılıyormuş gibi.
Bütün o süslü sözleri geçtim şimdi sade ve net olarak söylüyorum,
Seni öyle çok seviyorumki sevgilim..
Daha öncede söylediğim gibi,
İyiki varsın. Biz'i seviyorum seninle.
Adının baş harfini söylerken dudaklarımın birbirine değmesinide..
Evet, bugün bir yaş daha büyüyorsun.
Korkuyorum, yeni yaşında bana ihtiyaç duymazsan diye.
Şimdi herkez mutlu yıllar diyip iyi dileklerde bulunucak senin için.
Bense,
Ne kadar büyürsen büyü benimle kalmanı,
Ve büyüdükçe beni daha çok sevmeni diliyorum.
İyiki benimsin.*
Benim kal.
Ben'li yıllar :)

MS.
by.

24 Nisan 2010 Cumartesi

AşkAşkAşk.*

Sen, sen, sen ..
Gelişinle birlikte büyük bir sessizlik yarattın bende.
Usulca girdi yüreğime ve nefesime karıştı aşk.
Tam aşka inancımı yitirmişken nereden çıktın sen ?
Aniden oldu her şey. Zamansızdı bana gelişin.
Üzerime düşen ılık bir yağmur damlası gibiydi.
Önce bi serinlikle başladı, sonra yaktı biraz. Isıttı, içime işledi.

İlk kez duyduğum bir melodi gibi takıldın aklıma.
Benden başka hiçkimsenin dinlemesini istemiyorum.
Gözlerinin gözlerime değdiği ilk an, yüzün tüm ayrıntılarıyla anında işlendi zihnime.
Güneş vurmuştu üzerine.
Kahverenginin en güzel tonlarıydı gözlerin.
Üst dudağının kıvrımları oldukça belirgindi. Ama ne ince ne kalın.
Alt dudağının çizgileri hafif bir belirsizlikle selamlıyordu bakanları.
Oldukça kısa sürmüştü gözlerimizin ilk buluşması.
Sadece üç beş saniye falan.
Elindeki çayları döktün tam o sırada. Gülümsedin.
Yüzündeki o aydınlık tebessümden sonra diğer bütün ışıklar söndü içimde.
Sadece sen aydınlattın yüreğimi.
Susuyordun ama bakışlarındaki sıcaklık eritiyordu beni.
Üşüyorum sevgilim lütfen kapatma gözlerini.

Adının baş harfini söylerken dudaklarımın birbirine değmesini seviyorum.
Sen geldiğin an değişti herşey.
Kalbim artık senin adını heceleyerek atıyor.
Ama artık sen yok, ben de yok.
O gece dedim ya, biz var artık..
Biz demeyi seninle seviyorum sevgilim.
Avuçlarımda hala sıcaklığın var.
Denesek sarılabilirmiyiz sonsuza kadar ?
Yanında olup dinlemek isterdim bana okuyacağın şiirleri.
Ama yoksun sevgilim.
Saatin anlamsız tiktakları yankılanıyor sessizlikte şimdi.
Sensizken zaman boşa akıyor yanımda olman gerekli.
Hadi gelde sustur artık şu anlamsız tiktakları.

~
Fazlasına gerek yok.
Canım can MEHMETCAN.  
Benimle kaL.*
KaLırsın biLiyorum :)
By.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Hacı bi rahat yok ya.

Üff daha destur demeden yine sınavlar başlıyomuş ya.
Yarın tarih sınavı var ve ben bi gram bilgiye sahip değilim.
Bide geometriden abuk sabuk yıllık ödev hazırlancak.
Bu arada "Selin oraya koş. Selin buraya koş." durumundayım.
Ha babanın uşağı var çünkü. xd
Çay demle Selin, üstünü değistir, eşyalarını topla.
Ders calış, yıllık ödev yap, ders programı ögren..
Bu aradada Selin'in onu seven arkadasları var.
Eksik olmasınlar, tapsın Selin onlara ama; bi mesaj yazıyolar,
Selin onlara cevap yazana kadar 155 tane is becerdiği icin ne yazdıklarını unutuyo.
Bu arada hastayım sevgili okuyucu.
O kadar çok öksürüyorumki;
Artık boğazımın yırtılıp ciğerlerimin dışarı fırlamasından korkuyorum xd
İyileşmem için iyi dileklerde bulunun okuyup üfleyin.
He bide şey.
Selin'in alt katındaki dairede yaşayan ailede 2 tane küçük çocuk var.
Çocuklar evde yakalambaç oynuyolar.
Bide bunlar minik oldukları için laftan anlamayıp yüksek sesle gülüyolar.
Yada Selin tam uykusunun dibindeyken ağlayıp hayatını cehennem ediyolar.
İşin ilginç yanı bu çocukların sesi evin hiçbi yerinden duyulmuyo.
Sadece Selin'in odası !
Napsın bu kız ?
Atsın mı balkonundan kendini ?
Tanrı'm huzur ver. Lütfen.
Lüften dedim bak.
Seni seviyorum.
By.

18 Nisan 2010 Pazar

Zaman almış götürmüş beni.

Zaman..
Herşeyi alıp götürüyormuş, şuan otururken bunu farkettim.

06 senesiydi. En gerçek aşkı bulduğumu sandım.
Ardından da çekebileceğim en büyük acının bu olduğunu.
Şimdi bakıyorum. Ben daha çok acı çektirmişim.

10 senelik bi arkadaşım vardı. İyi anlaşırdık. Okula beraber gider gelirdik.
Şimdi hakkımda kaltak diyormuş herkese.
Ve bende onun travesti gibi gözüktüğü dedikodusuna yardımcı oldum.

Çok küçükkendi. Bişeylere çok üzülmüştüm yine.
Saçlarımı yeni yıkamıştım ama umrumda değildi kirlenmeleri.
Odanın ortasında yere yatıp ağlamıştım.
Şimdi hiçbişeye ağlamıyorum.

Küçüklükten beri bişeye üzüldüğümde yatağa yatıp, pikeyi başıma çeker,
Sonra da bi daha burdan asla çıkmıcam derdim.
Bide hayal ederdim seneler sonra hala çıkmadığımı.
Şimdi biliyorum, pikelerin altına saklanamam. Küçük geliyorlar zaten..

Neden sigara içiyorlar diye insanlara hep garip garip bakardım.
Teyzem küçükken hep çok kötü bişey olduğunu söylerdi.
Dedeme yıllar önce sigarayı bırakması için ısrar edende bendim.
Senelerce çevremdekilere sigarayı bıraktırmaya çalıştım.
Şimdi ben içiyorum onlarla birlikte.

Büyüyünce çok güzel olucam sanırdım.
Kim aksini iddaa ederse etsin, hala çok güzel olamadım.

Büyüyünce çok düzgün bi insan olucam sanırdım.
Değilim, olamadım.

Büyüyünce korkak olurum sanıyordum.
Çünkü korkacak şeyler artıcaktı.
Ama şimdi hiçbişeyden korkmuyorum.

Senelerce aldatan insanları eleştirdim durdum.
Her hareketiniz yalan dedim.
Şimdi onları anlıyorum, neyi aradıklarını biliyorum.

Senelerce aşkı için ağlayan insanları haklı buldum.
Şimdi sadece salak olduklarını düşünüyorum.

Senelerce erkekleri hiç anlamadım.
Şimdi onlardan biri gibiyim.

Senelerce kızları erkeklerden haklı buldum.
Şimdi bu oyunun haklı tarafı olmadığını anlıyorum.

Senelerce de erkeklerden korkulması gerektiğini düşünmüşümdür.
Aslında şeytan dişi kılığına girerse, baştan çıkartamayacağı bişey yokmuş.

Senelerce iyi yaptığım işleri düşündüm.
Onlar dışındaki herşeyi mükemmel yapan ben,
Esas onları beceremiyormuşum .

Vesaire, vesaire, vesaire.
Zaman almış götürmüş beni.
Ve yeni bir ben vermiş bana yine.
by.

10 Nisan 2010 Cumartesi

Dimes konusu.

Önümüzdeki haftaya dek salak dişçi yüzünden kola içmem yasak.
- Senin yerinde olsam ömrü billah içmezdim bak ben içmiyorum.
İyi halt ediyorsun. Belli zaten salak -.-

O.o acaba dişçinin bloggeri olsa ve bunları görse nolurdu ?
- Bi daha senin diş sağlığınla ilgilenmicem. Beni blog malzemesi yaptın !

Mı derdi ?  lkfjdflkgdlldkf :D


He bide dimes reklamına taktım bunu blog konusu yapmak istiyorum.
"Anne bana dimes al" diyen reklam.
Anaaaa. Hayatım boyunca öyle saçma bi reklam görmedim lan.
Kursa giderken dolmuşa biniyorum, radyo hep açık oluyo.
İkide bir çıkıyo moralim bozuluyo ağlıyasım geliyo sabah sabah.
Bu reklamın amacı nedir ?
Ben şimdi bu reklamı görünce "hemen meyvesuyu almalıyım" mı dedim ?
Yoo.
Aksine kantinde meyvesuyu görünce midem bulanıo.
Eee.
Madem etki etmedi o zaman bu reklamcılar niçin uğraşıyorlar ?
Neden abuk sabuk reklamlar türetmek için bi taraflarını yırtıyolar ?
Bunada değinmiş olduk hadi by dsgdfkdkljdfg

2 Nisan 2010 Cuma

Kitapta yazarım ayık olun

Kadim dostum G ile beni moduma sokmak için yaptığımız kopma konuşmasındaki,
İçerik şu :  Ben bi kitap yazıcaktım, sonra onu matbaada bastırıcaktım.
Sonra ciltleticek ve gidip malum kişinin kafasına fırlatıcaktım.
Hatta başında bi teşekkür konuşması olucaktı.
"Dünyada en sevdiğim herşeyi mahvettiğin için , teşekkür ederim.
O günden beri hiç lahmacun yemedim.
Lahmacundan nefret etmemi sağladığın için, teşekkür ederim.
Ve en önemlisi,
Uğur'una herşeyi göze alabileceğim, taptığım erkeği ;
Beyin yerine gazete kağıdı, kalp yerine taş taşıyan,
6ncı sınıftaki kız çocukları gibi herşeyi başkalarına anlatan,
Arkamdan
(afedersin) karı gibi dedikodu yapan,
Güvenimi boşa çıkaran bi adama dönüştürdüğün için Teşekkür Ederim."
tarzında bişey.
Kitabı kafasına atarken arkada fon müziği olarak İsmail Yk - Allah Belanı Versin çalıcaktı.
Sonra onu orda öyle bırakıp gidicektim. Saçlarımı savura savura.
O zaman görücekti hanyayı konyayı.
Niyetlenip bilgisayarın başına geçtim, müzik ayarladım arkaya falan.
Ama gel gelelim yazamıyorum bi türlü olmuyor bilader.
Yani yazıyorum da, iki satır. Sonra siliyorum. Üç satır yazıp yine siliyorum.
"Herşey, onun hayatıma girişiyle başladı."  Sonra ? Sonra noldu ?
Ortalığın (afedersin) *mına koydu diyebilir miyim kitabımda ? Diyemem dimi ?
Hiç edebi değil. Gerçi sadece ona okutucaktık ama biraz havalı olsun kardeşim.
O yüzden bi gece daha yazma modunda olmadığıma kanaat getirerekten, vazgeçiyorum.
Olm valla zor iş lan.
~
He bide bundan önceki blogum çok beğenildi.
Beğenen herkeze teşekkürlerimi borç bilirim.
Beğenmeyip rahatsız olan varsada okumasın bilader kimseye zorla okutmuyoruz.
Yola devam.
Hadi by.

27 Mart 2010 Cumartesi

Bazı sözler lafta kalırmış.

Ekim 2008 * ..
Onu ilk gördüğümde kalbim yerinden çıkıcak gibi olmuştu.
Onu E sanmıştım. Çok benziyordu, ama o değilmiş.
Çok seviyordum o zamanlar E'yi.
Onu ise hiç tanımıyordum, hiç konuşmamıştık.
Sadece bi kaç kez okulun kantininde görmüştüm.
Her gördüğümde içimde fırtınalar kopuyordu.
E'nin aynısıydı. Tıpkısının aynısı.
Ama o zamanlar E sevdiğim adam, o ise ara sıra gördüğüm bi yabancıydı.
E'nin rüzgarına kapıldığım gibi, onun rüzgarınada kapılacağımı
nereden bilebilirdimki ?

Temmuz 2009 * ..
Gençlik kampındaydım. Oda gelmiş. Tesadüf..
Tanrı rastlaştırıyor işte.
Onu orda gördüğüm ilk an yine E sandım.
Üzerimdeki şoku atlattığımda onun E değilde,
O okulda gördüğüm çocuk olduğunu anladım.
Esasında önce üzüldüm biraz.
Keşke onu değil de E yi görmüş olsaydım diye.
Ama şimdi iyiki gördüğüm o'ymuş diyorum.

Bi akşam arka arkaya denk gelmişti sıralarımız.
Sesini duyuyordum ama dönüp bakmak gelmiyordu içimden.
Bakıp napıcaktımki ?

Sonra tutamadım kendimi.
Arkamı döndüm, bana bakmasını bekledim.
Göz teması kurduktan sonra "sen çelebidenmiydin?" dedim.
"Evet" dedi ve gülümsedi.
İlk konuşmamız buydu. Evet sadece bu kadar.
Biliyorum son derece aptalca, ama gülüşü içimi ısıtmıştı.

10 gün boyunca sadece bu kadar konuşabilmiştik.
O zaman sadece E'ye benzediği için yakın olmak istemiştim ona.
Arkadaşça..
Ama biz arkadaş bile olamadan kamp bitmişti.

Ağustos 2009 * ..
Kamptan döndükten bi kaç hafta sonra onun face'ini ekledim.
Adını öğrenmiş oldum.
Bu bile gelişmeydi benim için.

Sonra zaman geçti. Hiç düşünmedim onu. Unuttum.
Aklıma bile gelmiyordu. Onu görmemeye alışmıştım sanırım.
E vardı çünkü. E'yi seviyordum.
Onun varlığını bile unutmuştum.
Ta ki okullar açılana kadar..

Eylül 2009 * ..
Yeni bi eğitim öğretim yılı başlamıştı hepimiz için.
Bi kaç gün sonra gördüm onu okulda.
Ben sınıftaydım, o da koridordan geçmişti hızlıca.
O an tekrar anımsadım onu. Ve sonra içimde yine bi fırtına..
Koşarak çıktım kapıya ama o çoktan gitmişti.
Sonraları hergün görür oldum onu.
Ama sadece uzaktan bakıyordum o kadar.
Hakkında en ufak bi bilgiye bile sahip değildim.
(kamptan bi kızla çıktığını bilmek dışında)


Ekim 2009 * ..
Yine Aylin'le okula geç kaldığımız günlerden biriydi.
O da geç kalmış. Tesadüf işte..
Biz kantindeydik. Sonra o geldi.
O bize doğru yürüdükçe benim kalbim daha hızlı çarpıyordu.
Ama o bunu nerden bilicektiki ? Bilmez tabi.
Artık çok yaklaşmıştı ve gelip bize birşey söyliceğinden emindim.
Kalbimin çarpıntısı geçmişti, ve durmak üzereydi.
Evet, o an kalbim durabilirdi.
Geldi ve "naber kampçı kızlar" dedi.
(o kadar abartılıcak bişey değil ama önemliydi benim için)
"Oha ne dicem şimdi ben. Ses tonum nasıl acaba. Napsamki. Eyvah !"
Düşünceleri aklımdan geçerken ben ona cevap vermeyi unutmuştum.
Sonra Aylin toparladı olayı.
Kısa bi sohbet geçti aramızda.
Ne konuştuğumuzu harfi harfine hatırlıyorum ama buraya yazmıcam.
Sonra zil çaldı. Biz sınıfımıza gittik.

Aylin'e onunla ilgili şeyler söylediğimde, saçmalama demişti bana.
Saçmalamakta ne ki ? Napabilirim ? İlgimi çekiyordu işte. Suç mu.

Kasım 2009 * ..
Aylin'i ekleyip, benim adresimi istemiş.
Aylin bunu bana anlatırken, yüzümdeki mutluluk ifadesini görmeliydiniz.

Ertesi akşam msn'e girdim.
Sanki bilmiyormuşum gibi ona kim olduğunu sordum.
Konuşmaya başladık. Muhabbetimiz gayet iyiydi.
Her akşam konuşur hale gelmiştik.
Artık ben her msn'e girdiğimde birşeyler yazıyordu bana.
Konudan konuya geçiyorduk. Bitmiyordu konuşucaklarımız.

Bir kaç hafta sonra msn olayını aşıp telefona yoğunlaştık.
Bıkmadan üşenmeden sabahtan akşama kadar onunla mesajlaşabilirdim.
Mesajlaşıyordukta zaten.
Sıradan biri değildi benim için.
Bende onun için sıradan biri olmadığımı düşünmüştüm o zamanlar.
Farklıymışım gibi hissettirmişti.

Artık onunla iligili herşeyi öğrendiğimi sanıyordum.
O kadar çok şey konuşmuştukki onu tanıdığıma inanmıştım.
İçim içime sığmıyordu.

Nargile içicektik.
Ben elmalı olsun isterdim, o çilekli.
Bi türlü anlaşamazdık.
Söz vermişti ama.
İçicektik işte.
Sonuç mu ?
O bu sözü vereli 5 ay oldu ama hala nargile içmedik.

Aralık 2009 * ..
Okuldan birlikte çıktık bigün.
Beni evime bırakmak istediğini söyledi.
Ev biraz uzaktı.
Ve o yolu onunla yürümek benim için çok heycan verici olucaktı.
Yol boyunca sohbet ettik.
Onun kamptan çıktığı kızdan söz ediyorduk.
O kızın iyi biri olmadığını söyledi.
"Her çıktığın kızın arkadasından böyle sözler mi söylüyorsun,
bugün onun hakkında söyleyen yarın benim hakkımda söyler" dedim ona.
"Onu sevmiyordum." dedi.
"Beni ? " dedim.
(bu soruyu sormam çok aptalcaydı biliyorum ama tutamadım kendimi)
"Seviyorum" dedi ve kolunu omzuma attı.
Mutluluk katsayım tavan yapmıştı. Yüzümün kızardığını hissedebiliyordum.
Bi ara gerizekalı bi kızdan "hayatım" içerikili mesaj geldi.
Üstüne basa basa söylüyorum o kız tam bir ge-ri-ze-kalı.

O akşam bana söz verdi. Artık okulda kızlarla konuşmayacaktı.
Bana bu sözü verdiği için sevinmiştim.
Beni önemsiyor gibiydi.

Bi gün beni okulda bi erkek arkadaşımla merdivenden inerken gördü.
Sonraki tenefüs yanıma geldi ve o çocuğun kim olduğunu sordu.
Bi daha erkeklerle konuşmamamı söyledi.
Beni kıskanması hoşuma gitmişti.

Sonra onun G ile ilgilendiğini öğrendim. Ama inanmadım.
Belkide inanmak işime gelmiyordu. Ama doğruydu işte.
Ona tam güzel şeyler söylemek için heveslenmiştim.
Herşey çok güzel olucak umuduyla onu arıyordum okulda.
Gidip konuşucam ya işte, ah salak ben ah.
Sonra onu buldum.
Mutlu görünüyordu. G'nin yanında olduğu için mutluydu.
Ben camın arkasındaydım. Baktım, durdum ve düşündüm.
Aramızda biraz mesafe vardı.
O an ona ait olan herşeyle aramda bi mesafe olduğunu fark ettim.
Yanından sessizce geçtim ve onu arkamda bıraktım.

Ertesi akşam msn'de konuştuğumuzda durumu sordum.
G ile çıkmak üzere olduklarını söyledi.
Napıcaktım ben ? Neden bana yakın davranmıştı o zaman ?
Bütün olanlar arkadaşlıktan ibaretmiydi ?

31 Aralık 2009 * ..
Arkadaşlarla okulu ektik.
O da okula gitmeyip G ile buluşmuş.
Yeni yıla kötü girmemdeki en büyük etken bu işte.
Oysa ben 2010 yılı Uğurlu gelicek diye düşünmüştüm.
Yanılmışım.

1 Ocak 2010 * ..
Milli piyangoyu tutturdum.
Onun borcu varmış. Yardım istedi.
Edicektim tabiki. Seve seve.
Ama onun G ile ilgileniyor olması beni çıldırtıyordu.
İnadımı bilirsiniz işte.

11 Ocak 2010 * ..
Okul çıkışında nalbanta gittim, o da geldi.
Ona yardım etmem için ısrar ediyordu.
Ama inadım inat. Asla geri adım atmam bilirsiniz.
Gidip G'den yardım istemesini söyledim. Çok uyuz olmuştum çünkü.
Bide rüzgar vardı. Saçlarım uçuşuyordu. Hatta o an ben bile uçabilirdim.
Saçlarım uçuşurken çok çirkin olduğumu söyledi.
Sonuç mu ?
O günden beri rüzgarlı havalarda dışarı çıkmıyorum.

12 Ocak 2010 * ..
Çıkışta yine birlikteydik.
Yine aynı mevzular. Hatta bi ara abimle karşılaştık. Neyse.
Çelebihanın oraya kadar gittik. Sonra oturduk sohbet ettik.
Borcunu ödedikten sonra birlikte lahmacun yiyeceğimize dair söz verdi.
Yarış yapıcaktık, en fazla kim yicek diye..
Sonuç mu ?
Şuan borcu falan yok ama hala lahmacun yemedik.

Eve geç kalmıştım.
Gitmem gerekiyordu ama onun yanından ayrılmak istemiyordum.
Göz göze geldik yine. Gözlerine baktıkça başım dönüyordu.
Baktıkça sarhoş oluyormuşum gibi..
Onda beni çeken bişeyler varmış gibi..
Yanaklarımın kızardığını hissediyordum. Bunu o da farketmişti.
O günden sonra kırmızı yanaklısı oldum ben onun.

Ona yardım etmem için beni zor zahmet ikna etmişti.
Ertesi gün bilet olayını halledicektik ve borçlarından kurtulcaktı.
Ama salak ben bileti kaybettim. Allah belamı versin.

15 Ocak 2010 * ..
O derse girmemişti. Bende dersten izin alıp çıkmıştım.
Bahçede konuşuyorduk. Bileti kaybettiğim için kızgındı bana.
Onu hiç o kadar sinirli görmemiştim. Bileti kaybettiğim için özür diledim.
Çok kızgın bakıyordu. Bense ona masumca bakmışım.
O an farkında değildim, sonradan söyledi.
Ve ona söz verdim herşeye rağmen ona yardım ediceğime.
O da bana söz verdi, damarıma basmıcaktı.

22 Ocak 2010 * ..
15 tatil geldi.
Bu onu 15 gün göremiceğim anlamına geliyordu.
Tanrım koskoca 15 gün ! Nasıl geçicekti zaman ?

Şubat 2010 * ..
Bigün buluştuk.
Şansıma tüküreyim hava şartlarına bi türlü uyum sağlayamıyorum.
Yağmur yağıyordu ve saçım başıma girmişti ıslaklıktan.
Ayrıca onuda bekletmek zorunda kaldım.
Gittiğimde biraz atar yaptı ama beni gördüğüne sevinmiş gibiydi.
Uzun süre sohbet ettik.
Ben ona bakmaktan söylediklerinin çoğusunu duymuyordum bile.
Sonra yanlışlıkla laf arasında ona onu sevdiğimi söyledim.
Biliyorum bu çok aptalca ama yaptım işte.

Eve dönme vaktim yaklaştığında birlikte otobüs durağına yürüdük.
Benimle birlikte o da otobüs bekledi tek kalmamam için.
Biz muhabbete devam ederken otobüs geldi.
"Boşver bu otobüs gitsin, sonrakine binersin" dedi.
Yanımda biraz daha kalmak istiyor gibiydi.
(belkide bana öyle gelmiştir..)
Bi süre sonra başka bir otobüs geldi. Artık ayrılık vaktiydi.
Görüşürüz dedi ve yanağıma bi öpücük kondurdu.
Bu inanılmazdı, gerçekten. Çok değişikti. Tarifi olmayan bi duygu.
O an öldüm sandım. Yada kalbimin durduğunu falan.
Dondum, afalladım, aptallaştım. O da farketti bu garip tepkimi.
Dalga konusu oldum. Ama o anı yaşamaya değerdi.

6 Şubat 2010 * ..
Face'de ilişkisi var yaptı.
İlk önce G ile olduğunu düşündüm ama değilmiş.
Başka biri varmış. B !
Sevmediğini söyledi ama çıkıyorlardı işte B'yle.
Her ne kadar ilişkisi yok yapmasını söylesemde yapmadı.
Tüm ısrarlarıma rağmende iletisindeki B harfini silmedi.

13 Şubat 2010 * ..
İlk kez face'de okey oynadık onunla.
Evet, eğlenmiştim.
Hayatımın sonuna kadar onunla okey oynıyabiliceğimi bile düşünmüştüm.
Ama sonra çıktık ikimizde.

14 Şubat 2010 * ..
Sevgililer günüydü.
Ellerimin bomboş olmasına alışkındım.
Ama onun B ile buluşmuş olduğunu düşünmek beni çıldırtıyordu.
Üzgündüm, birazda kırgın.
Sevgiliydi onlar. İki salak sevgili !
Evet bunu söylemek benim için sinir bozucu. Ama sevgiliydiler işte.


21 Şubat 2010 * ..
Herşey yolunda gidiyordu. Yine sürekli mesajlaşıyorduk.
Ama tabi B ile çıkmaya devam ediyordu.
Sevmediğini söylüyordu ama çıkıyordu işte.
Face'ine girdim, beni silmişti !
Sinir katsayım tavan yaptı. Hemen ona mesaj attım ve durumu sordum.
B'nin onun face'ine girip sildiğini söyledi inanmadım.
Çünkü daha önce şifremi kimseye vermem demişti bana..
O kıza verdiğine göre o çokmu değerli ?
Yoksa vermeyip kendisimi sildi ?
Bu soruların cevabını hala bilmiyorum.

Bu durum çok sinirimi bozmuştu.
Ona B ile ne halt yerse yesin umrumda olmıcağını söyledim.
Artık benimle konuşmamasını da söyledim.
Madem face'i siliyorsun o zaman msn'imi ve tel numaramıda sil dedim.
Yapacağımız herşey için hevesimin kaçtığını söyledim.
Hevesimi geri getiriceğini söyledi.
Evet günlerce bunu söyledi. Hevesini geri getiricem dedi.
Bütün sözleri yapıcaz dedi.
Sonuç mu ?
Hala hevesim yerine gelmedi ve hala hiçbir şey yapmadık..

Mart 2010 * ..
Nedenini bilmediğim bi soğukluk oluştu.
Hiç mesajlaşmaz hale geldik.
Artık okul dışında gerekmedikçe konuşmuyorduk.
Başlarda üsteledim biraz. O atmasada ben attım mesaj.
Ama soğukluk girmişti bi kere aramıza.
Hem B vardı..

20 Mart 2010 * ..
Bu onların 2. aylarıydı.
Evet, onlar çıkmaya başlayalı tam tamına 2 ay olmuştu.
Koskocaman 2 ay.
"2.ayınız kutlu olsun. İnşallah hiç ayrılmazsınız"
İçerikli bir mesaj attım ona.
"Sağol" dedi.
Sonra sildim numarasını.
Benim yanımda olmadıktan sonra mesaj atsa ne fark eder ?
Adam gibi adam olsa kaç yazar ?
Benim gözümde bitik, yanımda olmadığında.
Siliverdim bende numarasını işte. Ezberimde ama olsun.
Ben o numarayı her şekilde söyliyebilirim.
Ağlayarak, hıçkırarak, kahkaha atarak, ıslık çalarak vs vs.
Ama bi daha ona mesaj atmıcam !
İnadımı bilirsiniz..

Şimdi mi ?
Bugün 27 Mart.
Hala nargile içmedik ve hala lahmacun yemedik. Yalanmış onlar..
Hala hevesimi yerine getirmedi. Hevesimi yerine getireceğide yalanmış..
Hala mesaj atmadı. Ve biliyorum sms'im yok demesi de yalan !
Okuldaki kızlarla konuşmıcak oluşu da yalanmış. Artık herkezle samimi.
Hani bana B'yi sevmiyorum diyordu ya. İşte o da büyük bi yalan !
Onu tanıdım sanıyordum, tanıyamamışım kabul.
Yalandan kızmış bana, yalandan bağırmış..
Beni kıskanması bile yalanmış. Yalandan öpmüş o kırmızı yanağımı..
Yalan söylemiş "sen benim kızmızı yanaklımsın" derken.
Çünkü hiçbirşeyi değilmişim onun..

Geç oldu ama anladım, yalan gerçekleri .

~
Bunu hiçbir zaman okumıcak biliyorum. O okusun diye yazmadım zaten.
by.

20 Mart 2010 Cumartesi

6da kalktım şaş :D

Bu sabah 6 da kalktım !
Vay anasını sayın seyirciler :D
Evet yanlış duymadınız 6da kalktım. Evet ben.
Aylin burdan sana sesleniyorum hacı.
Duyunca dudakların flan uçuklamasın, tahtaya vur maşallah de.
Gizem aynı şey senin içinde geçerli bebeğim.
İnanın, gerçekten 6da kalktım.
Sonra yüzümü yıkadım, hazırlandım ve yemek yedim. (8e kadar)
Ayakta uyur biçimde evden çıktım, Ayşenurun yanına gittim.
Oda beni bekliyordu zaten. Ve biliyorum kesinlikle oda uyuyordu, ayakta.
Okula gittik. Sınıfta bulunan herkez hayal kırıklığına uğramıştı.
Çünkü Faruk hocanın sınıfındaydık !
Tabiki derse girmedim :D

Evet sevgili okuyucu bugün bir kez daha anladımki;
İstediklerini elde edebilmek için cazgır olmak lazımmış.
Bu memlekette kibarlıkla bi yere gelen varsa beri gelsin.
Gittik Emin hocaya birsürü şikayette bulunduk.
(müdür yardımcımız olur kendisi)
Önce ık-mık dedi, olmaz dedi.
Peki siz benim isteyipte oldurtamadığım bişey gördünüzmü ? -Haha.
Kibarlıkla, iyi niyetle yok efendim hanımefendilikle olucak iş değilmiş bunlar.
Dişlerini göstermen gerekiyormuş.
En sonunda adam pes etti.
İstediğimizi yapıcak.
Haftaya kadar beklicez ama geç olsun güç olmasın hacı.

Ayrıca Kadriye hocayla ders yaptık. Şok !
Evet evet. O kadına bi antipatim olduğunu herkez biliyor.
Ama kurs gayet hoş geçti. Neredeyse bütün geometri sorularını çözdüm.
Aştım ben olayı hacı.
İdda ediyorum bu konudaki btün soruların a*ınakoyucam :D
Sınavda ne yaparım orası bilinmez ama şmdilik böyle düşünüyorum.

Hı bide çıkınca Erol'a gittik.
Pembe pantolonu bana ayırmamış deli oldum bilader.
489574895 kere söyledim ayır diye aq.
Neyse, bende mavisini aldım. Buda çok hoş.
Evet gerçekten sevdim.

Eve geldiğimde saat 2 civarlarındaydı.
Ve gelir gelmez yatağıma uzanıp dinlenmek paha biçilemez bi duyguydu.
Kış uykusuna yatmayı planlıyordum ama annem uyutmadı.
Hem zaten yaz geliyor,
bu yüzden kış uykusuna yatamadığım için üzülmedim jdfdkjhdsfdf

Bu arada bu hafta sınav haftasıymış biri beni dürtüklesin.
Konular hakkında en ufak bir bilgim bile yok.
Bilgiyi geçtim, hangi konuları işlediğimizden bile bi haberim.
Nedir benim bu hallerim ya ?
Evet önümde birsürü sınav var ve ben hala saçma salak şeylerle uğraşıyorum.
Biri bana ders çalış desin lütfen.

Şuan bunu yazarken Ulukaya msnden ileti gönderdi.
Onuda buraya dahil edeyim dedim.
Derin mevzulara dalıcaz Ahmet hazırla kendini koçum.
Hı bide evet burdan belirtmek istiyorumki sana uyuz olan kişi benim jdfkjdsfkj
Fotomuda beğendiğin için teşekkürlerimi borç bilirim.
Ayrıca o kız salaktı bunuda söylemeden geçemicem. Bil yani.
Bide bana biraz dil anlatım konularını çıtlatırsan çok sevinicem canım.

Neyse bu blogta burda bitsin artık.
Ha bide Batu Yavuz'la bir ilişkim yoktur.
Arkadaşımdır. Severim kendisini.
Dijimon'um, sevdiceğim.
Saygılar.
Hadi by :D

18 Mart 2010 Perşembe

İlham perimi getirin.

Al işte.
Benim işler hep böyle zaten.
Abuk sabuk zamanlarda yazı yazasım gelir.
Cümlelerimi en güzel sözcüklerle süsleyerek düşüncelerimi rahatca anlatabilirim.
Zaten genellikle konuşurken değilde yazarken kelimeler anlamlanır benim için.
Birine bi metin olarak cevap yazmam gerekirse onu yerden yere vurabilirim.
Hatta bi daha hiç konuşmamak üzere susturabilirim.
Ama gel gelelim nihayetinde bi yerden sonra iş ilham perisinde bitiyor.

Şuan lanet bi dil anlatım dersindeyiz ve lanet bi kompozisyon yazmam gerekiyor.
Ama bende bi gram ilham yok.
Yazamıyorum hocam nie zorluyosunuzki alala ya.
İnsan biraz düşünür bilader belki kızcağızın ilhamı yoktur diye.
Yok aq yok illa şeylik yapıcak. İlla. Düşüncesiz.

8 kere başladım ve sildim.
En sonunda sayfa yırtıldı.

Dersin bitmesine son 7 dakika ve ben hala yazıcak bi konu bulamadım.
Negüzel dimi ?
Hay aklıma -.-


Aaaaa buldum laan.
Buldum buldum valla buldum.
İlham geldi. Valla billa geldi.
Şuan aklımda müthiş bi konu var.
Ama söylemicem.
Hadi by.

Not : İlk cümleyi yazana kadar ders bitti. Şansıma tüküreyim. By.

15 Mart 2010 Pazartesi

Tanrım okulu su bassın bişey olsun noluur :D

Okuldayım.
Bu lanet yerde gün gecmek bilmiyor.
Az önce sınavların 1 hafta ertelendigi söylenildi.
Sınıfca mutluluktan çatlıyoduk.
Ama sonra bunun asılsız haber oldugu ortaya cıktı.

Ayrıca derste boş. Komutan beyamca gelmemis .)
Sakızımı o kadar keyifle patlatıyorumki görmelisin sevgili okuyucu.

Bütün paramı harcadıgım icin suan yemek yiyemiyorum.
Tek yapabildigim telefonumu elime alıp nette dolaşmak..
Bunada şükür :D
Hic degilse dincinin insan hayatındaki en heycanlı evrelerini anlatışını dinlemek zorunda kalmıyoruz :D

Hava çok güzel.
Umarım son derste bos olur ve bu lanet yerden erken cıkarız.

Suan Aylin yanımda ot yeme moduna gecti.
Gizem bugün zten gelmedi.
Ahh löve burda olmalıydın pskoda moronları işledik asdasdasd :D:D
Neyse sanırım bende Aylincigime katılsam iyi olucak.

Bu arada bunları yazmak icin ugrasırken sakız yüzüme yapıstı :D
Neyse bu kadar yeter.
Görüsmek üzere, hoşçakal sevgili blog :)

13 Mart 2010 Cumartesi

Küçük Selin'e öğütlerim :)

Ekşi Sözlük'te 10 yıl önceki haline öğütler tarzı bi başlık vardı.
Çok hoşuma gitti ve bunu blog konusu yapmalıyım dedim. Başlıyorum bak.

Öhööm öhööm sevgili küçük Selin,
Öncelikle ilkokula başladığında Rus bi öğretmenin sınıfında olucaksın.
Türkçeyi daha kendisi konuşamayan bi kadın.
Bana nasıl okuma yazma öğreticek diye düşünme.
Seni en önde gerizekalı bi çocukla oturtmuş olsa bile o öğretmenini sev.
Çünkü ondan sonra gelicek olan herif çok daha beter olucak.
Sınıfında seni kendine rakip olarak gören mızmız kızlarada aldırış etme.
7'si birleşse 1 tane sen olamaz.
Bide o kızlardan biri bundan yıllar sonra 2009 yazında bi resim çekilcek.
Senden kısa olsada bacakları uzun gözükcek.
%80 ihtimalle shop, hiç düşünme bunun bacakları nasıl bu kadar uzun diye.

Arkadaş konusuna gelince; o salak kızlarla arkadaşlık yapma.
Ondan sonrakilerlede. Anlaşamıyosun kasma, lazım değiller.
Boşu boşuna gerilme niye hiç anlaşamıyorum diye.

Sınıftan bi çocuk var. Kardeşim diyosun sen ona.
Sizin dersaneden S ile çıkıp ayrılcak. 3ünüz buluşcaksınız falan.
Ama sonra o senin en yakın arkadaşına senden hoşlandığını söylicek.
O yüzden ona hiç yakın davranma. Kardeş mardeş laf.
Kardeş ayaa göt ayaa bak sözümü dinle göte gelme.
Hatta sonra senin için o da aynı okula yazılcak ve lisede de beraber olucaksınız.

Bide E var sınıftan. Kanki olcaksınız çok güvenceksin.
Ama 8.sınıfın sonlarında senden hoşlanıyorum ayakları yapıcak.
Direk ver yolu, takma. Çok ağlıcak ama salla.
Yanında oturan kız sana onu savuncak.
Seni üzcek laflar ederse, çenesini kapalı tutmasını söyle.
Zira o kızın laf dışında yapabilceği hiçbişey yok.
İlerde görceksin, bi halt olmıcak.
Sakın sonsuza dek en iyi arkadaş olucaz hayalleri kurma olmıcaksınız.
Bide ondan sonra bi kız gelcek, o da yaramaz boşver uzak dur.

Sonra bide dersane var. Hergün düzenli olarak git, sakın devamsızlık yapma.
Çünkü sonra kıytırık bi düz lisede öğrencisi olmak zorunda kalıcaksın.
Dersanedeki o turuncu saçlı çocuğa ölme bitme. Sana "şşt şşt" yapıp durcak.
Yanına git, "bilader bi derdin mi var" diye sor. Sonradan içinde kalıcak.
Eğer bunu da yapmadıysan, bekle, bigün okuldan eve erken gönderiliceksiniz.
Burayı iyi dinle bak ! Eve geldiğinde üstüne güzel bişeyler bul.
Sakın eşofman ve gerizekalıca bi hırka giyip saçını toplama.
Çünkü arkadaşlarınla gezmeye gidiceksiniz. Yolda o çocukla karşılaşıcaksınız.
Sonra sana göz kırpcak falan, güzel olman lazım.
Ama bi daha karşılaşmıcaksınız, o yüzden onu salla.

Esas uyarı yerine geldim ! Bi çocuk gelicek.
Hayatında ilk kez aşık olduğun adam odur işte..
Baş harfi E. Hayatındaki bütün peri masallarının başlangıcı o olucak.
Onu sev tamam mı ? Sevme demem abes olur, seviceksin çünkü.
Önüne geçemezsin biliyorum.. Karşılığı daha az olucak ama sev !
Onu sevmek yaptığın en aptalca hareket olucak ama sev !
İlk başta imkansız olduğunu düşünüceksin ama öyle düşünme minik Selin.
Sizin gruptaki kızlarda onun arkadaşından hoşlanıyo olcak.
Ama sende ondan hoşlandığını bi an önce arkadaşlarına söyle.
Yoksa senin o sıralar en samimi olduğun kız sana gelip,
"ben E'den hoşlanıyorum" dicek ve sen mal gibi kalıcaksın.
Bide üstüne onunla aramızı yap dicek.
Ama yapma sen. Bak ben ettim, sen etme.
Sonra o kızla E çıkıcaklar. Sen E'yle kanka olmak zorunda kalıcaksın.
Ama hiç bi zaman umudunu kaybetme küçük Selin.
En sonunda sana açılcak o. Mutluluktan uçma.
Biliyorum ömür boyu ayrılmıcakmışsınız hissiyatına kapılcaksın ama
2 ay çıkcaksınız. Sonra gidicek. O öyle gider gelir alış ona.
Hani hep "herşey güzel olucak" diyosun ya olmıcak bilader.
Ömrünün 3 senesini çalıcak. 4908549058094 kere çıkıp ayrılcaksınız.
O çocuğun yolu hep sana düşücek.
Ama o gördüğün rüyalardaki gibi olmıcak hiçbişey bak benden söylemesi.
Hadi diyelim ki dinlemedin beni, malum az salaksın, o zaman o acıyı çekerken;
yazı yazıp dur, o zaman yazdıklarımı şimdi bile okuyup bayılıyorum, yaz sen.
İyi yazıyosun aklından çıkarma tamam mı kızım ? Aferin canım.

Sonra bide pandaya benzeyen kız var. Kızın salak olduğunu sende biliyosun.
Hiç umursama. Bide size yakın oturan 2 tane kız var.
O kızlardan biri bildiğin süzme zekalı salak. Diğeri sana rakip olabilir.
Kafası iyi çalışıyor, herkesi senle kavga ettirmek için uğraşcak.
Sen tek takıl bitanem tamam mı ? Tekrar söylüyorum, yine söylicem.
Sen kızlarla anlaşamıyosun ! Ömrün boyunca olmıcak bu.
Erkeklerle de kanka olamıcaksın, sana çıkılcak kız gözüyle bakıcaklar.

Ortaokulda tatlı bulduğun çocukların hepsi büyüynce aşırı tipsiz oldular.
Ayrıca tipsiz bulup reddettiklerinde büyüdüklerinde aşırı taş oldular.
Kafanı taşlara vur. Kıvılcımlar çıkana kadar.

Bide bi kız var H. O kız senin 10 yıllık arkadaşın.
Kendini bildin bileli hep var o.
Bigün onla okulu asıp Resimli'ye gitceksiniz.
Sonra oraya gelenlerle tanışıp bi grup kurcaksınız.
Günler süper eğlenceli geçicek. 2-3 ay takılıcaksınız.
Ama sonrası nanay. Birbirinizi bi daha görmiceksiniz.

Sonra bigün otobüs durağında beklerken bi kız görüceksin. Baş harfi A.
Git konuş onla. Bitanen olucak o senin. Ona güven, ona sarıl.
Diğerlerini boşver gitsin. 10. sınıfta aynı şubeye düşüceksiniz.
Sonra bi kız daha gelicek baş harfi G.
Onuda çok sevin tamam mı canım ? Aferin.

Haha. Ondan sonra da işte şuan aklımdaki çocuğa gelicez.
İlk kez kampta konuşucaksın onunla.
E'ye çok benziyor. Evet ikizi gibi. Bu çok etkileyici.
Sonra bu çocuk senin msnini falan eklicek muhabbetiniz ilerlicek.
Ama hiç heves yapma.
Başta herşey güzelmiş gibi olucak fakat sonra işler değişcek.
B harfiyle başlayan gerizekalı bi kızla çıkmaya başlıcak.
(Hatta hala çıkıyolar) Sakın bu yüzden kendini sinirden yiyip bitirme.
Bide aynen hep masum ol tamam mı yavrum ?
Masumluğuna bayılıyor o senin.
Ayrıca yanaklarım kırmızı diye kendi kendini gıcık edip durma.
O senin yanaklarına hasta.
Bide kıskanclık krizlerine girip aptal gibi davranma.
Cadı gibi davranırsan tabi senden kaçar. Sakin ol. Sakinleşmeyi öğren artık.
O kızları kıskanmana hiç gerek yok aq git aynaya bak birmisin onlarla ?
Olumlu ol azcık ya.

Gelelim şeye. Saçların berbat !
Sen büyüdükçe saçlarında daha da berbat olucak.
Saçın hemen uzarken değerini bil , uzat uzatabildiğin kadar.
Sakın kısa saç yakışır mı diye düşünme, olmaz. Ben yapmadım bak.
Bide saç düzleştiricisi denilen gerizekalı alete sakın takılma !
Saçımın anasını ağlattı. Sakın dedim bak ben ettim sen etme.
Çok yıpranıcak saçların.
Bide ellerin ayakların çok güzel, git bir sürü oje al, sür sür çık.
Kullan şunu. El önemli bi husus tamam mı ?
Oturup yemek yemeğe para vericeğine, git güzelliğine para yatır !

Derslere gelince. 8'de Oks sınavında sakın kaydırma, ben yaptım sen yapma.
Tamam mı gülüm ?
9da aptal derslerine dikkat et.
İngilizcen çok iyi olucak, övün onunla, kullan onu.
Fiziğe dikkat et, bi kere 90 alıcaksın, değerini bil salakcım tamam mı ?
Çalışsan kafan basar, kır dizini otur bari sınavdan önceki ders çalış !
Sakın geriliyorum falan deme, valla boğarım seni !
Kimyayada kafan basıyor, azcıkta köşelerden bak tamam mı ?
Kitabı aç bi başlıklara bak, o kadın zor soruyor bak tamam mı ?
Bide 10. sınıfta eşit ağırlığı seçiceksin.
Arkadaşların ot yer moduna giricek. Sende katıl onlara.

Ayrıca herkes sürekli rahat olmana takmış olucak.
Boşver sen onları böyle devam. Hep rahat ol.
Hayat güzel, takıl sen kafana göre tamam mı ? Oldu mu yavrum ?

Buda sonuncusu. Olmayan şeyi oldurtmaya çok kasma.
Zoru görünce arkana bakmadan git. Hiç uğraşma.
Bugüne dek uğraştım ama vakit kaybı tamam mı ?
Yalancı bi insandan dürüst birini çıkaramazsın.
Olumsuz bi insandanda olumlu biri yaratamazsın.
İnsanlar değişmez. Bunuda unutma.
Boşu boşuna çaba harcama, o zamanı kendine ayır.
Git müzik dinle, yazı yaz, gez toz. Sonra o zamanlara çok yanarsın !
Herkesi muhteşem iyi insanlar gibi düşünme. Kimseyle samimi olma.
Kimseye tamamen açılma, kimsenin önünde ağlama.
Her lafa vericek cevabın var senin. O cevapları içinde tutma. At gitsin.
Seni seven insanlar, seni saçmalasan da sevicektir..
Gidenlere dur deme. Bırak defolsunlar.
İnsanların ne hissettiğini umursama, kendini diğerleri için üzme nolursun..
Tamam mı ablacım ? Tamam mı güzelim ?
Büyüyünce bütün dünya önünde secde edicek rahat ol sen.
Ayrıca burnunda yanaklarında çok hoş ! Kafanı buna takma.
Bide doğum günlerine çok ümit yükleme, muhteşem geçmicekler..
Sevgililer gününde de yanlız olucaksın hep..
Hayatının iyi yerlerine odaklan.
Hep sabah olucak, hep herşey muhteşem olucak tavrıyla dur.
Evet depresif olmak havalı gözükebilir, ama değil ve aptalca tamam mı ?
Kimseye benzeme. Hiçbişey için pişman olma !
Şimdi gidebilirsin..
Bu dediklerimi aklından çıkarma. Akıllı ol azcık.
Bak ben 16 oldum ama henüz bi halt yok.
O yüzden büyümek için acele etme tamam mı küçük Selin ?
Bu söylediklerime bakıp sakın korkma. Çok eğleniceksin, ben öyle yaptım.
Kolla arkanı. Görüşürüz. İyi yolculuklar.
Hadi by.

Merhaba,

Siz buna ne ad veriyosunuz bilmiyorum ama ben acı çekiyorum.
İçimde tutamadım bak yazdım yine.
Hani seni özlediğimi de içimde tutamayıp söylediğim gibi işte.
Sonra sen öğretmiştin bana her şeyin söylenmemesi gerektiğini.
"Benden bişey bekleme, bi daha olmaz" dediğinde öğrendim içime atmayı.
Bigün yine benim olursan, işte o zaman devam edicem buraya yazmaya.
    Hoşçakal sevgilim, öp kendini benim için.

Erkekler ne ister, Kadınlar ne ister.

Bugüne kadar kendime sordum durdum.
Hani hissettiklerimiz bu kadar aynıyken neden anlaşamıyoruz.
"Erkekler ne ister ?" sorusu. Bunu çoook önceden durum yapmıştım Face'te.
Yine oturdum oturdum düşündüm. Uyuyamıyodum ve beynim aptal bi C vitamini iğnesi yemişçesine, Oscar'lık senaryolar yaratıp, konudan konuya atlıyodu.

Hani şu "dış görünüşle ilgilenmiyorum, içe bakıyorum" tamamen yalan biliyosunuz dimi ?
Şu herkezin inandığı "kişilik tipi 5e katlarmış" lafı da yalan onu da biliyosunuz dimi ?
Yani iyi bi insan olmanın elbette muhteşem bi değeri var. Ve en değerlisi de bu.
Ama bu tamamen tamam değil. Ajdar çok iyi bi adam olsaydı, onunla çıkarmıydınız ?
-Şu an hayatım boyunca gördüğüm en berbat erkek profiline örnek arıyorum, bekle.-
Hıh! Recep İvedik, Dünyanın en müthiş, en iyi kalpli insanı olsa, onla çıkarmıydınız ?
Buna cevabın evetse hacı, bil ki kendini kandırıyosun. Kafanı kaldır da dünyaya bak.
Tamam tekrar ediyorum, tip hiçbi zaman herşey değil, hiçbi zaman da olamaz.
Ama kendine gel, eline yüzüne bakılır bi insan olmak lazım dimi ?
Yok ben kadere bırakıyorum bu işi diyosan, seni sen olarak görücek olan insanı ancak kendini senin gibi kadere bırakmış bulabilirsin, onun da bi erkek olma olasığı olsa olsa %0.05 falandır. Bulursan ne mutlu sana. Ama biliyorum, bulamıcaksın. Kusura bakma.

Hani konuşup duruyoruz ya, erkekler dış görünüşe bakıyolar bilmem ne diye.
Abi ben erkek olsam, bende bakardım. Hatta hepsinden çok bakardım.
Adriana Lima gelcek sana çıkma teklif etcek, sen gidip "yok hacı ben almıyım" diyip sınıfındaki avel kızlardan biriyle mi çıkcaksın ? Uyanmak lazım. Gerçek bu.
Güzel olmak şart yani. Hı ama seviyeleri olur. Az güzel, güzel, çok güzel kızlar.
O zaman erkeklere de seviye ekleriz bizde. Eh işte, idare eder, geçerli ?
Buda bize yakışabilir o zaman.

Hatta ve hatta bu gece ne istediklerini de kaptım. Valla billa anladım. Keşfettim yani.
Aydınlatıyım sizi. Güzel bi kız olmanızı istiyolar. Elinize yüzünüze bakılsın.
Muhabbetiniz iyi olsun istiyolar. Hani konuşulabilsin, baymasın.
Güvenilir olmanızı istiyolar. Arada duygusallaşırsa, bunu sır olarak saklamanız için.
Dürüst olmanızı istiyolar, yalanı hiçbi insan evladı sevmediği için.
Sadık olmanızı istiyolar, eh arkadan vurulmayı da kimse istemez.
Rahat olmanızı istiyolar, çünkü kasılmış insanla takılmak zordur.
Susmanızı istiyolar, 7/24 dırdır yapan kıza ben bile katlanamam.
Aptal kızsal mevzularınızı duymak istemiyolar, onları ilgilendirmediği için.
Azcık aptal olmanızı istiyolar çünkü zeki kızı kızlar bile sevmez.
Kıskançlığın dozunu abartmamanızı istiyolar.
Tamam biraz kıskanılmak iyi gelir ama aşırı kıskançlık yapıp boğmanızı istemiyolar.
Güvenilmek istiyolar, ama çokta değil.
Gerektiğinde çocuklaşıp, gerektiğinde olgunlaşmanızı istiyolar.
Çünkü kimse kız kardeşiyle yada annesiyle çıkıyomuş gibi hissetmek istemez.
Sanki ona muhteşem bişeymiş gibi davranıp, onsuz olamayacağınızı belirtmenizi,
Ama buna inandıkları an onları dünyaya indirip güçlü olduğunuzu göstermenizi istiyolar.
Sürekli aramanızı istiyolar, ama bazen aramayıp merak ettirmemenizi de istiyolar.
İstediklerinde size ulaşmak istiyolar, ama aslında ulaşamayınca sizi daha çok istiyolar.
Kaçmanızı istiyolar, ama çok kovalamak da istemiyolar.

Doğruyum dimi ?
Bunu bugüne dek olan ilişkilerinizi düşünüp okursanız daha çok hak verceksiniz.
Aslında o kadar da zor değilmiş yani daha çok "yapıyormuş gibi yapmak"la ilgili.

Ama oturdum düşündüm de.
"Madem bu kadar basit, neden anlaşamıyoruz ? O zaman kadınlar ne istiyor?"
Ve şuanda bunu yazabilmem için , daha 8608496849 fırın ekmek yemem lazım.
Çünkü ben ne istediğimi hayatım boyunca hiç bilmedim.
Ama en basit şekilde hiç uzatmadan buna şöyle cevap verebilirim.
A) Herşeyi. B) Sahip olduklarından daha fazlasını.
Sanırım burda da haklı olabilitem var. İşte böyle. İyi geceler.

Bunun başlığı yok sevgilim.

Parlak yıldızlar karanlık yalnızlıklara ışık yakmış bekliyor.
Bir gece daha gündüze özenip bitiyor.
Minik balkonumdan izliyorum karanlığın şehre olan hakimiyetini.
İçten ve masum bir sesle şarkı mırıldanıyorum hafifçe.
Sözlerin ritmiyle senfoni oluşturan hıçkırıklarımı,
Gecenin koyu karanlığına karıştırıyorum.
Söylenilenlerin kalıp ölçülerine farklı anlamlar yükleyip,
Umutlarımı birkez daha yaralıyorum.
Sonra bitti deyişin geliyor aklıma.
Bende nelerin başladığını bilmeden "bitti" diyorsun.
Yaşananları rahatça sindirebilen tavırların kırbaçlıyor içimdeki aşkı.
Giderken sadece kırık bi kalp ve birazda gözyaşı bırakıyorsun bana.
Şehir de sakin ve suskun. Sanki acımı hissediyor gibi.
Ama perdeler inmiş senin gözlerine.
Görmüyor musun ? Yarım kalmış aşklar var biyerlerde.
Bu hikayenin kahramanı tek değil.
Başaramıyorum yalnızlığı. Panzehir ol zehrime.
Gitme.
Hadi anla artık. Sensizliği içime gömmek bana göre değil.
Ömrümün kıyılarında gelip gidişlerinle,
Aklımdan silip atamadığım senli hayaller gözümün önünde.
Sen hayatımın kesip atamadığım kangren yanı. Gitme.
Gidersen bi yanımı toprağa gömmüş olucam senle.
Benden de gitmemi isteme.
İsmini anmadan gitmek çok zor.
Ayrılıklar gitsin sen kal benimle .

.                  selintopçuoğlukalpmehmetcanakkankalp.*

Hepinizinağzınasıçayım.

Benim asıl sinirimi bozan şey,
Herkesin herşeyi çok bilmişlik edasıyla kendini nazik olmaya zorlaması.
Nasıl yapabiliyosunuz bunu ? Ya da neden yapıyosunuz ?
Evet gençler sorumuz buydu. Yani SORUNUMUZ.
Baksanıza hepiniz derin bi bok çukuru içinde hapsolup kalmışsınız.
Ve hala nazik davranıyosunuz mınakoduğum insanları. Hala !
Kabalaştım. Çünkü beni siz böyle yapıyosunuz sikko beyinliler.
Ben onyedi yaşıma daha yeni girdim.
Bazı şeylerin farkına yeni yeni varıyorum.
Bazen eksik, yalnız ve çaresiz hissediyosun.
Sonra ne mi oluyo ? Yazıyosun.
Peki sonra noluyo ? Bazı insanlar sana hak veriyo, seni anlıyo.
Ben onyedi yıldır kendimleyim. -tamam bazen kendimi kaybettiğimde oldu ama-
Onyedi yıldır lan onyedi yıldır ! Ben onyedi yıldır kendimi anlamış değilim.
Benim annem babam beni anlıyamıyo, sevdiğim insanlar beni anlıyamıyo.
Peki siz orda gavuramı gibi oturup götünüzü yayarak beni nasıl anlıyabiliyosunuz ?
Ne sanıyosunuz lan kendinizi !
Gerizekalı bi psikolog havasında "anlıyorum" diye bızıklayıp duruyosunuz.
Anlamıyosunuz. Anlamıyolar. Kimsenin bi sik anladığı yok.
Ben de sizi anlamıyorum. Anlayamamda.
Zaten ben buraya beni anlayın diye yazı yazmıyorum bebeler.
Sadece lağıma dönen beynimdeki fareleri salıyorum.
Beynimi kemiriyolar. O kadar.
Ben her an bu nazikliğiniz ve yapmacıklığınız için biraz daha kusuyorum.
Midem ekşiyor. Daha fena oluyorum.

Sadece 5 dakikalığına gelecek için neler hayal ettiğinizi düşünün.
O adamı, evinizi, çocuklarınızı, işinizi, mutlusunuz. Pembe bi klozetiniz bile var.
Ve hemen gidin sıçın, kusun, işeyin.
Bakın bu kadardı.
5 dakika bile sürmedi dimi ?
Sizin o hayallerinizi süslediğiniz gelecek NAH gelecek.
Başkalarını anlamayı kesin.
Ve şimdi siktir olun.

O bir daha geri gelmiycek..

Siz hiç herşeyinizi kaybettinizmi ? -Ben kaybettim. Birkaç yıl önce.
Annem, babam, arkadaşım, dostum, kankam. Hepsi oydu. Herşeydi o.
Uğursuz gün. 4 Ekim 2007 Perşembe.
Sonun sonunun sonununa gelmiştim.
Çok mutsuzdum. Çünkü o hastanedeydi. O, dedem.
Ama biliyordum. İyileşicekti. İyileşmek zorundaydı. Beni bırakıp gitmezdi o.
Annem hastanede onun yanında kalıyordu.
Yarım saatte bi arayıp dedemin durumunu soruyordum. İyi diyordu bana, iyi.
Babama ısrarla beni hastaneye götürmesini söylüyordum.
Çünkü dedemi mutlaka görmem gerekiyordu. İçim hiç rahat değildi.
Yarın gidicez, söz, dedi. Ama o yarın hiç olmadı.
Sonra telefonuma bi mesaj "başın sağolsun."
Hayır dedim. Hayır olamaz. Ölmedi o. Ölemez. Ölmez. Gitmez beni bırakıp.
Annemi aradım hemen. Dedem nasıl dedim.
Sustu önce. Sonra derin bi nefes aldı. İyi dedi, iyi.
İnandım. Belkide inanmaktan başka çarem yoktu o an.
Sonra babam geldi. Konuşmamız gerekiyor diyerek abimi ve beni odaya çağırdı.
Söyledi işte. O lanet cümleyi söyledi. Öldü dedi. Öldü !
O cümleden sonra hatırladığım tek şey, yere yığılışım ve kulaklarımdaki korkunç uğultu.
Öldü o. Bidaha gelmiycek. Hiç. Kelimeler o kadar anlamsız ki..
Bidaha onun maviş gözlerini hiç göremiycem.
Bidaha sabahları gıdıklayarak uyandıramıycam onu.
Bidaha sigara içtiği için kızamıycam.
Anlatamam şuan hissettiklerimi.
Unutmıycam seni hiç. Dünyanın en iyi insanı olduğunu hiç unutmıycam söz.
Beni böyle bırakıp gittiğinide unutmıycam. Daha son kez sarılamamıştım bile.
Neden beklemedin ?
Şimdi kim hergün kurabiye alıcak bana ? Kiminle yiycem jelibonlarımı ?
Kışın ortasında dondurma istiyorum diye tutturduğumda,
senden başka kim simit yemeğe ikna edebilirki beni ?
Kimin omzuna çıkıp dut toplıycam ?
Kiminle kedilere mama hazırlıycaz ?
Köpeğimizi kiminle birlikte yıkıycam ?
Kimin dizine yatıp film izliycem ben ?
Tatillerimi kiminle geçiricem ?
Senin o küçük yastığına kim yatıcak şimdi ?
Böyle zamansız gidilir mi ?
Daha ektiğimiz şeftaliler bile meyve vermemişti.
Hani ilk şeftalimizi birlikte yiycektik ? Söz vermiştin.
Daha salıncak kurucaktık bahçemize.
Neden gittin beni böyle yalnız bırakıp ? Söylesene neden, neden !

O rüyamdaydı bugün. Gerçek gibiydi aynı.
Geldi. Biliyorum.
Dizlerinin üzerindeydi kapıdan içeriye girerken.
Sonra odanın ortasına oturdu.
Titreyerek bana baktı o masmavi gözleriyle.
Ama gözleri ışık saçmıyodu artık.
Burda çok yakıyolar dedi, çok yakıyolar..

.

OnyediOnyedi.*

Bugün benim 17min ilk günü.
İçim kıpır kıpır ama bi yandan da büyüyor olmanın verdiği burukluk var.
Kabul etmek gerek güzel bi 16 yaş geçirdim.
Tüm aksiliklere rağmen, baktığımda mükemmel bi dost var elimde.
16'mda buldum onu. Gizem Aşık. kalp.
Hep uğur getirdi bana, hep güldük birlikte.
Ve Tanrı en büyük mutluluğu 16mın sonuna saklamış sanırım.
Evet son 4 ay..
Sevgilim, seni seviyorum.
Bak 16m bitti, 17 oluyorum. Büyüyorum, olgunlaşıyorum.
Seni dünyadaki kötü olan herşeyden uzak tutmak istiyorum.
Ben bizi korurum. Çünkü sen korkarsın tamam mı ?
Hayatım boyunca hiçbişeyden korkmadım ben.
Ama sen kendin söyledin. Sen safsın sevgilim, kanarsın. Canın yanar.
Ben varım. Bize zarar gelmesin diye herşeyi yapabilirim.
Sen bunu bilmezsin, ama yapabilirim işte.
Hem zaten büyüyorumda.
Gerçi ben ne kadar büyürsem büyüyim hep senin miniğin olarak kalıcam.
Bu değişmicek unutma. Değiştirmeyede çalışma.
16'ma dek yoktun. Ama bundan sonra hep ol istiyorum.
Ben her doğumgünümde yalnızdım.
İzin verirsen artık bundan sonrakilerin hepsinde seninle olmak istiyorum.
Bugün eğer bu kadar huzurluysam, sen benimle olduğun için.
Seninle iyileşmeyi seviyorum. Seninle büyümeyide. Hayat anlamlandı seninle..
Yüzün yüzüme yakın olduğunda sanki mıknatıs gibi sana çekildiğimi hissediyorum.
Senin omzunun üstünden gördüğüm dünya muhteşem.
Sen yanımdayken işte şimdi tamamlandım diye düşünüyorum.
Şuan dünyanın ikimizin dışındaki geri kalanı zerre kadar umrumda değil.
Kıyametler kopsun, dünya isterse yuvarlak şeklinden tepsi şekline bürünsün.
Denizler yansın, güneş gidip bi daha hiç gelmesin. Hiçbiri umrumda değil.
Ben iyiki doğmuşum. Ve sen iyiki beni bulmuşsun.
Kaybetmemek dileğiyle, 17ime hoşgeldin benimle birlikte :)

Bigün geleceğimiz gelicek.

Az önce yatıyordum. Tavanı izliyordum. Sonra gözlerim elime gitti.
Tırnaklarıma, ojelerime. Beyaz.. Sen çok beğenmiştin.
Ellerimi ellerine alıp tırnaklarıma dokunmuştun. Çok güzeller demiştin.
Şimdi hatırladımda ilk buluşmamızda da pembe oje sürmüştüm.
Dur dur geçmişi bırakıp geleceği düşünelim birazda.
En baştan alalım şimdi bekle.
Ben her sabah uyandığımda senin yanına gelmeliyim aslında.
Sen yatağında mışıl mışıl uyuyo olucaksın.
Ben seni öyle görünce gülümsiycem. İyiki var diycem senin için..
İyiki var, iyiki benim, iyiki sevmişim onu.
Sonra biraz daha yaklaşıcam, saçlarını okşayıp battaniyeni düzelticem.
Yerin varsada yanına kıvrılırım biraz zaman geçirip kahvaltı hazırlamaya giderim.
Krep yapıcam bazen, bazen omlet. Bide çay demlerim sana, sevdiğin gibi.
Bahçemize kurarım kahvaltı soframızı, herşey hazır olunca gelip uyandırırım seni.
Geldiğimde sana 'aşkıım' diye seslenip öpücüklere boğucam.
Sende o dünyalar güzeli gözlerini açıp gülümsiyceksin bana.
Sonra tekrar kapatıp 'beş dakika daha yaa' diye mırıldanıp şımarıklık yapıcaksın.
Bende beş dakika daha uyuyuşunu izleyip tekrar uyandırıcam seni.
Şakalaşıcaz falan. Sen beni uyumaya ikna etmeye çalışcaksın.
Bende 'hadi kalk kalk kahvaltı' hazır diycem. Birlikte kahvaltımızı edicez.
Sen gazetelerin spor sayfalarına bakıcaksın. Ben sana yeni çay koyucam.
Kahvaltımız bitincede tabaklarımızı birlikte mutfağa taşırız.
Ben bulaşıkları yıkarken yüzüğümü çıkardığımda,
'O yüzüğü hemen tak parmağına, hiç çıkmıycak demedim mi?' diye azarlıcaksın beni.
Sonra bende sana sarılıcam. Ben bulaşıkları yıkarken sende müzik açıcaksın.
'Aşkım değiştir bu şarkıyı hiç sevmiyorum' diycem ben.
Sende bizimle ilgili bi şarkı açıp 'pekii bu sana ne hatırlatıyor?' diceksin.
Duyar duymaz gülümsiycem. Sonra sende dudağıma bi öpücük kondurcaksın.
'Bidaha' diyip şımarıklık yapıcam. Sonra tekrar öpüceksin.
Bazen alışverişe falan çıkıcaz.
Ay sonunda kredi kartı ekstresi geldiğinde sen bana söyleniceksin.
Bende 'sen arabanın jantlarını değiştirdin yaa' diyip üste çıkmaya çalışıcam.
Ama hiç küskünlük olmıycak bu tartışmaların sonu.
Gezmelere gidicez birlikte. Ben hazırlanırken sen odanın kapısını çalıcaksın.
Bende 'gel' diycem. İçeri giriceksin ve senin o muhteşem kokun dolucak odaya.
Sonra 'çok güzel olmuşsun' diyceksin bana.
Bende içime senin kokunu çekicem derin derin. Sımsıkı sarılcam.
Akşam eve döndüğümüzde televizyon izliycez birlikte.
Sen maç izlerken, ben 'birazda dizilere bakalım' diye söylenicem.
Kumandayı ele geçirme konusunda tatlı tatlı tartışıcaz.
Sonra ben kanepeye uzanıcam. Sende gelip 'aşkım yatağına git' diceksin.
Ben huysuzluk yapıp 'ben böyle iyiyim aşkım' dicem.
Senin için rahat etmicek, beni yatağıma taşıcaksın.
Tokalarımı çıkarıp saçlarımı okşıcaksın. Sonra ben biraz uyuyup uyanıcam.
Yatakta olduğumu görünce şaşırıcam. Beni taşıdığını hatırlayıp, seni uyandırıcam.
Sonra 'seni öpmeyi unuttum, öpmezsem kabus görürüz' diye fısıldaycam.
Uzun uzun öpücem. Ve huzur içinde uyuycaz..
Biz birlikte uyuyup uyanmalı, ay sonunu nasıl denk getiriceğimizi birlikte düşünmeliyiz.
Seneler sonra kızımız bana 'anne sen en çok kimi sevdin' demeye gerek duymamalı.
Babasına hep çok aşık olduğumu bilmeli.
Ve biz ömürlerimizi böyle bitirmeliyiz..

M.*

Çünkü onun gözlerinde kendimi hiç bi yerde göremediğim kadar net görebiliyorum.
Çünkü onun kirpikleri çok güzel.
Çünkü o pizza yapabiliyor.
Çünkü o ben yemek yapamıyo olsam bile beni çok seviyor.
Çünkü o mercimek de yapabiliyor.
Çünkü o çayı 2 şekerli içer. Bardak büyükse 4
Çünkü ellerim üşürken beni yalnızca o ısıtır.
Çünkü o benim göğsüne yatıp uyumayı istediğim tek insan.
Çünkü bi tek onun yanında ateşim çıkıyor.
Çünkü ben onu çok seviyorum.
Çünkü o saçlarımı okşamasını sevdiğim tek insan.
Çünkü battaniyelerimizi paylaşacağımız günleri bekliyoruz.
Çünkü bizim pempe vosvosumuz olucak.
Çünkü biz birbirimizin herkesten çok herşeyiyiz.

Saçmalamayıseviyorum* ihi mihi ^^

Selam ben gerizekalı.
7 buçuk yaşındayım. Burcum aslan.
Kolayı çok severim. Bide çok güzel omlet yaparım.
Aslında yapmak isteyince herşeyi çok güzel yaparım.
Biberle bamyayı ayırt edemezken şmdi usta aşçı olma yolundayım.
Bişeyi kafama koyarsam yapana kadar her yolu denerim.
Bişeyi yapmamakta direniyosamda onu kimse yaptıramaz bana.
Hep canım sıkılır. Dünyaya karşı gayet relax ve vurdumduymazım.
Bitek sevgilime karşı öyle değilim. Çünkü ona aşığım.
Sürekli konuşurum. Mesela saniyede 155 kelime söyleyebilirim.
Neden 155 ? Bi sebebi yok.
Mesela demeyi severim. Mesela şimdi bi kez daha mesela demiş oldum.
Burak'ın mesela'ya besele deyişine hastayım çküper.
Bide o öküzün sesi çok güzel. Ulusoyfun açalım ona. Albüm yapalım.
Hayvanları severim. Bu durumda Gizem Aşık'ıda sevmiş oluyorum.
Sevgilim kedileri çok sever.
Kedileri bende severim. Ama olsun Gizem Aşık kalp.
İğrenç espri yaparım. Bide sonra gülerim.
Ben gülerken işeriz hep beraber.
Konuşurken istemsiz olarak kaşlarımı çok hareket ettiririm.
Mimiklerime çok gülerler. En çokta Gizem salağı güler.
Bide benim annem var bitane. Çok uyuz ama çok seviyorum onu.
Annem. Annem işte o benim. Bitanecik annem.
Şey. O burayı okuyor galba.
ANNE SENİ SEVİYAĞĞMM.
Lüften bidaha sinirlenip pc'yi kapama tamam mı.
Bide artık twitter'a geçtim buraya fazla yazmıyorum biliyosun şdkfşl
Hadi öptüm .d

Merhaba sevgilim..

Merhaba meşgul çocuk. Uzun zamandır görüşemüyoruz.
Nasılsın ? - Ben iyiyim. Yani iyi gibi yapma konusunda iyiyim.
Şimdi dur lütfen.
Ellerime son dokunuşunu düşünüyorum.
Son bakışın aklımda ama gözlerini tarif et deseler edemem.
Sonra bide gülüşünü hatırlıyorum ama dudaklarını anlatamam.
Çayı karıştırışını hatırlıyorum. Ama ellerini, parmaklarını anlatamam.
Ses tonunuda tarif edemem ama şarkı söyleyişin hala kulağımda.
Merhaba birlikte hayaller kurduğum çocuk.
Kafamda o kadar çok fotoğrafımızı çekmişimki, aklımdan silinmiyor.
Ellerin, yüzün, saçların, sakalların, gözlerin, dudakların nasıllar ?
Özledim onları. Ama epeydir yoklar.
Sende yoksun. Senide özledim.
Merhaba içimde özlemi hiç tükenmeyen çocuk.
Dün gece gökyüzü senin kokunu getirdi bana.
Rüzgar saçlarımı okşadı ama seninki gibi değil.
Sen saçlarımı okşarken ellerinin sıcaklığını hissederdim.
Merhaba sıcaklığıyla içimi eriten çocuk.
Gözlerinde dalıp boğulmayı özledim.
Düşünüyorumda seninle aynı şehirde olmak yetebiliyor bazen.
En azından senin verdiğin karbondioksiti içime çekiyorum.
İçin, içime geçiyor. Mutlu oluyorum.
En azından'lı cümleler kurarak doyurmaya çalışıyorum sana aç olan kalbimi.
Ama bazende bunların hiçbiri yetmiyor.
Nefesin sadece benim olsun, gözlerin sadece bana baksın istiyorum.
Merhaba herkesten deli gibi kıskandığım çocuk.
Her gece benimle uyuyup, yeni güne benimle merhaba demeni istiyorum.
Merhaba, şimdi merhabalarımdan sıkılan çocuk.
Merhaba sevgilim. Seni özledim.
Zamanın olunca görüşürüz elbette. Yani istersen eğer ..

Ölün lan banane.

Az önce uzun zamandır kızgın olduğum bi arkadaşım aradı.
Aslında bi nevi aynı durumlardayız.
Hakkını helal et dedi.
Sinirlenip "neden" diye sordum.

Benim arkadaşlarımda bişey var abi.
Kim intihar etmeye niyetlense ya beni arar ya bana mesaj atar.
2009 boyunca 4 kişi intihara teşebbüs etmeden önce beni aradı.
Hemde abuk subuk saatlerde.
Emanetleri varmış sevgilisine götürülcek, yada sadece haber vermek için.
Aramayın kardeşim !
Aptalsanız kendi kendinize aptal aptal ölün.
Burdakide kalp bi yerde.
İçlerinden biri bile ölmedi üstelik.
Sadece beni "acaba bişey olmuş mudur" diye korkuta korkuta
Sabaha dek evin içinde volta attırdılar.
Herneyse. Bu ondan değilmiş.
Benim gibi olma durumu.
"Herkesin ahını aldım, hakkını helal et de iki yakam bi araya gelsin" dedi.
Hı şimdi sen öyle dedin bende helal ettim oldu da bitti maşallah mı dedim.
Olur diye ummuştum olmaz mı gibi bişey dedi.
İkimizinde çok ortak yönü varmış.
O benim kalbimi kırdı diye ben kızgındım ona.
Halbuki ikimizin iki yakası bi araya gelmiyormuş.
Bana ilginç geldi.
Dertleştik falan.
Sustuk sonra.

Hı bide not : Hakkımı falan helal etmedim.
Kızım banane aq yakan bi araya gelmiyosa?
Böyle de duygusuz öküz bi insanım.
Haklıydınız evet , kalpsizim ben.
Oh , gurur duyuyorum.
Banane lan başkası acısın size !

Gizeeeem ":)" dfjkldfj

Bakın şimdi.
Akşam olmuş ve biz Gizem'le sıkıntıdan patlıyoruz tamam mı.
Sıkıntımızı geçircek bişeyler düşünürken kendimizi derin mevzular içinde bulduk.
Gizemin bi sevgili adayı var. Sayın xXx. Yanlız abimiz taş.
Ama hep ":)" yapıyo. Biz buna "müslüman smiley" diyoruz.
Alışkın değiliz biz hep kljfsldjdlsklfk diye güleriz.
Üstüne bide müslüman smileyle gülenleride dışlarız. Neyse.
Gizemde çocuğun bunu yapmasından ve kibarlığından yakınıyo bana.
Şimdi diyoloğa bakın:

S : Noldu da soğudun birden. dengesizmisin ?
G : Ya hiç rahat değilim onunla konuşurken.
S : Niye kasıyosun relax olsana.
G : Abi kasmıyom ya herşeyi yanlış anlıyo. Stres oluyorum resmen.
      Bende ona "fsşdlkfsşdlkfşkf" şeklinde gülmek istiyorum.
      Ama gülemiyorum. en fazla bu ":):):)"
S : Gül aq nolcak niye gülemiyon malmısın şlkdfsşdllş
G : Hayır çünkü o mal. herşeyi yanlış anlıyo.
S : Bak abi  bence niye böyle biliyomusun
G : Niye ?
S : O bi insan.
G : Biz hayvanız aq evet bu yüzden işte :(
S : Biz insanlarla diyalog kurmaya alışkın değiliz kdfjlkj
G : Evet aynen şlsdkflşsf. Açık açık konuşcam onunla.
S : Kolla arkanı yavrum ben hayvanım desen yeter dfkldsflş
G : Hayır bak açık açık diyimki,
     Bak xXx, sen bi insansın. ve ben insanlarla konusamam. yanı anlasamam.
     bana ancak selin gibi bi hayvan lazım. ben ancak selin gibilerle konusurum.
     yanı onlarla anlasabiliriz. aramızda özel bi dilimiz var.
     git ve biraz öküz ol gel. belki o zaman bi şansın olur.

Bu paragraftan sonra ikimizde iptal olduk.
O yazarken ağladı, ben okuyunca ağladım. Süründük resmen.
Karnım hala ağrıyo o derece koptum.
Görüyosunuz dimi beni ne kadar çok seviyo dklfjsdfl
Neyse konuşmanın devamına geçelim şimdi:

S : dskfsjdklsdjflsjflksdlsdl ölüyom
G : işiyom gülmekten şlksdşlksdşlffş
S : bende aq kklsdjfsldkfjsdlfksdfll
G : Yada ne biliyomusun
     Bak xXx, aynen bu kibarlığınla 10 yıl sonra çık karşıma ":)"
     kjlkdsjlkfjdslkjlfdllkd
S : Bana bi daha ":)" yaparsanda ç**** düşsün de.
G : ahaaahahahaaaa ksdjljdldk koptum
S : selam ben yine işiyom kldjfsdkldjlkfls
G : selam bende işiyom kljdsfsdlkjdslkfj
S : of karnım ağrıdı olm yeter yaa lşdklşdf
G : xXx'e işiyom dediğimi düşünsene bi
S : aa çok ayıp gizemciğim. bu sarfettiğin sözleri,
     senin gibi narin bir hanımefendinin ağzına hiç yakıştıramadım ":)"
G : Aha yemin ederim öyle der.

Ve yine kopuşlardayız.
Lövem yaaa.
Allah'm akıl fikir ver noluuur. kldfjsdlf

mod: Biri beni gözetliyor.

Bu bloga bişeyler yazarken artık hiç özgür değilim sevgili dostlar.
Ordan burdan tanıdıklar okuyor, eş dost, o bu şu vs vs.
En önemliside annem okuyor arada.
Küfürlü yazmışsın sana hiç yakışıyormu diyor.
Nokta nokta koy argo kelimeler kullanma diyor. dfldkj
Haliyle bende bi paranoyaklık başladı.
Acaba falanfilan kişi hakkında bişey yazsam gelip okurmu diye düşündüm.
Kurdum kafamda bişeyler. Sonra vazgeçtim.
Yok yani ben burda da özgür değilim.
Mesela komşuyla ilgili bişey düşünüyorum yada anneme küsüyorum flan.
Ama gelip buraya yazamıyorum.
Çünkü o yazıyı annemin okuma ihtimali çok yüksek.
Bi okursa sonra al başına belayı.
Sonra bide mesela bi arkadaşıma ben yatıyorum iyi geceler diyorum.
Sonra ilham geliyo buraya bişeyler yazmak istiyorum ama yapamıyorum.
Neden ? Çünkü, Aaa bak bak yatmamış beni kandırmış dicek.
Lan ister yatarım ister yatmam demek var ama öyle olmuyo işte.
Belki bugün kafam attı birilerine sövmek istiyorum.
Ama yok yapamıyorum çünkü o kişiyle mahkemelik olma ihtimalim var.
Biri beni gözetliyor moduna girdim resmen.
Ama nası çıkıcağımı bilmiyorum.
Kendi blogumda ağız tadıyla yazamıyorum. ** (burda küfür ettim içimden)
İşe bak ya hayret bişey.
Neyse hadi by.

Deniz Gezmiş hayranısınız, ama Filistin'e giden gemilere terörist muamelesi yapıyosunuz. Ne iş ?

Bu ne ya ? Nası bi toplum olduk biz böyle ?
İşte böyle :
Öğrencilik hayatımız sürünmekle geçiyo.
Ama bu durumu protesto etmeyi bırak, destekliyoruz bide.
Siyasetin içinde ama siyasetten uzak bi toplumuz biz.
Aman kızım sakın siyasete karışma diyen bir toplumuz.
Dinci bi toplumuz, din için herşeyimizi vermeye hazırız güya.
Günde 14-15 saat çalışıp yinede ses çıkarmayan bi toplumuz.
Koyun gibi bir toplumuz biz.
Sikseler evet devam et ohh yeah demeyiz ama karşıda çıkmayız.
Hakkını hiçbi zaman aramayan ve aramaya gerek duymayan bir toplumuz.
Adaletin olmadığı bi toplumuz.
Her gün etrafa bakıp belediyenin çalışmadığından yakınan,
Ama yinede aynı adama oy veren bir toplumuz.
Mutlu bi toplumuz biz.
O kadar mutluyuzki mutsuzluğumuzun farkında bile degiliz !

Son günlerdeki olaydan herkezin haberi vardır.
Bu olaydan sonra Türkiye'de 2 türlü görüş ortaya çıktı.
Politikacılardan söz etmiyorum. Halktan bahsediyorum, yani bizden.
1. görüş, "İsrail'in yaptıklarının haksız olduğu"
2. görüş, "yapılan yardımların terörist bi faaliyet olduğu"
İlk düşünceden yanayım ben.
Yapılanların Gazze'ye bi yardım götürme çabası olduğunu düşünüyorum.
Bana şimdi kendi ülken bittide bi orasımı kaldı edebiyatı yapmayın.
Bide ben bunu desteklediğim için,
beni ve benim gibi düşünenleri faşist olarak nitelendiren salaklar var.
Bunu yapanlarda içten içe Deniz Gezmiş'e sevgi besleyen insanlar.
Deniz Gezmiş, Türkiye'de onca sosyal sıkıntı varken Filistin'e gidip mücadele etmiştir.
Bana Filistin'e yapılan desteği savunduğum için faşist diyen aklını siktiğim varlık,
Şimdi söyle bakalım,
Deniz Gezmiş'e hangi sıfatları yakıştırdığın için bu kadar saygı duyuyosun ?
Deniz Gezmiş Filistin'ine sen daha sperm bile değilken destek veriyordu.
Maşallah Deniz Gezmiş'i dilinden hiç düşürmüyorsun
Ama bugün yapılan desteği yanlış buluyosun.
Bu iki yüzlülüğünün sebebi nedir aptal ?
Filotilla'ya dahil olan gemilerden birinin adı Rachel Corrie'ydi.
Gemi İrlanda'dan insani yardımları yükleyerek Akdeniz'e geldi.
Peki Rachel Corrie'yi kaçınız tanıyosunuz ?
Nerdeyse bu gemininde İrlanda ülkü ocaklarından olduğunu falan söyliceksiniz.
Bu kadar mal insanlarla aynı coğrafyayı paylaştığım için utanıyorum lan.
Hala ABD'yi desteklediği zaman daha marjinal olucağını sanan aptallar var.
Bi avuç Arap için kendimizi niye parçalıyoruz diyenler var.
O küçük beyinciklerinize bunun Arap meselesi olmadığını ne zaman sokucaksınız.
Bu bi Arap meselesi değil, sıra meselesi.
Sıra sesini çıkarmayanlara gelicek gerizekalıcıklarım.
Ama tabi sizin o sikko zihniyetinizle beni anlıyabiliceğinizi düşünmüyorum.
Bu kadar aptal olmamalısınız.
Kafanızın içinde beyin denilen bişey var.
Onu çalıştırmanızı diliyorum, hadi selametle.

Gözlerim ekranda..

Ellerim telefona gidiyor ve ben ellerimi tutamıyorum.
Gözlerim telefonun ekranında. Bi mesaj bekliyorum.
Ben atıyorum ve yine cevap bekliyorum.
Gözlerim hala ekranda, nefesim tutulu.
Dudaklarımı ısırıyorum ve bir parça koparıyorum. Kanıyor.
Ellerim bi anlık dudaklarıma gidiyor. Ama gözlerim hala ekranda.
Bişeyler olmalı, bi işaret. Ama yok.
Dudağımı yalıyorum, o sızlıyor. Bense hala telefonun ekranına bakıyorum.
Hala bekliyorum ama hiçbir şey olmuyor.
Ellerim yine telefona gidiyor ve ben yine gözlerimi ekrandan ayırmıyorum.
İşte böyle bir gece..
İçimdeki his bu gece beni uyutmıycak.
by.

Bence. ^^

Yine ekşi sözlükte gördüm. Bence yazıları.
Ve bende bir bence yazısı yazmalıyım dedim.
Bakın bencelerime ;

- Bence kara kediler uğursuzluk falan getirmiyor.
- Bence belediye parklarındaki çiçeklerin resmini çekmek çok saçma.
- Bence otobüste yer vericeğimiz kişi bizden en az 20 yaş büyük olmalı.
- Bence etrafımızda 155 kişilikli olan bi çok insan var.
- Bence bazen söylenilenleri başka tarafımızdan anlamak güzel olur. Eğleniriz.
- Bence saç kurutma makinesi sadece saç kurutmaz. Isınmayada yarar.
- Bence bir şarkı insanın ruh halini deiştirebilir.
- Bence hayattaki en kolay şey kusur bulmak.
- Bence bir insanın ne kadar dürüst olduğunu asla bilemeyiz.
Hatta bir insan kendisinin ne kadar dürüst olduğunu bile asla bilemez.
- Bence "seviyorum seni" demek, "seni seviyorum" demekten daha kolay.
- Bence Serdar Ortaç'ı sevmeyen biri bile hayatı boyunca en az 1 kez,
 "hayaat beni neden yoruyosuun" demiştir, yada içinden geçirmiştir.
- Bence birine güzel deyince iltifat, çirkin deyince hakaret olmasının nedeni,
insanların kompleksli yapısından kaynaklanıyor.
- Bence insanlar birbirlerine benzemekten korktukları için,
sürekli farklarından bahsediyorlar.
- Bence tanımadığı kişiler hakkında boş konuşan insanlar, boş insanlardır.
- Bence sabahları mutlu olan kadın,
bi önceki akşamdan ne giyiceğini hazırlamış olandır.
- Bence bir ojenin kuruma süresi ömrümüzden epeyce vakit çalıyor.
- Bence birşey olması gerektiğinden ucuzsa, mutlaka bi bit yeniği vardır.
- Bence tükenmez kalem tükenmez değildir, tükenir.
- Bence hevesli hevesli yoğurt kaymağı yiyen insan bizden değildir şldkdfşl
- Bence şarj'a şarz diyenleri dövelim. skşlfkjd
- Bence tenceredeki fazla suyu delikli kepçeyle almaya çalışmak,
hiç mantıklı değil. (bunu geçen gün yaptım lkdjf)
- Bence Google'ın "Kendimi Şanslı Hissediyorum" butonunu kullananların
sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır.
- Bence benim annem 7/24 bilgisayarda oyun oynayan tek anne değil.
- Bence trip atmaya bu kadar meilli olmam iyi bişey değil.
- Bence her insanın içinde bi öküz var.
- Bence 2 hafta nette takılmasam başıma bişey geldiğini düşünenler olur.
- Bence ben gereksiz işlerle uğraşmaya çok meilliyim.
by.

Güvenmiyorum lan.

Son zamanlarda ilk kez naptın sen Selin deme şansı buldum kendimde.
Naptın kızım sen harbici ? Hatan var mı bilader ?
Varsa aslan gibi çık kusura bakma hatalıyım de.
Ama yok aq yok ben göremiyorum.
Yaptıklarımdan pişman olmuyorum hiçbi zaman.
Birine bi laf edip kırıyorum. Yine pişman olmuyorum.
Herkesi kendimden uzak tutuyorum ve bi gram içim sızlamıyor.
Nedir benim bu hallerim ?
Eskiden böyle değildim. Eskiden şikayetciydim hallerimden.
Gidenlerin arkasından uzun süre bakardım.
Şimdi dönüp bakmamakla kalmıyorum, kendim gidiyorum artık.
Eskiden üzülürdüm bütün bu kavgalara, gürültüye, anlayışsızlığa.
Şimdi çıt çıkarmıyorum.
Bu yeni hallerim bazılarını oldukça sevdirdi.
Bazılarınıysa nedenini bilmediğim atarlara sürükledi.
Ya bilader ben çok değer vermiştim ? Nerde değer verdiklerim ?
Nerde "hiç bırakmayacağız"lar? Nerde ?
Biliyodum ben hep söyledim. Şimdi çok bağlıyız ama biter dedim.
Yok o senin soğukluğun dedi bana herkes. Hani yine ben haklıyım ?
Güvenmemekte de haklıymışım dimi ?
Tanrı'm.. Tanrı'm çok teşekkürler.
Bana öyle bir hal verdin ki. Hani gamsız derler ya aynı o hesap.
Evde yangın çıksa kaçmadan önce oturup yemek yermişim.
Aynen bilader teşekkür ederim bunun için.
Hepiniz için söylüyorum silkelenin ve kendinize gelin !
Hani uğruna ölüp bittikleriniz ? Hani en yakın dostlarınız, kankalarınız ?
Hani size hep yanında olucam diye söz verenler ?
Bugüne dek hep bana kızdınız kimseyi kendime yakın tutmuyorum diye.
Harbiden de öyledir bildik bikaç arkadaşım dışında kimsem yoktur benim.
O kadar gamsız hallerdeyim ki bilemezsiniz.
Her gün aynı saatte aynı şeyleri yaparım. Aynı kişilerle mesajlaşırım.
Benim hayatım böyle.
Kimse içimde neler koptuğunu bilemez. İnanın anlatamam bile.
Ama benimde çok kırıldığım zamanlar oluyor.
Çok yanlız kalıyorum ama kimse şikayetçi olduğumu sanmasın !
Etrafımda bir sürü samimiyetsiz, boş, aptal, ikiyüzlü insan olacağına,
heryerde her şartta yapayanlız olıyım bi gram içim sızlamaz !
Eskiden sızlardı ama artık değil. Bu değişikliği sevdim.
Ama tek kötü yanı şu oldu;
Eskiden insanlara güvenmekte zorlanırdım. Şimdi kimseye güvenmiyorum !
Ve hiçde şikayetçi değilim.
by.

Sıcağın yan etkileri.

Daha yaz tam anlamıyla gelmeden havalar çok sıcaaaaak.
E şimdiden böyleyse yazın eririz ?
Zaten sıcak başımıza vurdu.
Bakın halimize -,-

Tenefüs.*
Gizem : Oy bahçenize ben giremedim.
Topluca : Kopekten oyy oyyy kopekten oyy. kldsjf
Selin : Ama benim adım Elvan Daltoon, ben gezerim balkon balkoon.
Topluca : Gelirde goynuna girerim aman, gobrayı dolarım boynuuna. kldsfj
Gizem : Karanfil deste gideeer.
Topluca : Ha ha ha, haaa haaaaa. kdsjflsdf

Şarkılara geeel.
Sanat yapıyoruz gençler. kldfkld
Bide bunları söylerken bi yandan da oynuyoruz falan.
Sonra zil çalar ve sıramıza geçeriz.
Ayşenur : Of lan ne çabuk zil çaldı.
Gizem ve Ben : Zile koyam sana bişey olmasın. lgşlkfdlşfd

Tarih dersi.*
Hoca : Rokoko desenlerinin tarihçesii...^^
Gizem : Ne ? Mokoko mu ?
Selin : Hayır lan Robokop dedi galba.

Geometri dersi.*
(Ben sağa sola sataşıyorum) ~
(Gizem tiyatro kitabındaki salak tekerlemeleri okuyo) ~
(Ayşenur tahtadakileri geçiriyo) ~
Gizem : Ben bu kitabı hatim etcem.
Ayşenur : Et allahın cezası et.
Selin : Ne ? Et mi dediniz ?
Ayşenur : Evet. Et. Noldu ?
Selin : Et ete değcek aga.
Gizem : Ne ? Lady Gaga mı ?

Bu diyaloglardan sonra iptal olduk resmen süründük gülmekten lşfkdlşfs
Yadırgamayın, hepsi sıcaktan.
Beynimiz kaynıyo. Ve kanımızda öyle ^^
Fokur fokur hesabı humko.O
Hala gülesim var Allahım sana geliyorumm devamını yazamıcam by. dkjfds

Eskileer ^

Nostalji durumları.
Günlüğümü açtım.
En başından itibaren bugüne dek ne yazdıysam okudum.
Mesela Ezgiler vardı. Sonra Recepler falan.
Topluca dışarı çıkmıştık.
Burger King'in tuvaleti tek kişilikti. Kapıda beklerken kızlarla konuşuyoduk.
-Aq tükürsem daha çok su gelir yemin ediyorum -.-
-Aq kızım burda birbirimizle bütünleştik -,-
Ne güzel gündü. 4'te gelicem demiştim, 7'de eve gitmiştim.

Bi ara takmışım Second dinliyomuşum.
Bi ara salağın tekine aşık olmuşum. -Ki aşk değilmiş o.
Bilirsiniz klasik genç ergen takıntıları.
Birileri girmiş hayatıma, içine edip çıkmışlar.
Kalbim sağ olsun demişim, ses etmemişim.
Kardeşlerim olmuş. Hiç gitmicem diye söz vermişler.
Ve daha kavşağı dönemden yavşaklık yapıp gitmişler.
Üzülmemiş gibi yoluma devam etmişim.
"O kıskandı o yüzden arkadan vurdu" demişim.
"Onu çok tersledim o yüzden gitti" demişim.
"O yalnızlığı seviyor gitmesi lazım" demişim.
Herkese bi şekilde bi kalıp uydurmuşum.
Kızmamışım. Arayıp sen nası bi insansın diye sormamışım.
Sadece sessizce yazmışım hepsini.

Eskiyi özlüyor muyum ? Tanrı'm o günleri aratıyor mu ? -Hayır, asla.
Hiçbi zaman hiçbi şekilde aramıyorum ve özlemiyorum o günleri.
Sadece döndüm ve güldüm.
Değer verdiklerimi gördüm ve güldüm.
Hissettiklerimi okuyorum şuan. Ve anlıyorumda.
Ama kesinlikle özlemiyorum.

Şimdi herşeye rağmen çok mutluyum sevgili okuyucu.
Beni mutlu eden çok değerli bi insana sahibim.
Ve o da benimle olduğu için mutlu, biliyorum.
Tanrı'm mutluluğumda gözü olanların mutluluklarına göz diksin.
Mutluluğumu bozmaya çalışanların bi tarafına bizim evi soksun.
Tahtaya vurup maşallah demenizi rica ederek bitiririm bu blogu.
Saygılar. klsdjf
Hadi by.

Neveser'im küçüktür3

Bu evdeki odamı seviyorum.
Hiç değilse diğerinden daha sessiz ve huzurlu.
Evet şimdi bugünümü anlatayım sizlere.
Çünkü aklıma yapıcak başka bişey gelmiyo şuan.

Evden çıktım ve otobüs durağına gittim.
Gider gitmez otobüs geldi.
Otobüs beklemek zorunda kalmadığım için kendimi çok şanslı hissettim.
Ama pek değilmişim. -Neden mi ?
İniceğim durağı kaçırdım.
Hiç bilmediğim bi yerde otobüsten inmek zorunda kaldım.
Geri doğru yürümeye başladım.
3 şeritli bi yolda ters yöne yürüyordum ve arabalar üzerime üzerime geliyordu.
Etrafıma baktım, kimsecikler yoktu.
Sanırım o ıssız yerde otobüsten inip yolunu kaybeden tek gerizekalı bendim.
Kaldırımsız bir yolda yürümeye devam ediyordum.
Ezilmemek için çimenlerin üzerinden yürüme fikri cazip geldi.
Ama lanet olası yağmur yağdığı için çimenler çamur olmuş.
Adımımı attığım gibi battım.
O an oraya oturup anıra anıra ağlamak istedim.
Ama bunu yapamazdım çünkü Lövemin gösterisine yetişmem gerekiyordu.
Çamurdan çıkabildikten sonra yol kenarından yürümeye devam ettim.
Tam o sırada gerizekalı şöförün biri yolda minik bi serçeyi ezdi.
Allah belasını versin onun. Evi barkı yıkılsında altında kalsın inşallah.
Ağzına kumanda giresice. Nasılda kıydı o tatlı şeye.
Sonra ben serçeyi aldım. Baktım ona. Acı çekiyordu.
Yardıma muhtaçtı. Onu sahiplendim ve yola devam ettim.

Bi süre daha yürüdükten sonra buraya geldim.
Çantamı bıraktım ve evden çıktık.
Lövemin gösterisine yetişebildim nihayet tam vaktinde.
En ön koltukta yerimi aldım ve en yakından izledim onu.
Muhteşemdi.

Neveser Hanım ile Rasim Bey'in buluşma sahnesinde çalan müzik !
Löve biliyorum orda gülmemek için kendini zor tuttun :D
Hatta bi ara tutamayıp güldün. Gülüşünü yediminin. <3
He bide Nilay Yedibuçuk bu fasulya 7 buçuk lira şarkısını söylerkeeen;
Aklıma seninle olan diyaloğumuz geldi.
Hatırlıyosun biliyorum. şlkfdsşl
-Verdikle mercimeği fırına verdik olooom.
-Ama bu fasulya yedi buçuk lira gizem. kdlfkldslsdjf :D

Evet tamam burda bitiriyorum.
Seni seviyorum Neveser.
Bilirim Neveser'de beni sever.
Saygılar muçmuç. kldfjsdlkf

Rüyaymış. Ama gerçekti..

Yazmazsam unuturum..
Yazmalıyım.
22 Mayıs 2010.

Sabah uyuyordum..
Yatakta bi kıpırdanma oldu sanki.
Bi rüya görüyordum ve rüya gitti, karanlık geldi.
Güneş kapalı perdelerin arkasından odayı hafifçe aydınlatıyordu.
Gözlerimi aralayıp odayı kontrol ettim. Ve başucumda onu gördüm.
Rüya olmadığına yemin bile edebilirim.
Ellerim elindeydi, dudaklarına götürdü, öptü ve sonra örtünün altına geri koydu.
Üstümdeki örtüyü düzeltti, saçlarımı okşadı ve gitti.

Gözlerimi tekrar kapadım. Sesleri dinledim.
Odanın önünden biri geçti.
Sonra kapı açıldı. Annem geldi beni dürttü.
"5 dakika daha." dedim. Gitti.

Tamam anladım rüyaydı.
Gereğinden fazla güzel olan bi rüya.
Ama bütün benliğim gerçek olduğuna inanmak istiyor.
Çünkü bakışları çok gerçekçiydi. Yemin edebilirim.

Kalkıp yatağın yanına yere oturdum.
Sırtımı yatağa yasladım.
Gözlerim doldu.
Hala odanın içinde onun kokusunu alabiliyordum.
Ve sadece saçlarımı okşayıp üstümü örtmesine bile deli gibi ihtiyacım vardı.
Sanırım ona aşık oldum.
by.

21 mayıs 2010 ^

Sıkılmaktan sıkıldım bari bi blog yazayım dimi ? -Evet.
Aslında kayda değer bişey yok. İlhamda gelmiyo zaten.

Az önce bilgisayarın başında yemek yerken,
Bi yandan yiyip bi yandan da tek elle kola dökeyim dedim.
Kolayı bardağa değil bilgisayarın prizine döktüm kldfjlsdf :D
Ama patlamadık, havluyla sildim hemen.
Öldürmeyen Allah öldürmüyor bilader :D

Bide telefonumun şarjı bitti. Taktım ve saatlerce şarj olmadı.
Sonra telefona taktığım şarj makinesini boşta bırakıp,
prize başka şarj makinesi taktığımı anladım.
Yani 2 tane olan şarjdan birini telefona, diğerini prize takmışım.
Bu kadar salak olduğum için ağlamak istedim şldskfşldf :D

Bu arada bugün çok arabeskim.
Coğrafya dersinde Ahmet Kaya ve Arap Şükrü falan dinledik.
Şimdide beyin hücrelerimin içinde Sezen Aksu şarkıları dolanıyor.
Bir kedim bile yok anlıyormusun hadi gülümsee..
Ben sende tutukluuu kaldıııımmm. dırırırııımmm..
Hediyee giibii geeldin hoşgeldiin..
Ve tabi bide Kurşuni renkler.. sevgilim bunu sever bilirim :)
Mehmetcan Akkan'm


Ben bunları yazarken annem odanın kapısını çaldı ve içeriye girdi.
Tralaylaylayy. Kahve yapmış bana.
Keyfim keyiflensin diye.
Ohalardayım. Vay be oldum. Vay be.
"Selin kalk kahve yap, kalk çay demle" devirleri sona mı erdi yoksa ?
Duygulandım devamını yazamıcam by lşdkflşdskdşf :D

Akıllı takıl kaşarcan.

Sevgili insanlar ;
Bi kısmınızla hiç sorunum yok, hatta saygı bile duyuyorum.
Ne kadar şaşırtıcı değilmi ? - Evet bende öyle düşünmüştüm zaten lşdfkgdfşgl
Herneyse.
Ama bi kısmınıza felaket taktım. Belkide sadece birinize.
Ve aşağıda yazıcaklarımın hepsi onu hedef alıcak.
Onu blog konusu yaptığım için havalansın istemiyorum.
Onun salaklıklarını görmekten çok yoruldum.
İki dakka sevaba girmek açısından yazıyorum bunları.

Bak yavrum, bak güzelim. Kendinle gurur duyma.
Zırt pırt sevgilinle ayrılıp barışmaktan ve aşkını ilan etmektende vazgeç.
Artık face'te " falanfeşman ile falanfilancan bi ilişkisi içerisindeler "
Yazsını görmekten kusmak geldi.
Ve kuscam diyosam kusarım. -Anlatabildim mi ?
Tipin yok, bari biraz gururun olsun.
Acı gerçek ama üzgünüm. Dost acı söylermiş.
Hı şimdi bu lafı söyledim diye sakın kanka olduğumuzu falan düşünme.
Çünkü bana "aşkoş" gibi gerizekalıca lezbiyen muhabbetlerinden öyk geliyo.
Bu arada lezbiyen olsaydınız saygı duyup bağrıma basardım sizi.
Ama arada kalışınız rahatsız ediyor beni. şkldflkdsfjs
Herneyse ne diyodum ?
Hı tipin yok. Ama günde 155 tane resim yüklüyosun be ablacım.
Ben mecburmuyum senin çirkin yüzünü görmeye ?
Resim çekinirken Allah aşkına uzak dur şu aynalardan.
Allahın adını verdim bak gözünü seveyim yapma etme eyleme.
Zaten dudakların yüzünün 3te 1 ini kapladığı için bi bok gözükmüyor.
Teninde abeci rengi be ablacım.
Napsak çamaşır suyuna mı yatırsak seni ?
Bide "Bugün Şanzimentim çok üzgün o yüzden hiçbişey yapasım yok."
Ne biçim durum lan bu ?
Banane aq senin Şanzimetinden ?
Vah vah Şanziment üzgünmüş lan iştahım kesildi napıcaz şimdi ? dlfdslş
Salakmısınız yoksa tipinizmi öyle gösteriyo aq ?
Son olarakda şunu dicem. Gözünü seveyim Türkçe yaz ablacım.
"z"leri "s" , "c"leri "j" yapmaktan vazgeç Allah aşkına.
Yemin ederim face'te "iİİii qejeLeeeyy" yazdığını her gördüğümde
"Ocağına incir ağacı dikilsin aq" diyorum lan.
Neyse ablacım diceklerim bu kadar.
Topla kendini.
Belki o zaman hakkımda konuşabilcek seviyeye gelirsin.
Rakip ol bana. Eğlenceli olur.
Aslında rekabet hoş şey ama;
Şuanki halinle benimle muhatap bile olamıcağını belirtmek istedim.
Arkamdan konuşurkende dikkat et.
Zira bigün o dilini götüne sokabilirim.
Sonra belki çıkarman için o avel arkadaşın yardımcı olur sana.
Herneyse. Bana uzak, Allaha yakın olmanızı diliyorum.
O zavallı küçük hayatlarınızda size başarılar.
Bidaha adımı sizin ağzınızda duyarsam,
O yamuk kafalarınızı birbirine tokuşturup kıvılcım çıkartırım.
Tamam mı ablacım ? Şimdi siktir olup gidebilirsin.
Hadi by. Selametle.

Birinci ayımız kutlu olsun sevgilim

Şuan oturdum ve düşündüm.
Hayatımda hiçbir eksik yok.
1 aydır benimlesin.
Her zaman yanımda olamasanda her saniye içimdeydin.
Biliyorum sende özlüyorsun, tıpkı benim gibi.
Doğal olanda bu, özlemeliyiz birbirimizi.
Çünkü ne sen bana tat verebilecek kadar yakınsın,
Nede ben seni tadabilecek kadar yakınım.
Ama günden güne seni daha çok sevdiğimin farkındayım.
Arkanı dönüp gittiğinde tek başıma kaldım.
Aslında ben senin çekip gidişini bile sevdim.
Çünkü "gidiyorum" derken daha çok geldin.
Gitmenin adını, kalmanın tadını değiştirdin.
Bazı insanların verdiklerinin çok daha fazlasını,
Sen bana uzaktayken verebildin.
Belki farkında değilsin ama 1 aydır hayatımın en önemli yerindesin.
Kızsanda, kızsamda, hafiften yabancı olsakta, olmasakta
Göz göze geldiğimizde aynı anda susuşlarımızı seviyorum.
Üşüyen ellerimi avucunun içine alıp ısıtmanı seviyorum.
Kurduğumuz hayalleri ve bana "seni seviyorum" deyişlerinide..
Sen ile beni bi kenara bırakıp "biz" olmayı seviyorum.
Seni seviyorum. Ama Biz'i daha çok seviyorum.
Dünüm, bugünüm, yarınım oldun benim.
Dünü geride bırakıp, bugünü yaşamayı öğrettin.
Seni bilmem ama, ben ilk görüştüğümüz güne,
Yada daha önceki buluşmamıza geri dönmek istemem.
Evet, fazlasıyla güzeldi. Ama geleceği daha çok özlüyorum.
Bugün günlerden sen. Avucumda sakladığımsa aşk.
Ve bu sabah gözlerimi yine senin için açtım bak.
Gözlerimizi kapadığımızda da birbirimizi görmeyi dileyelim.
Yanımda olduğun için çok teşekkür ederim.
Hayatıma ve geleceğime hoşgeldin.
İlk ayımız kutlu olsun sevgilim.
"Sevgilim" ne demek, ben senle öğrendim.

* MEHMETCAN AKKAN   

başlangıcımız 12.04.2010 ~ ama geleceğimiz uzun.. :)

By.

Bana bi liste yapın.

Günlerdir aklımdan çıkmayan bi konu var.
Yazmıcam yazmıcam diyorum ama yazmadan duramıyorum bilader.
Bakın şimdi.
Birkaç yazı okudum nette. Ve sonra düşündüm.
Gerçekten mantıklı.
İnsan sevdikleri için kendinden ödün verebilmeliymiş. -Doğru.
Bişeylerden vazgeçebilmeli.
Sırf sevdiği mutlu olsun diye bişeyleri arkasında bırakabilmeli.
O istedi diye böyle yaptım diyebilmeli.
Buraya kadar sorun yok dimi ? -Evet.
Ama gel gelelim benim kafama yatmayan bi olay var.
Şimdi bi ricam olucak.
Bi liste yapın bana.
Deyinki, sen istedin diye şunu şöyle yaptım.
Senin için şundan bundan vazgeçtim.
Sırf sen mutlu ol diye bunu böyle yaptım.
Yapabilirmisiniz böyle bi liste ?
Sırf ben mutlu olayım diye fedakarlık yaptınız mı hiç ?
Merak ediyorum benim mutluluğumu düşünen var mı ?
Hatta düşünmekle kalmayıp mutlu olmam için çabalayan ??
Ben istiyorum diye bişeyler yaptınız mı hiç ?
Hiç kendi çıkarlarınız olmadan benim için bişeylerden vazgeçebildiniz mi ?
Bunu bi sorun kendinize .
Ve sonra gelip benim için yaptıklarınızı söyleyin.
Tabi bugüne kadar benim için bişey yaptıysanız ..

Ne kadar büyürsen büyü benim kalmanı, ve büyüdükçe beni daha çok sevmeni diliyorum sevgilim.

1 Mayıs..
Bugün senin doğum günün sevgilim.
Bazen yazamam. Ne halt ediceğimide bilemem.
İşte şuan tam o hallerdeyim.
Ve buram buram kararsızlık kokuyor cümlelerim.
Ne yazıcağıma karar veremiyorum.
Üzerine yakışan açık pembe t-shirt'lü resmin bana hala ilham verebiliyoken,
Benim böyle susmam olmaz.
Aslında çokta şey yazmak istemiyorum.
Herkezin bilmesini istemediklerimde var.
Mesela her sabah ekmeğimin üzerine baş harfini çizerim ketçapla.
Akşamları batan güneşin ardından yeni günü özlediğim gibi özlerim seni.
Güneş asıl o zaman batar bana işte. Seni özlediğim zaman..
Başkalarıyla güldüğün her saniyeyi kıskanmamı anlıyor olabilirmisin ?
Yada anlatsam anlarmısın ?
Üzüldüğün veya sinirlendiğin anlarda bana uzak olmamalısın.
Beni ihmal ettiğin zamanlarda mutlu olabiliyormusun ?
Olumsuzlukların bana koşarak geldiği anlar var.
Öyle zamanlarda senin bakışlarını hatırlıyorum. İşe yarıyorlar.
Gözlerini hatırladığımda, içimdeki tüm duygular yerini aşka bırakıyorlar.
Ben seni her düşündüğümde tekrar aşık oluyorum sana.
Tekrar, tekrar.. Ve tekrar..
En heycan verici şeyse, sırt üstü yatıp tavanda seni çizmeye çalışmak.
Yastığa başımı koyduğumda sadece seni düşünüyorum.
Elimi tutuşunu, koluma girişini.
Ve bir sonraki adımımızın hayalini kuruyorum.
O umduğumuz günler, umarım gerçekten vardır.
Bir şey daha var. O da senin hiçbir şeye benzemeyişin.
Bu da seni daha çok özlememe neden oluyor.
Şimdi uyuycam.
Uyandığımda hiç ayrılmayacağımız o güne bi adım daha yaklaşmış olucaz.
Ama sana seni seviyorum demeden uyumaya çalışınca çabalarım sonuç vermiyor.
Aynı şekilde sen bana iyi uykular sevgilim demezsen ben yine uyuyamıyorum.
Ve en çokta gözümü kapattığımda seni yanımda hissediyor olmayı seviyorum.
Fotoğralarına yaklaşmak demek, sana yaklaşmak olsa keşke.
Gelsen, sarılsan, başımı omzuna yaslandırsan da gözlerim kapansa.
Kabus gördükten sonra annesinin yanına koşan çocuklar gibi
güvende hissetsem kendimi.
Bazen aslında sen yokmuşsunda,
ben seni zorla bugünüme davet ediyormuşum gibime geliyor.
Ama iç sesime kulak verdiğim an burada olduğunu hissediyorum.
Hani kalplerimiz çarpışıyormuşta sonra etrafa kıvılcımlar dağılıyormuş gibi.
Bütün o süslü sözleri geçtim şimdi sade ve net olarak söylüyorum,
Seni öyle çok seviyorumki sevgilim..
Daha öncede söylediğim gibi,
İyiki varsın. Biz'i seviyorum seninle.
Adının baş harfini söylerken dudaklarımın birbirine değmesinide..
Evet, bugün bir yaş daha büyüyorsun.
Korkuyorum, yeni yaşında bana ihtiyaç duymazsan diye.
Şimdi herkez mutlu yıllar diyip iyi dileklerde bulunucak senin için.
Bense,
Ne kadar büyürsen büyü benimle kalmanı,
Ve büyüdükçe beni daha çok sevmeni diliyorum.
İyiki benimsin.*
Benim kal.
Ben'li yıllar :)

MS.
by.

AşkAşkAşk.*

Sen, sen, sen ..
Gelişinle birlikte büyük bir sessizlik yarattın bende.
Usulca girdi yüreğime ve nefesime karıştı aşk.
Tam aşka inancımı yitirmişken nereden çıktın sen ?
Aniden oldu her şey. Zamansızdı bana gelişin.
Üzerime düşen ılık bir yağmur damlası gibiydi.
Önce bi serinlikle başladı, sonra yaktı biraz. Isıttı, içime işledi.

İlk kez duyduğum bir melodi gibi takıldın aklıma.
Benden başka hiçkimsenin dinlemesini istemiyorum.
Gözlerinin gözlerime değdiği ilk an, yüzün tüm ayrıntılarıyla anında işlendi zihnime.
Güneş vurmuştu üzerine.
Kahverenginin en güzel tonlarıydı gözlerin.
Üst dudağının kıvrımları oldukça belirgindi. Ama ne ince ne kalın.
Alt dudağının çizgileri hafif bir belirsizlikle selamlıyordu bakanları.
Oldukça kısa sürmüştü gözlerimizin ilk buluşması.
Sadece üç beş saniye falan.
Elindeki çayları döktün tam o sırada. Gülümsedin.
Yüzündeki o aydınlık tebessümden sonra diğer bütün ışıklar söndü içimde.
Sadece sen aydınlattın yüreğimi.
Susuyordun ama bakışlarındaki sıcaklık eritiyordu beni.
Üşüyorum sevgilim lütfen kapatma gözlerini.

Adının baş harfini söylerken dudaklarımın birbirine değmesini seviyorum.
Sen geldiğin an değişti herşey.
Kalbim artık senin adını heceleyerek atıyor.
Ama artık sen yok, ben de yok.
O gece dedim ya, biz var artık..
Biz demeyi seninle seviyorum sevgilim.
Avuçlarımda hala sıcaklığın var.
Denesek sarılabilirmiyiz sonsuza kadar ?
Yanında olup dinlemek isterdim bana okuyacağın şiirleri.
Ama yoksun sevgilim.
Saatin anlamsız tiktakları yankılanıyor sessizlikte şimdi.
Sensizken zaman boşa akıyor yanımda olman gerekli.
Hadi gelde sustur artık şu anlamsız tiktakları.

~
Fazlasına gerek yok.
Canım can MEHMETCAN.  
Benimle kaL.*
KaLırsın biLiyorum :)
By.

Hacı bi rahat yok ya.

Üff daha destur demeden yine sınavlar başlıyomuş ya.
Yarın tarih sınavı var ve ben bi gram bilgiye sahip değilim.
Bide geometriden abuk sabuk yıllık ödev hazırlancak.
Bu arada "Selin oraya koş. Selin buraya koş." durumundayım.
Ha babanın uşağı var çünkü. xd
Çay demle Selin, üstünü değistir, eşyalarını topla.
Ders calış, yıllık ödev yap, ders programı ögren..
Bu aradada Selin'in onu seven arkadasları var.
Eksik olmasınlar, tapsın Selin onlara ama; bi mesaj yazıyolar,
Selin onlara cevap yazana kadar 155 tane is becerdiği icin ne yazdıklarını unutuyo.
Bu arada hastayım sevgili okuyucu.
O kadar çok öksürüyorumki;
Artık boğazımın yırtılıp ciğerlerimin dışarı fırlamasından korkuyorum xd
İyileşmem için iyi dileklerde bulunun okuyup üfleyin.
He bide şey.
Selin'in alt katındaki dairede yaşayan ailede 2 tane küçük çocuk var.
Çocuklar evde yakalambaç oynuyolar.
Bide bunlar minik oldukları için laftan anlamayıp yüksek sesle gülüyolar.
Yada Selin tam uykusunun dibindeyken ağlayıp hayatını cehennem ediyolar.
İşin ilginç yanı bu çocukların sesi evin hiçbi yerinden duyulmuyo.
Sadece Selin'in odası !
Napsın bu kız ?
Atsın mı balkonundan kendini ?
Tanrı'm huzur ver. Lütfen.
Lüften dedim bak.
Seni seviyorum.
By.

Zaman almış götürmüş beni.

Zaman..
Herşeyi alıp götürüyormuş, şuan otururken bunu farkettim.

06 senesiydi. En gerçek aşkı bulduğumu sandım.
Ardından da çekebileceğim en büyük acının bu olduğunu.
Şimdi bakıyorum. Ben daha çok acı çektirmişim.

10 senelik bi arkadaşım vardı. İyi anlaşırdık. Okula beraber gider gelirdik.
Şimdi hakkımda kaltak diyormuş herkese.
Ve bende onun travesti gibi gözüktüğü dedikodusuna yardımcı oldum.

Çok küçükkendi. Bişeylere çok üzülmüştüm yine.
Saçlarımı yeni yıkamıştım ama umrumda değildi kirlenmeleri.
Odanın ortasında yere yatıp ağlamıştım.
Şimdi hiçbişeye ağlamıyorum.

Küçüklükten beri bişeye üzüldüğümde yatağa yatıp, pikeyi başıma çeker,
Sonra da bi daha burdan asla çıkmıcam derdim.
Bide hayal ederdim seneler sonra hala çıkmadığımı.
Şimdi biliyorum, pikelerin altına saklanamam. Küçük geliyorlar zaten..

Neden sigara içiyorlar diye insanlara hep garip garip bakardım.
Teyzem küçükken hep çok kötü bişey olduğunu söylerdi.
Dedeme yıllar önce sigarayı bırakması için ısrar edende bendim.
Senelerce çevremdekilere sigarayı bıraktırmaya çalıştım.
Şimdi ben içiyorum onlarla birlikte.

Büyüyünce çok güzel olucam sanırdım.
Kim aksini iddaa ederse etsin, hala çok güzel olamadım.

Büyüyünce çok düzgün bi insan olucam sanırdım.
Değilim, olamadım.

Büyüyünce korkak olurum sanıyordum.
Çünkü korkacak şeyler artıcaktı.
Ama şimdi hiçbişeyden korkmuyorum.

Senelerce aldatan insanları eleştirdim durdum.
Her hareketiniz yalan dedim.
Şimdi onları anlıyorum, neyi aradıklarını biliyorum.

Senelerce aşkı için ağlayan insanları haklı buldum.
Şimdi sadece salak olduklarını düşünüyorum.

Senelerce erkekleri hiç anlamadım.
Şimdi onlardan biri gibiyim.

Senelerce kızları erkeklerden haklı buldum.
Şimdi bu oyunun haklı tarafı olmadığını anlıyorum.

Senelerce de erkeklerden korkulması gerektiğini düşünmüşümdür.
Aslında şeytan dişi kılığına girerse, baştan çıkartamayacağı bişey yokmuş.

Senelerce iyi yaptığım işleri düşündüm.
Onlar dışındaki herşeyi mükemmel yapan ben,
Esas onları beceremiyormuşum .

Vesaire, vesaire, vesaire.
Zaman almış götürmüş beni.
Ve yeni bir ben vermiş bana yine.
by.

Dimes konusu.

Önümüzdeki haftaya dek salak dişçi yüzünden kola içmem yasak.
- Senin yerinde olsam ömrü billah içmezdim bak ben içmiyorum.
İyi halt ediyorsun. Belli zaten salak -.-

O.o acaba dişçinin bloggeri olsa ve bunları görse nolurdu ?
- Bi daha senin diş sağlığınla ilgilenmicem. Beni blog malzemesi yaptın !

Mı derdi ?  lkfjdflkgdlldkf :D


He bide dimes reklamına taktım bunu blog konusu yapmak istiyorum.
"Anne bana dimes al" diyen reklam.
Anaaaa. Hayatım boyunca öyle saçma bi reklam görmedim lan.
Kursa giderken dolmuşa biniyorum, radyo hep açık oluyo.
İkide bir çıkıyo moralim bozuluyo ağlıyasım geliyo sabah sabah.
Bu reklamın amacı nedir ?
Ben şimdi bu reklamı görünce "hemen meyvesuyu almalıyım" mı dedim ?
Yoo.
Aksine kantinde meyvesuyu görünce midem bulanıo.
Eee.
Madem etki etmedi o zaman bu reklamcılar niçin uğraşıyorlar ?
Neden abuk sabuk reklamlar türetmek için bi taraflarını yırtıyolar ?
Bunada değinmiş olduk hadi by dsgdfkdkljdfg

Kitapta yazarım ayık olun

Kadim dostum G ile beni moduma sokmak için yaptığımız kopma konuşmasındaki,
İçerik şu :  Ben bi kitap yazıcaktım, sonra onu matbaada bastırıcaktım.
Sonra ciltleticek ve gidip malum kişinin kafasına fırlatıcaktım.
Hatta başında bi teşekkür konuşması olucaktı.
"Dünyada en sevdiğim herşeyi mahvettiğin için , teşekkür ederim.
O günden beri hiç lahmacun yemedim.
Lahmacundan nefret etmemi sağladığın için, teşekkür ederim.
Ve en önemlisi,
Uğur'una herşeyi göze alabileceğim, taptığım erkeği ;
Beyin yerine gazete kağıdı, kalp yerine taş taşıyan,
6ncı sınıftaki kız çocukları gibi herşeyi başkalarına anlatan,
Arkamdan
(afedersin) karı gibi dedikodu yapan,
Güvenimi boşa çıkaran bi adama dönüştürdüğün için Teşekkür Ederim."
tarzında bişey.
Kitabı kafasına atarken arkada fon müziği olarak İsmail Yk - Allah Belanı Versin çalıcaktı.
Sonra onu orda öyle bırakıp gidicektim. Saçlarımı savura savura.
O zaman görücekti hanyayı konyayı.
Niyetlenip bilgisayarın başına geçtim, müzik ayarladım arkaya falan.
Ama gel gelelim yazamıyorum bi türlü olmuyor bilader.
Yani yazıyorum da, iki satır. Sonra siliyorum. Üç satır yazıp yine siliyorum.
"Herşey, onun hayatıma girişiyle başladı."  Sonra ? Sonra noldu ?
Ortalığın (afedersin) *mına koydu diyebilir miyim kitabımda ? Diyemem dimi ?
Hiç edebi değil. Gerçi sadece ona okutucaktık ama biraz havalı olsun kardeşim.
O yüzden bi gece daha yazma modunda olmadığıma kanaat getirerekten, vazgeçiyorum.
Olm valla zor iş lan.
~
He bide bundan önceki blogum çok beğenildi.
Beğenen herkeze teşekkürlerimi borç bilirim.
Beğenmeyip rahatsız olan varsada okumasın bilader kimseye zorla okutmuyoruz.
Yola devam.
Hadi by.

Bazı sözler lafta kalırmış.

Ekim 2008 * ..
Onu ilk gördüğümde kalbim yerinden çıkıcak gibi olmuştu.
Onu E sanmıştım. Çok benziyordu, ama o değilmiş.
Çok seviyordum o zamanlar E'yi.
Onu ise hiç tanımıyordum, hiç konuşmamıştık.
Sadece bi kaç kez okulun kantininde görmüştüm.
Her gördüğümde içimde fırtınalar kopuyordu.
E'nin aynısıydı. Tıpkısının aynısı.
Ama o zamanlar E sevdiğim adam, o ise ara sıra gördüğüm bi yabancıydı.
E'nin rüzgarına kapıldığım gibi, onun rüzgarınada kapılacağımı
nereden bilebilirdimki ?

Temmuz 2009 * ..
Gençlik kampındaydım. Oda gelmiş. Tesadüf..
Tanrı rastlaştırıyor işte.
Onu orda gördüğüm ilk an yine E sandım.
Üzerimdeki şoku atlattığımda onun E değilde,
O okulda gördüğüm çocuk olduğunu anladım.
Esasında önce üzüldüm biraz.
Keşke onu değil de E yi görmüş olsaydım diye.
Ama şimdi iyiki gördüğüm o'ymuş diyorum.

Bi akşam arka arkaya denk gelmişti sıralarımız.
Sesini duyuyordum ama dönüp bakmak gelmiyordu içimden.
Bakıp napıcaktımki ?

Sonra tutamadım kendimi.
Arkamı döndüm, bana bakmasını bekledim.
Göz teması kurduktan sonra "sen çelebidenmiydin?" dedim.
"Evet" dedi ve gülümsedi.
İlk konuşmamız buydu. Evet sadece bu kadar.
Biliyorum son derece aptalca, ama gülüşü içimi ısıtmıştı.

10 gün boyunca sadece bu kadar konuşabilmiştik.
O zaman sadece E'ye benzediği için yakın olmak istemiştim ona.
Arkadaşça..
Ama biz arkadaş bile olamadan kamp bitmişti.

Ağustos 2009 * ..
Kamptan döndükten bi kaç hafta sonra onun face'ini ekledim.
Adını öğrenmiş oldum.
Bu bile gelişmeydi benim için.

Sonra zaman geçti. Hiç düşünmedim onu. Unuttum.
Aklıma bile gelmiyordu. Onu görmemeye alışmıştım sanırım.
E vardı çünkü. E'yi seviyordum.
Onun varlığını bile unutmuştum.
Ta ki okullar açılana kadar..

Eylül 2009 * ..
Yeni bi eğitim öğretim yılı başlamıştı hepimiz için.
Bi kaç gün sonra gördüm onu okulda.
Ben sınıftaydım, o da koridordan geçmişti hızlıca.
O an tekrar anımsadım onu. Ve sonra içimde yine bi fırtına..
Koşarak çıktım kapıya ama o çoktan gitmişti.
Sonraları hergün görür oldum onu.
Ama sadece uzaktan bakıyordum o kadar.
Hakkında en ufak bi bilgiye bile sahip değildim.
(kamptan bi kızla çıktığını bilmek dışında)


Ekim 2009 * ..
Yine Aylin'le okula geç kaldığımız günlerden biriydi.
O da geç kalmış. Tesadüf işte..
Biz kantindeydik. Sonra o geldi.
O bize doğru yürüdükçe benim kalbim daha hızlı çarpıyordu.
Ama o bunu nerden bilicektiki ? Bilmez tabi.
Artık çok yaklaşmıştı ve gelip bize birşey söyliceğinden emindim.
Kalbimin çarpıntısı geçmişti, ve durmak üzereydi.
Evet, o an kalbim durabilirdi.
Geldi ve "naber kampçı kızlar" dedi.
(o kadar abartılıcak bişey değil ama önemliydi benim için)
"Oha ne dicem şimdi ben. Ses tonum nasıl acaba. Napsamki. Eyvah !"
Düşünceleri aklımdan geçerken ben ona cevap vermeyi unutmuştum.
Sonra Aylin toparladı olayı.
Kısa bi sohbet geçti aramızda.
Ne konuştuğumuzu harfi harfine hatırlıyorum ama buraya yazmıcam.
Sonra zil çaldı. Biz sınıfımıza gittik.

Aylin'e onunla ilgili şeyler söylediğimde, saçmalama demişti bana.
Saçmalamakta ne ki ? Napabilirim ? İlgimi çekiyordu işte. Suç mu.

Kasım 2009 * ..
Aylin'i ekleyip, benim adresimi istemiş.
Aylin bunu bana anlatırken, yüzümdeki mutluluk ifadesini görmeliydiniz.

Ertesi akşam msn'e girdim.
Sanki bilmiyormuşum gibi ona kim olduğunu sordum.
Konuşmaya başladık. Muhabbetimiz gayet iyiydi.
Her akşam konuşur hale gelmiştik.
Artık ben her msn'e girdiğimde birşeyler yazıyordu bana.
Konudan konuya geçiyorduk. Bitmiyordu konuşucaklarımız.

Bir kaç hafta sonra msn olayını aşıp telefona yoğunlaştık.
Bıkmadan üşenmeden sabahtan akşama kadar onunla mesajlaşabilirdim.
Mesajlaşıyordukta zaten.
Sıradan biri değildi benim için.
Bende onun için sıradan biri olmadığımı düşünmüştüm o zamanlar.
Farklıymışım gibi hissettirmişti.

Artık onunla iligili herşeyi öğrendiğimi sanıyordum.
O kadar çok şey konuşmuştukki onu tanıdığıma inanmıştım.
İçim içime sığmıyordu.

Nargile içicektik.
Ben elmalı olsun isterdim, o çilekli.
Bi türlü anlaşamazdık.
Söz vermişti ama.
İçicektik işte.
Sonuç mu ?
O bu sözü vereli 5 ay oldu ama hala nargile içmedik.

Aralık 2009 * ..
Okuldan birlikte çıktık bigün.
Beni evime bırakmak istediğini söyledi.
Ev biraz uzaktı.
Ve o yolu onunla yürümek benim için çok heycan verici olucaktı.
Yol boyunca sohbet ettik.
Onun kamptan çıktığı kızdan söz ediyorduk.
O kızın iyi biri olmadığını söyledi.
"Her çıktığın kızın arkadasından böyle sözler mi söylüyorsun,
bugün onun hakkında söyleyen yarın benim hakkımda söyler" dedim ona.
"Onu sevmiyordum." dedi.
"Beni ? " dedim.
(bu soruyu sormam çok aptalcaydı biliyorum ama tutamadım kendimi)
"Seviyorum" dedi ve kolunu omzuma attı.
Mutluluk katsayım tavan yapmıştı. Yüzümün kızardığını hissedebiliyordum.
Bi ara gerizekalı bi kızdan "hayatım" içerikili mesaj geldi.
Üstüne basa basa söylüyorum o kız tam bir ge-ri-ze-kalı.

O akşam bana söz verdi. Artık okulda kızlarla konuşmayacaktı.
Bana bu sözü verdiği için sevinmiştim.
Beni önemsiyor gibiydi.

Bi gün beni okulda bi erkek arkadaşımla merdivenden inerken gördü.
Sonraki tenefüs yanıma geldi ve o çocuğun kim olduğunu sordu.
Bi daha erkeklerle konuşmamamı söyledi.
Beni kıskanması hoşuma gitmişti.

Sonra onun G ile ilgilendiğini öğrendim. Ama inanmadım.
Belkide inanmak işime gelmiyordu. Ama doğruydu işte.
Ona tam güzel şeyler söylemek için heveslenmiştim.
Herşey çok güzel olucak umuduyla onu arıyordum okulda.
Gidip konuşucam ya işte, ah salak ben ah.
Sonra onu buldum.
Mutlu görünüyordu. G'nin yanında olduğu için mutluydu.
Ben camın arkasındaydım. Baktım, durdum ve düşündüm.
Aramızda biraz mesafe vardı.
O an ona ait olan herşeyle aramda bi mesafe olduğunu fark ettim.
Yanından sessizce geçtim ve onu arkamda bıraktım.

Ertesi akşam msn'de konuştuğumuzda durumu sordum.
G ile çıkmak üzere olduklarını söyledi.
Napıcaktım ben ? Neden bana yakın davranmıştı o zaman ?
Bütün olanlar arkadaşlıktan ibaretmiydi ?

31 Aralık 2009 * ..
Arkadaşlarla okulu ektik.
O da okula gitmeyip G ile buluşmuş.
Yeni yıla kötü girmemdeki en büyük etken bu işte.
Oysa ben 2010 yılı Uğurlu gelicek diye düşünmüştüm.
Yanılmışım.

1 Ocak 2010 * ..
Milli piyangoyu tutturdum.
Onun borcu varmış. Yardım istedi.
Edicektim tabiki. Seve seve.
Ama onun G ile ilgileniyor olması beni çıldırtıyordu.
İnadımı bilirsiniz işte.

11 Ocak 2010 * ..
Okul çıkışında nalbanta gittim, o da geldi.
Ona yardım etmem için ısrar ediyordu.
Ama inadım inat. Asla geri adım atmam bilirsiniz.
Gidip G'den yardım istemesini söyledim. Çok uyuz olmuştum çünkü.
Bide rüzgar vardı. Saçlarım uçuşuyordu. Hatta o an ben bile uçabilirdim.
Saçlarım uçuşurken çok çirkin olduğumu söyledi.
Sonuç mu ?
O günden beri rüzgarlı havalarda dışarı çıkmıyorum.

12 Ocak 2010 * ..
Çıkışta yine birlikteydik.
Yine aynı mevzular. Hatta bi ara abimle karşılaştık. Neyse.
Çelebihanın oraya kadar gittik. Sonra oturduk sohbet ettik.
Borcunu ödedikten sonra birlikte lahmacun yiyeceğimize dair söz verdi.
Yarış yapıcaktık, en fazla kim yicek diye..
Sonuç mu ?
Şuan borcu falan yok ama hala lahmacun yemedik.

Eve geç kalmıştım.
Gitmem gerekiyordu ama onun yanından ayrılmak istemiyordum.
Göz göze geldik yine. Gözlerine baktıkça başım dönüyordu.
Baktıkça sarhoş oluyormuşum gibi..
Onda beni çeken bişeyler varmış gibi..
Yanaklarımın kızardığını hissediyordum. Bunu o da farketmişti.
O günden sonra kırmızı yanaklısı oldum ben onun.

Ona yardım etmem için beni zor zahmet ikna etmişti.
Ertesi gün bilet olayını halledicektik ve borçlarından kurtulcaktı.
Ama salak ben bileti kaybettim. Allah belamı versin.

15 Ocak 2010 * ..
O derse girmemişti. Bende dersten izin alıp çıkmıştım.
Bahçede konuşuyorduk. Bileti kaybettiğim için kızgındı bana.
Onu hiç o kadar sinirli görmemiştim. Bileti kaybettiğim için özür diledim.
Çok kızgın bakıyordu. Bense ona masumca bakmışım.
O an farkında değildim, sonradan söyledi.
Ve ona söz verdim herşeye rağmen ona yardım ediceğime.
O da bana söz verdi, damarıma basmıcaktı.

22 Ocak 2010 * ..
15 tatil geldi.
Bu onu 15 gün göremiceğim anlamına geliyordu.
Tanrım koskoca 15 gün ! Nasıl geçicekti zaman ?

Şubat 2010 * ..
Bigün buluştuk.
Şansıma tüküreyim hava şartlarına bi türlü uyum sağlayamıyorum.
Yağmur yağıyordu ve saçım başıma girmişti ıslaklıktan.
Ayrıca onuda bekletmek zorunda kaldım.
Gittiğimde biraz atar yaptı ama beni gördüğüne sevinmiş gibiydi.
Uzun süre sohbet ettik.
Ben ona bakmaktan söylediklerinin çoğusunu duymuyordum bile.
Sonra yanlışlıkla laf arasında ona onu sevdiğimi söyledim.
Biliyorum bu çok aptalca ama yaptım işte.

Eve dönme vaktim yaklaştığında birlikte otobüs durağına yürüdük.
Benimle birlikte o da otobüs bekledi tek kalmamam için.
Biz muhabbete devam ederken otobüs geldi.
"Boşver bu otobüs gitsin, sonrakine binersin" dedi.
Yanımda biraz daha kalmak istiyor gibiydi.
(belkide bana öyle gelmiştir..)
Bi süre sonra başka bir otobüs geldi. Artık ayrılık vaktiydi.
Görüşürüz dedi ve yanağıma bi öpücük kondurdu.
Bu inanılmazdı, gerçekten. Çok değişikti. Tarifi olmayan bi duygu.
O an öldüm sandım. Yada kalbimin durduğunu falan.
Dondum, afalladım, aptallaştım. O da farketti bu garip tepkimi.
Dalga konusu oldum. Ama o anı yaşamaya değerdi.

6 Şubat 2010 * ..
Face'de ilişkisi var yaptı.
İlk önce G ile olduğunu düşündüm ama değilmiş.
Başka biri varmış. B !
Sevmediğini söyledi ama çıkıyorlardı işte B'yle.
Her ne kadar ilişkisi yok yapmasını söylesemde yapmadı.
Tüm ısrarlarıma rağmende iletisindeki B harfini silmedi.

13 Şubat 2010 * ..
İlk kez face'de okey oynadık onunla.
Evet, eğlenmiştim.
Hayatımın sonuna kadar onunla okey oynıyabiliceğimi bile düşünmüştüm.
Ama sonra çıktık ikimizde.

14 Şubat 2010 * ..
Sevgililer günüydü.
Ellerimin bomboş olmasına alışkındım.
Ama onun B ile buluşmuş olduğunu düşünmek beni çıldırtıyordu.
Üzgündüm, birazda kırgın.
Sevgiliydi onlar. İki salak sevgili !
Evet bunu söylemek benim için sinir bozucu. Ama sevgiliydiler işte.


21 Şubat 2010 * ..
Herşey yolunda gidiyordu. Yine sürekli mesajlaşıyorduk.
Ama tabi B ile çıkmaya devam ediyordu.
Sevmediğini söylüyordu ama çıkıyordu işte.
Face'ine girdim, beni silmişti !
Sinir katsayım tavan yaptı. Hemen ona mesaj attım ve durumu sordum.
B'nin onun face'ine girip sildiğini söyledi inanmadım.
Çünkü daha önce şifremi kimseye vermem demişti bana..
O kıza verdiğine göre o çokmu değerli ?
Yoksa vermeyip kendisimi sildi ?
Bu soruların cevabını hala bilmiyorum.

Bu durum çok sinirimi bozmuştu.
Ona B ile ne halt yerse yesin umrumda olmıcağını söyledim.
Artık benimle konuşmamasını da söyledim.
Madem face'i siliyorsun o zaman msn'imi ve tel numaramıda sil dedim.
Yapacağımız herşey için hevesimin kaçtığını söyledim.
Hevesimi geri getiriceğini söyledi.
Evet günlerce bunu söyledi. Hevesini geri getiricem dedi.
Bütün sözleri yapıcaz dedi.
Sonuç mu ?
Hala hevesim yerine gelmedi ve hala hiçbir şey yapmadık..

Mart 2010 * ..
Nedenini bilmediğim bi soğukluk oluştu.
Hiç mesajlaşmaz hale geldik.
Artık okul dışında gerekmedikçe konuşmuyorduk.
Başlarda üsteledim biraz. O atmasada ben attım mesaj.
Ama soğukluk girmişti bi kere aramıza.
Hem B vardı..

20 Mart 2010 * ..
Bu onların 2. aylarıydı.
Evet, onlar çıkmaya başlayalı tam tamına 2 ay olmuştu.
Koskocaman 2 ay.
"2.ayınız kutlu olsun. İnşallah hiç ayrılmazsınız"
İçerikli bir mesaj attım ona.
"Sağol" dedi.
Sonra sildim numarasını.
Benim yanımda olmadıktan sonra mesaj atsa ne fark eder ?
Adam gibi adam olsa kaç yazar ?
Benim gözümde bitik, yanımda olmadığında.
Siliverdim bende numarasını işte. Ezberimde ama olsun.
Ben o numarayı her şekilde söyliyebilirim.
Ağlayarak, hıçkırarak, kahkaha atarak, ıslık çalarak vs vs.
Ama bi daha ona mesaj atmıcam !
İnadımı bilirsiniz..

Şimdi mi ?
Bugün 27 Mart.
Hala nargile içmedik ve hala lahmacun yemedik. Yalanmış onlar..
Hala hevesimi yerine getirmedi. Hevesimi yerine getireceğide yalanmış..
Hala mesaj atmadı. Ve biliyorum sms'im yok demesi de yalan !
Okuldaki kızlarla konuşmıcak oluşu da yalanmış. Artık herkezle samimi.
Hani bana B'yi sevmiyorum diyordu ya. İşte o da büyük bi yalan !
Onu tanıdım sanıyordum, tanıyamamışım kabul.
Yalandan kızmış bana, yalandan bağırmış..
Beni kıskanması bile yalanmış. Yalandan öpmüş o kırmızı yanağımı..
Yalan söylemiş "sen benim kızmızı yanaklımsın" derken.
Çünkü hiçbirşeyi değilmişim onun..

Geç oldu ama anladım, yalan gerçekleri .

~
Bunu hiçbir zaman okumıcak biliyorum. O okusun diye yazmadım zaten.
by.

6da kalktım şaş :D

Bu sabah 6 da kalktım !
Vay anasını sayın seyirciler :D
Evet yanlış duymadınız 6da kalktım. Evet ben.
Aylin burdan sana sesleniyorum hacı.
Duyunca dudakların flan uçuklamasın, tahtaya vur maşallah de.
Gizem aynı şey senin içinde geçerli bebeğim.
İnanın, gerçekten 6da kalktım.
Sonra yüzümü yıkadım, hazırlandım ve yemek yedim. (8e kadar)
Ayakta uyur biçimde evden çıktım, Ayşenurun yanına gittim.
Oda beni bekliyordu zaten. Ve biliyorum kesinlikle oda uyuyordu, ayakta.
Okula gittik. Sınıfta bulunan herkez hayal kırıklığına uğramıştı.
Çünkü Faruk hocanın sınıfındaydık !
Tabiki derse girmedim :D

Evet sevgili okuyucu bugün bir kez daha anladımki;
İstediklerini elde edebilmek için cazgır olmak lazımmış.
Bu memlekette kibarlıkla bi yere gelen varsa beri gelsin.
Gittik Emin hocaya birsürü şikayette bulunduk.
(müdür yardımcımız olur kendisi)
Önce ık-mık dedi, olmaz dedi.
Peki siz benim isteyipte oldurtamadığım bişey gördünüzmü ? -Haha.
Kibarlıkla, iyi niyetle yok efendim hanımefendilikle olucak iş değilmiş bunlar.
Dişlerini göstermen gerekiyormuş.
En sonunda adam pes etti.
İstediğimizi yapıcak.
Haftaya kadar beklicez ama geç olsun güç olmasın hacı.

Ayrıca Kadriye hocayla ders yaptık. Şok !
Evet evet. O kadına bi antipatim olduğunu herkez biliyor.
Ama kurs gayet hoş geçti. Neredeyse bütün geometri sorularını çözdüm.
Aştım ben olayı hacı.
İdda ediyorum bu konudaki btün soruların a*ınakoyucam :D
Sınavda ne yaparım orası bilinmez ama şmdilik böyle düşünüyorum.

Hı bide çıkınca Erol'a gittik.
Pembe pantolonu bana ayırmamış deli oldum bilader.
489574895 kere söyledim ayır diye aq.
Neyse, bende mavisini aldım. Buda çok hoş.
Evet gerçekten sevdim.

Eve geldiğimde saat 2 civarlarındaydı.
Ve gelir gelmez yatağıma uzanıp dinlenmek paha biçilemez bi duyguydu.
Kış uykusuna yatmayı planlıyordum ama annem uyutmadı.
Hem zaten yaz geliyor,
bu yüzden kış uykusuna yatamadığım için üzülmedim jdfdkjhdsfdf

Bu arada bu hafta sınav haftasıymış biri beni dürtüklesin.
Konular hakkında en ufak bir bilgim bile yok.
Bilgiyi geçtim, hangi konuları işlediğimizden bile bi haberim.
Nedir benim bu hallerim ya ?
Evet önümde birsürü sınav var ve ben hala saçma salak şeylerle uğraşıyorum.
Biri bana ders çalış desin lütfen.

Şuan bunu yazarken Ulukaya msnden ileti gönderdi.
Onuda buraya dahil edeyim dedim.
Derin mevzulara dalıcaz Ahmet hazırla kendini koçum.
Hı bide evet burdan belirtmek istiyorumki sana uyuz olan kişi benim jdfkjdsfkj
Fotomuda beğendiğin için teşekkürlerimi borç bilirim.
Ayrıca o kız salaktı bunuda söylemeden geçemicem. Bil yani.
Bide bana biraz dil anlatım konularını çıtlatırsan çok sevinicem canım.

Neyse bu blogta burda bitsin artık.
Ha bide Batu Yavuz'la bir ilişkim yoktur.
Arkadaşımdır. Severim kendisini.
Dijimon'um, sevdiceğim.
Saygılar.
Hadi by :D

İlham perimi getirin.

Al işte.
Benim işler hep böyle zaten.
Abuk sabuk zamanlarda yazı yazasım gelir.
Cümlelerimi en güzel sözcüklerle süsleyerek düşüncelerimi rahatca anlatabilirim.
Zaten genellikle konuşurken değilde yazarken kelimeler anlamlanır benim için.
Birine bi metin olarak cevap yazmam gerekirse onu yerden yere vurabilirim.
Hatta bi daha hiç konuşmamak üzere susturabilirim.
Ama gel gelelim nihayetinde bi yerden sonra iş ilham perisinde bitiyor.

Şuan lanet bi dil anlatım dersindeyiz ve lanet bi kompozisyon yazmam gerekiyor.
Ama bende bi gram ilham yok.
Yazamıyorum hocam nie zorluyosunuzki alala ya.
İnsan biraz düşünür bilader belki kızcağızın ilhamı yoktur diye.
Yok aq yok illa şeylik yapıcak. İlla. Düşüncesiz.

8 kere başladım ve sildim.
En sonunda sayfa yırtıldı.

Dersin bitmesine son 7 dakika ve ben hala yazıcak bi konu bulamadım.
Negüzel dimi ?
Hay aklıma -.-


Aaaaa buldum laan.
Buldum buldum valla buldum.
İlham geldi. Valla billa geldi.
Şuan aklımda müthiş bi konu var.
Ama söylemicem.
Hadi by.

Not : İlk cümleyi yazana kadar ders bitti. Şansıma tüküreyim. By.

Tanrım okulu su bassın bişey olsun noluur :D

Okuldayım.
Bu lanet yerde gün gecmek bilmiyor.
Az önce sınavların 1 hafta ertelendigi söylenildi.
Sınıfca mutluluktan çatlıyoduk.
Ama sonra bunun asılsız haber oldugu ortaya cıktı.

Ayrıca derste boş. Komutan beyamca gelmemis .)
Sakızımı o kadar keyifle patlatıyorumki görmelisin sevgili okuyucu.

Bütün paramı harcadıgım icin suan yemek yiyemiyorum.
Tek yapabildigim telefonumu elime alıp nette dolaşmak..
Bunada şükür :D
Hic degilse dincinin insan hayatındaki en heycanlı evrelerini anlatışını dinlemek zorunda kalmıyoruz :D

Hava çok güzel.
Umarım son derste bos olur ve bu lanet yerden erken cıkarız.

Suan Aylin yanımda ot yeme moduna gecti.
Gizem bugün zten gelmedi.
Ahh löve burda olmalıydın pskoda moronları işledik asdasdasd :D:D
Neyse sanırım bende Aylincigime katılsam iyi olucak.

Bu arada bunları yazmak icin ugrasırken sakız yüzüme yapıstı :D
Neyse bu kadar yeter.
Görüsmek üzere, hoşçakal sevgili blog :)

Küçük Selin'e öğütlerim :)

Ekşi Sözlük'te 10 yıl önceki haline öğütler tarzı bi başlık vardı.
Çok hoşuma gitti ve bunu blog konusu yapmalıyım dedim. Başlıyorum bak.

Öhööm öhööm sevgili küçük Selin,
Öncelikle ilkokula başladığında Rus bi öğretmenin sınıfında olucaksın.
Türkçeyi daha kendisi konuşamayan bi kadın.
Bana nasıl okuma yazma öğreticek diye düşünme.
Seni en önde gerizekalı bi çocukla oturtmuş olsa bile o öğretmenini sev.
Çünkü ondan sonra gelicek olan herif çok daha beter olucak.
Sınıfında seni kendine rakip olarak gören mızmız kızlarada aldırış etme.
7'si birleşse 1 tane sen olamaz.
Bide o kızlardan biri bundan yıllar sonra 2009 yazında bi resim çekilcek.
Senden kısa olsada bacakları uzun gözükcek.
%80 ihtimalle shop, hiç düşünme bunun bacakları nasıl bu kadar uzun diye.

Arkadaş konusuna gelince; o salak kızlarla arkadaşlık yapma.
Ondan sonrakilerlede. Anlaşamıyosun kasma, lazım değiller.
Boşu boşuna gerilme niye hiç anlaşamıyorum diye.

Sınıftan bi çocuk var. Kardeşim diyosun sen ona.
Sizin dersaneden S ile çıkıp ayrılcak. 3ünüz buluşcaksınız falan.
Ama sonra o senin en yakın arkadaşına senden hoşlandığını söylicek.
O yüzden ona hiç yakın davranma. Kardeş mardeş laf.
Kardeş ayaa göt ayaa bak sözümü dinle göte gelme.
Hatta sonra senin için o da aynı okula yazılcak ve lisede de beraber olucaksınız.

Bide E var sınıftan. Kanki olcaksınız çok güvenceksin.
Ama 8.sınıfın sonlarında senden hoşlanıyorum ayakları yapıcak.
Direk ver yolu, takma. Çok ağlıcak ama salla.
Yanında oturan kız sana onu savuncak.
Seni üzcek laflar ederse, çenesini kapalı tutmasını söyle.
Zira o kızın laf dışında yapabilceği hiçbişey yok.
İlerde görceksin, bi halt olmıcak.
Sakın sonsuza dek en iyi arkadaş olucaz hayalleri kurma olmıcaksınız.
Bide ondan sonra bi kız gelcek, o da yaramaz boşver uzak dur.

Sonra bide dersane var. Hergün düzenli olarak git, sakın devamsızlık yapma.
Çünkü sonra kıytırık bi düz lisede öğrencisi olmak zorunda kalıcaksın.
Dersanedeki o turuncu saçlı çocuğa ölme bitme. Sana "şşt şşt" yapıp durcak.
Yanına git, "bilader bi derdin mi var" diye sor. Sonradan içinde kalıcak.
Eğer bunu da yapmadıysan, bekle, bigün okuldan eve erken gönderiliceksiniz.
Burayı iyi dinle bak ! Eve geldiğinde üstüne güzel bişeyler bul.
Sakın eşofman ve gerizekalıca bi hırka giyip saçını toplama.
Çünkü arkadaşlarınla gezmeye gidiceksiniz. Yolda o çocukla karşılaşıcaksınız.
Sonra sana göz kırpcak falan, güzel olman lazım.
Ama bi daha karşılaşmıcaksınız, o yüzden onu salla.

Esas uyarı yerine geldim ! Bi çocuk gelicek.
Hayatında ilk kez aşık olduğun adam odur işte..
Baş harfi E. Hayatındaki bütün peri masallarının başlangıcı o olucak.
Onu sev tamam mı ? Sevme demem abes olur, seviceksin çünkü.
Önüne geçemezsin biliyorum.. Karşılığı daha az olucak ama sev !
Onu sevmek yaptığın en aptalca hareket olucak ama sev !
İlk başta imkansız olduğunu düşünüceksin ama öyle düşünme minik Selin.
Sizin gruptaki kızlarda onun arkadaşından hoşlanıyo olcak.
Ama sende ondan hoşlandığını bi an önce arkadaşlarına söyle.
Yoksa senin o sıralar en samimi olduğun kız sana gelip,
"ben E'den hoşlanıyorum" dicek ve sen mal gibi kalıcaksın.
Bide üstüne onunla aramızı yap dicek.
Ama yapma sen. Bak ben ettim, sen etme.
Sonra o kızla E çıkıcaklar. Sen E'yle kanka olmak zorunda kalıcaksın.
Ama hiç bi zaman umudunu kaybetme küçük Selin.
En sonunda sana açılcak o. Mutluluktan uçma.
Biliyorum ömür boyu ayrılmıcakmışsınız hissiyatına kapılcaksın ama
2 ay çıkcaksınız. Sonra gidicek. O öyle gider gelir alış ona.
Hani hep "herşey güzel olucak" diyosun ya olmıcak bilader.
Ömrünün 3 senesini çalıcak. 4908549058094 kere çıkıp ayrılcaksınız.
O çocuğun yolu hep sana düşücek.
Ama o gördüğün rüyalardaki gibi olmıcak hiçbişey bak benden söylemesi.
Hadi diyelim ki dinlemedin beni, malum az salaksın, o zaman o acıyı çekerken;
yazı yazıp dur, o zaman yazdıklarımı şimdi bile okuyup bayılıyorum, yaz sen.
İyi yazıyosun aklından çıkarma tamam mı kızım ? Aferin canım.

Sonra bide pandaya benzeyen kız var. Kızın salak olduğunu sende biliyosun.
Hiç umursama. Bide size yakın oturan 2 tane kız var.
O kızlardan biri bildiğin süzme zekalı salak. Diğeri sana rakip olabilir.
Kafası iyi çalışıyor, herkesi senle kavga ettirmek için uğraşcak.
Sen tek takıl bitanem tamam mı ? Tekrar söylüyorum, yine söylicem.
Sen kızlarla anlaşamıyosun ! Ömrün boyunca olmıcak bu.
Erkeklerle de kanka olamıcaksın, sana çıkılcak kız gözüyle bakıcaklar.

Ortaokulda tatlı bulduğun çocukların hepsi büyüynce aşırı tipsiz oldular.
Ayrıca tipsiz bulup reddettiklerinde büyüdüklerinde aşırı taş oldular.
Kafanı taşlara vur. Kıvılcımlar çıkana kadar.

Bide bi kız var H. O kız senin 10 yıllık arkadaşın.
Kendini bildin bileli hep var o.
Bigün onla okulu asıp Resimli'ye gitceksiniz.
Sonra oraya gelenlerle tanışıp bi grup kurcaksınız.
Günler süper eğlenceli geçicek. 2-3 ay takılıcaksınız.
Ama sonrası nanay. Birbirinizi bi daha görmiceksiniz.

Sonra bigün otobüs durağında beklerken bi kız görüceksin. Baş harfi A.
Git konuş onla. Bitanen olucak o senin. Ona güven, ona sarıl.
Diğerlerini boşver gitsin. 10. sınıfta aynı şubeye düşüceksiniz.
Sonra bi kız daha gelicek baş harfi G.
Onuda çok sevin tamam mı canım ? Aferin.

Haha. Ondan sonra da işte şuan aklımdaki çocuğa gelicez.
İlk kez kampta konuşucaksın onunla.
E'ye çok benziyor. Evet ikizi gibi. Bu çok etkileyici.
Sonra bu çocuk senin msnini falan eklicek muhabbetiniz ilerlicek.
Ama hiç heves yapma.
Başta herşey güzelmiş gibi olucak fakat sonra işler değişcek.
B harfiyle başlayan gerizekalı bi kızla çıkmaya başlıcak.
(Hatta hala çıkıyolar) Sakın bu yüzden kendini sinirden yiyip bitirme.
Bide aynen hep masum ol tamam mı yavrum ?
Masumluğuna bayılıyor o senin.
Ayrıca yanaklarım kırmızı diye kendi kendini gıcık edip durma.
O senin yanaklarına hasta.
Bide kıskanclık krizlerine girip aptal gibi davranma.
Cadı gibi davranırsan tabi senden kaçar. Sakin ol. Sakinleşmeyi öğren artık.
O kızları kıskanmana hiç gerek yok aq git aynaya bak birmisin onlarla ?
Olumlu ol azcık ya.

Gelelim şeye. Saçların berbat !
Sen büyüdükçe saçlarında daha da berbat olucak.
Saçın hemen uzarken değerini bil , uzat uzatabildiğin kadar.
Sakın kısa saç yakışır mı diye düşünme, olmaz. Ben yapmadım bak.
Bide saç düzleştiricisi denilen gerizekalı alete sakın takılma !
Saçımın anasını ağlattı. Sakın dedim bak ben ettim sen etme.
Çok yıpranıcak saçların.
Bide ellerin ayakların çok güzel, git bir sürü oje al, sür sür çık.
Kullan şunu. El önemli bi husus tamam mı ?
Oturup yemek yemeğe para vericeğine, git güzelliğine para yatır !

Derslere gelince. 8'de Oks sınavında sakın kaydırma, ben yaptım sen yapma.
Tamam mı gülüm ?
9da aptal derslerine dikkat et.
İngilizcen çok iyi olucak, övün onunla, kullan onu.
Fiziğe dikkat et, bi kere 90 alıcaksın, değerini bil salakcım tamam mı ?
Çalışsan kafan basar, kır dizini otur bari sınavdan önceki ders çalış !
Sakın geriliyorum falan deme, valla boğarım seni !
Kimyayada kafan basıyor, azcıkta köşelerden bak tamam mı ?
Kitabı aç bi başlıklara bak, o kadın zor soruyor bak tamam mı ?
Bide 10. sınıfta eşit ağırlığı seçiceksin.
Arkadaşların ot yer moduna giricek. Sende katıl onlara.

Ayrıca herkes sürekli rahat olmana takmış olucak.
Boşver sen onları böyle devam. Hep rahat ol.
Hayat güzel, takıl sen kafana göre tamam mı ? Oldu mu yavrum ?

Buda sonuncusu. Olmayan şeyi oldurtmaya çok kasma.
Zoru görünce arkana bakmadan git. Hiç uğraşma.
Bugüne dek uğraştım ama vakit kaybı tamam mı ?
Yalancı bi insandan dürüst birini çıkaramazsın.
Olumsuz bi insandanda olumlu biri yaratamazsın.
İnsanlar değişmez. Bunuda unutma.
Boşu boşuna çaba harcama, o zamanı kendine ayır.
Git müzik dinle, yazı yaz, gez toz. Sonra o zamanlara çok yanarsın !
Herkesi muhteşem iyi insanlar gibi düşünme. Kimseyle samimi olma.
Kimseye tamamen açılma, kimsenin önünde ağlama.
Her lafa vericek cevabın var senin. O cevapları içinde tutma. At gitsin.
Seni seven insanlar, seni saçmalasan da sevicektir..
Gidenlere dur deme. Bırak defolsunlar.
İnsanların ne hissettiğini umursama, kendini diğerleri için üzme nolursun..
Tamam mı ablacım ? Tamam mı güzelim ?
Büyüyünce bütün dünya önünde secde edicek rahat ol sen.
Ayrıca burnunda yanaklarında çok hoş ! Kafanı buna takma.
Bide doğum günlerine çok ümit yükleme, muhteşem geçmicekler..
Sevgililer gününde de yanlız olucaksın hep..
Hayatının iyi yerlerine odaklan.
Hep sabah olucak, hep herşey muhteşem olucak tavrıyla dur.
Evet depresif olmak havalı gözükebilir, ama değil ve aptalca tamam mı ?
Kimseye benzeme. Hiçbişey için pişman olma !
Şimdi gidebilirsin..
Bu dediklerimi aklından çıkarma. Akıllı ol azcık.
Bak ben 16 oldum ama henüz bi halt yok.
O yüzden büyümek için acele etme tamam mı küçük Selin ?
Bu söylediklerime bakıp sakın korkma. Çok eğleniceksin, ben öyle yaptım.
Kolla arkanı. Görüşürüz. İyi yolculuklar.
Hadi by.
 

Blog Template by YummyLolly.com - Header made with PS brushes by gvalkyrie.deviantart.com
Sponsored by Free Web Space